Kategoriler
Ş.A. YMM

YATIRIM TEŞVİK BELGESİNİN DEVİR İŞLEMİNDE KDV İSTİSNA UYGULAMASI

Sirküler No: 3018

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğünün 22.07.2019 tarih ve 39044742-130[Özelge]-E.590984 sayılı özelgesinde;

Yatırım teşvik belgesi sahibi şirket tarafından ……. parselde bulunan, Güneş Enerji Santrali (GES-2) projesinin yatırım teşvik belgesinin tamamlama vizesi yapıldıktan sonra lisanssız olarak yatırımın bütünü ile … San. ve Tic. Ltd. Şti.ne yatırım teşvik belgesi üzerinde unvan değişikliği yapılarak devir işleminin gerçekleştirileceği, söz konusu devir işleminin katma değer vergisinden (KDV’den) istisna olup olmayacağı hususunda  görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı KDV Kanununun 13/d maddesinde, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamalarının KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/B-5.) bölümünde;

Yatırım teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine ve teçhizatın, Ekonomi Bakanlığının izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir başka mükellefe, bu mükellefin sahip olduğu yatırım teşvik belgesi eki listede aynı makine ve teçhizatın yer alması şartıyla istisna kapsamında devri mümkündür. Yatırım teşvik mevzuatı çerçevesinde Ekonomi Bakanlığının onay ve iznine tabi olmayan devir ve satışlarda, onay ve izin aranmaz.” 

Hükmü yer almaktadır.

2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın “Devir, satış, ihraç ve kiralama” başlıklı 22’nci maddesinde;

”(1) Yatırım tamamlama vizesi yapılmış teşvik belgesi kapsamındaki makine ve teçhizatın devir, satış, ihraç veya kiralanması, söz konusu yatırım mallarının teminini müteakip beş yılı doldurmuş olmaları halinde serbesttir.

……”

Denilmektedir.

Buna göre, yatırım teşvik belgesi sahibi şirketin belge kapsamında satın aldığı makine ve teçhizatın Ticaret Bakanlığının izin ve onayı ile yatırım teşvik belgesi üzerinde unvan değişikliği yapılmak suretiyle devrinin 3065 sayılı Kanunun 13/d maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

Açıklamalarına yer verilmiştir.

Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

 

 

Kategoriler
Ş.A. YMM

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU İLE İLGİLİ ÖZELGE ÖZETLERİ

Sirküler No: 2993

30.01.2020 tarih ve 64597866-130[12]-E.3379 sayılı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı özelgesi; 

Şirketin faaliyet konusunun her çeşit tabii ve suni kumaştan üretilmiş hazır giyim eşyaları ile tekstil ürünlerinin ithalatı, ihracatı ve pazarlaması olduğu, Atatürk Hava Limanı gümrüksüz bölgede (duty free bölgesinde) şube statüsündeki mağazada nihai tüketicilere perakende satış yapıldığı, söz konusu mağazaya ürünlerin tesliminin kendi adına düzenlenen fatura ve antrepo beyannamesi ile gerçekleştirildiği belirtilerek gümrüksüz satış mağazasına teslimi gerçekleştirilen ürünlerin ilk alımlarında yüklenilen Katma Değer Vergisinin iadeye konu edilip edilmeyeceği hususunda görüş talep edilmiştir. 

Şirketin, gümrüksüz satış mağazası niteliğini haiz şubeye KDV Kanununun 11 inci ve 12 nci maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde yapılan ve fatura ve antrepo giriş sayım tutanağını da ihtiva eden ilgili gümrük idaresi tarafından onaylı antrepo beyannamesi ile tevsik edilen teslimler KDV’den istisna olup, söz konusu teslimler nedeniyle yüklenilen KDV’nin, Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde iadesi mümkün bulunmaktadır.

03.10.2019 tarih ve 84974990-130[KDV-1/09/2018/İ/71]-E.336886 sayılı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı özelgesi;

Üniversiteye ifa edilen yapım işlerine ilişkin olarak katma değer vergisi tevkifatı uygulanıp uygulanmayacağı hakkında görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9’uncu maddesi ile vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinde ise, kısmi tevkifat uygulayacak alıcılar, kısmi tevkifat uygulanacak teslim ve hizmetler belirtilmiş olup, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları kısmi tevkifat yapmakla yükümlüler arasında sayılmıştır.

Vakıf Üniversiteleri kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşu olarak sayılmadığından kısmi tevkifat düzenlemeleri bakımından herhangi bir KDV tevkifatı yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, Üniversiteye ifa edilen yapım işlerine ilişkin bedel üzerinden hesaplanan KDV’nin tevkifata tabi tutulması söz konusu değildir. 

04.09.2019 tarih ve18008620-130[2015-701-86]-113116 sayılı Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı özelgesi;

Gemi acenteliği faaliyetinde bulunan, yurt dışından gelen ve yurt dışına gönderilen yüklerle ilgili olarak alınan yükleme boşaltma gözetim gibi hizmetlerin faturalarını doğrudan yurt dışında mukim armatörlere düzenlediği, Mersin Limanı dışındaki limanlarda yapılan yükleme, boşaltma gibi hizmetlerin liman işletmeleri tarafından, gözetim hizmetinin ise, yetkilendirilen bir acente tarafından yerine getirildiği belirtilerek, liman işletmeleri ve alt acenteler tarafından firmaya fatura edilen söz konusu hizmetlerin KDV Kanununun 13/b maddesi kapsamında KDV istisnası uygulanıp uygulanmayacağı hususunda  görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı KDV Kanununun 13/b maddesinde deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

İstisna uygulamasının tek safhalı olduğundan, gemiye veya acentesine doğrudan verilen hizmetlerin istisna kapsamında değerlendirilebileceği, alt yükleniciler tarafından verilen hizmetlerin istisna kapsamında mütalaa edilmeyeceği açıklanmıştır.

