Rating: 0
Content: K​redilerde Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Uygulaması
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), Türkiye ekonomisine ilişkin yıllık kalkınma planı ve programlarda ö​ngörülen hedeflere paralel olarak ihracatın ve yatırımların teşvik edilmesi amacıyla kurulmuştur. Bankalarca tahsil edilen fon tutarı daha sonra Merkez Bankası’na devredilerek ihracatçılara, yatırımcılara ve ihtisas bankalarına kaynak aktarımı sağlamaktadır.
Aynı zamanda, KKDF uygulaması yurt dışından alınan kredilerin veya yurt dışına borçlanmaların cazibesini azaltarak, ülkenin toplam dış borç stokunun kontrol altında tutulması için bir araç olarak da kullanılıyor.
KKDF kesintisi yalnızca yurt dışı finansmana değil, vadeli ithalatlara da uygulanıyor. Bu yazımızda yalnızca yurt dışı kredilere ilişkin KKDF kesintisi konularını ele alıyoruz, ancak daha sonraki yazılarımızda vadeli ithalatlar üzerindeki KKDF kesintisini ayrıca tartışabiliriz.
Kredilerde KKDF kesintisi, herhangi bir istisna uygulanmadığı takdirde, ​Türk banka ve finans kurumlarının yurt dışından sağladıkları finansman dışında, yurt dışından sağlanan kredilerin anapara veya faiz ödemeleri üzerinden aşağıda belirtilen oranlarda yapılıyor:

  • Türk Lirası kredilerde, faiz üzerinden %3 (kredinin vadesine bakılmaksızın)
  • Döviz ve altın kredilerinde, vadelerine göre anapara üzerinden %0 – %3 (Ortalama vadesi 1 yıla kadar olanlarda %3; 2 yıla kadar %1; 3 yıla kadar %0,5; 3 yıl ve üzerinde ise KKDF uygulanmıyor)

KKDF Kesintisi Ek Maliyet Doğuruyor
KKDF kesintisi, pratikte Türkiye’de mukim şirketlerin yurt dışından kullandıkları kredilerde ek bir finansman maliyeti olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırım kredilerinde, KKDF kesintisine ilişkin bir istisna olmadığı durumlarda veya finansman yapısı, KKDF kesintisini en aza indirecek bir yapıda kurulmadığında (ki kurulması mümkün), bu ek finansman maliyetini finansal modellerde ve fizibilite çalışmalarında dikkate almak gerekiyor.
Ortalama vadesi 3 yılın üzerinde döviz/altın kredisi aldıysanız, KKDF mevzuatından gelen bir istisnanız olabilir ancak yurt dışından TL cinsinden kredi aldıysanız, vadesine bakılmaksızın faiz üzerinden %3 KKDF ödemeniz gerekiyor, yani bu yatırımcıyı kurtarmıyor.
Son dönemlerde yabancı para cinsinden borçlanan yatırımcıların, özellikle EUR ve ABD Dolar kurlarındaki artış sebebiyle zor duruma düştükleri düşünüldüğünde, hali hazırdaki döviz kredilerinin yeniden yapılandırılması veya yatırımların TL cinsinden kredilerle finanse edilmesi tercih edilebilir. Bu durumda da finansman üzerindeki KKDF maliyetinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.
KKDF Kesintisinde İstisna Uygulamasında Pratikte Yaşanan Güçlükler
Yatırım, “teşvik edilen” bir yatırım ise, yani bir yatırım teşvik belgesi var ise ve yatırım teşvik mevzuatı kapsamında bir kredi alındıysa, para birimine ve vadesine bakılmaksızın (1 yıldan uzun vadeli krediler yatırım kredisi sayıldığından, minimum vade 1 yıl olmalıdır), bu kredilere KKDF istisnası uygulanıyor. Dolayısıyla, KKDF mevzuatı kapsamında uygulanan bu istisna, teşvik belgeli yatırımcılara, diğer teşviklere ek olarak, finansman maliyetinin düşürülmesi yoluyla ayrıca bir katkı da sağlıyor.
Ancak son dönemde, Teşvik Belgesi kapsamında alınan krediler için yapılan faiz ödemeleri teoride her ne kadar KKDF kesintisinden istisna olsa da, pratikte bankalar tarafından istisnanın uygulanması konusunda bir takım güçlüklerle karşılaşıldığını görüyoruz.
Yurt dışından sağlanan kredilerin, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 17. maddesine göre, Türkiye’de yerleşik bankalar aracılığıyla sağlanması gerektiğinden, fon kesintisinin ödenmesi krediye aracılık eden bankanın sorumluluğundadır.
Bu sebeple, yurt dışından sağlanan finansman söz konusu olduğunda, bankalar risk almamak adına, bu konuda hassasiyet göstermekte ve karşılaştığımız bazı örneklerde teşvik belgesi kapsamında alınan bir kredinin KKDF kesintisi istisnasının, yatırım teşvik belgesinin süresi ile sınırlı olarak uygulanması gerektiği yönünde bir yorum getirmektedirler. Bu doğrultuda, yatırımcı şirketlere, ancak Maliye Bakanlığı’ndan görüş aldıkları takdirde istisnayı uygulayabilecekleri şeklinde yönlendirmeler yapıldığını duyuyoruz. Bu yoruma sebep olan ilgili mevzuat dayanağı istendiğinde ise gelenekçi bir takım görüşler dışında somut bir mevzuat alt yapısının bankalarca sunulamadığı anlaşılıyor.
KKDF Uygulanacak mı?
Mevzuat'a bakıldığında, yatırım teşvik belgesi kapsamında kullanılan kredilerin KKDF istisnasının uygulanmasında aranan şartlar, Merkez Bankası’nın 2002/YB-1 sayılı Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin (2.1.4.3) numaralı “Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Kullanılacak Kredilere İlişkin Esas ve Usuller” bölümünde ve diğer ek mevzuatlarda açıklanmıştır.
İlgili Genelge’nin 2.1.4.3/8 bölümünde “Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında kullanılacak kredilerde azami vade sınırı bulunmamaktadır. Yatırım Teşvik Belgesi’nde öngörülmüş bir iç kredi, dış kredi veya döviz kredisinin vadesinin, belgenin süresi içinde kalması şart değildir” açıklaması yer alıyor.
Hatta kredinin kısım kısım kullanılmasının, vadesinden önce kısmen veya tamamen ödenip tekrar kullanılmaya başlanması halinde dahi bu tahsilat ve ödemeler aynı kredi sözleşmesine istinaden yapıldığından, her bir kısmi kullanım yeni bir kredi olarak görülmeyip ilk kullanımla belirlenen kredi vadesinde değişiklik yapılmayacağı belirtiliyor.
Bununla beraber, ilgili mevzuatlara bakıldığında, KKDF kesintisine ilişkin istisnaın uygulanmasında süre sınırlaması getiren herhangi bir hüküm yer almıyor.
Dolayısıyla, ilgili mevzuatlar incelendiğinde (Merkez Bankası, KKDF Mevzuatı, Yatırım Teşvik Mevzuatı) ve bu mevzuatların amacının yatırımların teşvik edilmesi olduğu düşünüldüğünde, YTB kapsamında kullanılan kredinin vadesinin YTB süresi ile sınırlı olmasının gerekmediği ve istisnanın, vadesinden bağımsız olarak ve vade sonuna kadar uygulanması gerektiği sonucuna varıyoruz. Dolayısıyla, bu gibi bir yatırımda kredisinde ilave koşul aranmaksızın (örneğin, yatırım süresi ile sınırlı olmaksızın) KKDF kesintisinin uygulanmaması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu değerlendirmede şirketlerin yatırım döneminde kazanç elde etmesinin normal olarak beklenemeyeceği ve kazanç elde etmeksizin yatırım kredisinin yatırım teşvik belgesinde öngörülen süre içerisinde geri ödenmesinin işin doğası gereği mümkün olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi bir yorumun (örneğin, KKDF istisnasının yatırım süresi ile sınırlı olmasının) fiiliyatta hiçbir şirketin tam olarak bu istisnadan yararlanamaması ve mevzuatın amaçladığı teşvikin de sağlanamaması ile sonuçlanacağını düşünüyoruz.
Aksi Durumda Ne Olacak?
Konu hakkında bankaların da yönlendirdiği gibi ilgili kurumlar özelge almak için Maliye Bakanlığı’na başvurabilirler. Ancak, özelgeler yalnızca adına özelge düzenlenenleri olası ceza ve faizlerden koruyor. Sorunun daha genel çerçevede ele alınması ve çözülmesi için Maliye Bakanlığı’nın bir Tebliğ ile düzenleme yapması beklenebilir.
Bununla beraber, Bankaların, özellikle de Teşvik Belgesi kapsamında alınan bir kredi söz konusu olduğunda, KKDF kesintisine ilişkin istisnanın uygulanmasında risk almaktan kaçınması doğal bir refleks olmakla beraber; günün sonunda, yatırımcıyı mağdur edecek yöntemler ile değil, sistemli bir kontrol ve organizasyon ile yani iç kontrol sistemlerini (mevzuat, prosedür, takip, vb) güçlendirerek KKDF kesintisine ilişkin istisnanın doğru uygulanmasını sağlamalarını ve yatırımcıyı zor duruma sokmamalarının önemine vurgu yaparız.​
AuthorName: Aslı Melek Gülseren
AuthorName:ID: 35
CategoryName: KKDF
CategoryName:ID: 99
ShortDescription: Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), Türkiye ekonomisine ilişkin yıllık kalkınma planı ve programlarda öngörülen hedeflere paralel olarak ihracatın ve yatırımların teşvik edilmesi amacıyla kurulmuştur. Bankalarca tahsil edilen…
Date: 4/18/2012
Attachments: http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/573/shutterstock_292922714-b.jpg
http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/573/shutterstock_292922714-k.jpg