Liman sahasında gemi ve yük sahibi firmalara asıl yüklenici sıfatıyla şirket tarafından verilen veya gemi ve yük sahibi firmaların acentesi sıfatıyla tarafınıza verilen hizmetler istisna kapsamında değerlendirilecektir.

Ancak şirketin istisna kapsamında verdiği hizmetlerle ilgili mal ve hizmet alımları ise o mal ve/veya hizmetin tabi olduğu oranda KDV’ye tabi olacaktır.

02.09.2019 tarih ve39044742-130[Özelge]-E.706983 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı özelgesi;

Şirketin gemi ve yat acenteliği konusunda hizmet verdiği, şirket tarafından yurt dışından gelen ya da yurt dışına giden yatlara limanlarda, seyirle ilgili her türlü belgenin ve seyir edecek olan yatlarda görevli personellerde (kaptan, aşçı, vb.) bulunması zorunlu belgelerin (gemi adamı belgesi vb.) hazırlanmasına ilişkin acentelik hizmeti verildiği belirtilerek, söz konusu hizmetlerin katma değer vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 13/b maddesinde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

İstisna kapsamına, liman ve hava meydanlarında yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, deniz ve hava taşıma araçları için yapılan seyrüsefere ilişkin her türlü hizmet girmektedir.

Bu kapsamda deniz ve hava taşıma aracına verilen temizlik, güvenlik gibi hizmetler istisna kapsamında değerlendirilir. İstisna kapsamındaki hizmetin nev’inin yanı sıra, hangi deniz veya hava taşıma aracı için verildiğinin faturada gösterilmesi şarttır.

Buna göre, şirket tarafından yurt dışından gelen ya da yurt dışına giden yatlara limanlarda verilen seyirle ilgili her türlü belgenin ve seyir edecek olan yatlarda görevli personellerde (kaptan, aşçı, vb.) bulunması zorunlu belgelerin (gemi adamı belgesi vb.) hazırlanmasına ilişkin acentelik hizmeti Kanunun 13/b maddesi uyarınca KDV’den istisnadır.

Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

 

 

Kategoriler
Ş.A. YMM

İŞ ORTAKLIĞININ SONA ERMESİ NEDENİYLE DEVREDEN KDV TUTARININ İNDİRİM KONUSU YAPILMASI

Sirküler No: 2966

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğünün 29.11.2019 tarih ve 39044742-130[Özelge]-E.1042808 sayılı özelgesinde;

…şirketi ile … şirketi “…   yapım işi” için kurduğu …. iş ortaklığının işin tamamlanması ile sona ereceği belirtilerek, İş Ortaklığına ait devreden katma değer vergisi (KDV) tutarının Şirket tarafından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda  görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı KDV Kanununda;

Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

Mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri,

Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV ile mükellefçe indirilebilecek KDV’nin, Gelir ve Kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği,

Hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinde ise; indirilemeyecek KDV’nin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacağı belirtilmiştir.

İş ortaklıkları KDV açısından ortaklardan ayrı bir mükellefiyete tabi tutulmaları sebebiyle, iş ortaklığına ait devreden KDV’nin ortakların kendi muhasebe kayıtlarında ve KDV beyannamelerinde hisseleri nispetinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Buna göre, KDV Kanununun 29/1-a maddesi gereğince mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den indirebileceklerinden, … İş Ortaklığına ait devreden KDV’nin şirketiniz tarafından indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, indirilemeyecek KDV’nin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacağı tabiidir.

Açıklamalarına yer verilmiştir.

Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

Kategoriler
Erta Denetim

2020 Ocak Ayında Belediyelere Ödenecek Yıllık İlan ve Reklam Vergisi Uygulaması

BÜLTEN ( 2020-40 )

2020 OCAK AYINDA BELEDİYELERE ÖDENECEK YILLIK İLAN VE REKLAM VERGİSİ UYGULAMASI

1-Genel Olarak

Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince İlan ve Reklam Vergisine tabidir(Bel.Gel K.Md.12).

İlan ve reklam vergisi belediyelerin aldığı bir vergidir. Büyükşehir belediyesine sınırları içinde bulunan meydan, bulvar, cadde ve anayollar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilan reklamların vergileri büyükşehir belediyeleri tarafından alınır(5216 sayılı Büyük Şehir Belediyesi K. Md.23).

İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzel kişilerdir(Bel.Gel K.Md.13).

İlan ve reklam işlerini mutad meslek olarak ifa edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumludurlar(Bel.Gel K.Md.13).

Ocak ayında yıllık olarak ödenecek İlan ve Reklam Vergisi aşağıdaki tarifeye göre alınır(Bel.Gel K.Md.15).

  Verginin Miktarı

TL

  En az En çok
1.Dükkan, ticari ve sınai müessese ve    serbest meslek erbabınca çeşitli yerlere    asılan ve takılan her çeşit levha, yazı ve    resim gibi sabit bütün ilan ve reklamların    beher metrekaresinden yıllık olarak : 20 100
2.Motorlu taşıt araçlarının içine veya    dışına konulan ilan ve reklamların beher    metrekaresinden yıllık olarak : 8 40
3.Cadde, sokak ve yaya kaldırımlar üzerine    gerilen, binaların cephe ve yanlarına    asılan bez veya sair maddeler    vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki    ilan ve reklamların metrekaresinden    haftalık olarak : 2 10
4.Işıklı veya projeksiyonlu ilan ve    reklamlardan her metrekare için yıllık    olarak : 30 150
5.İlan ve reklam amacıyla dağıtılan broşür,    katalog, duvar ve cep takvimleri,    biblolar veya benzerlerinin her biri için : 0,01 0,25
6.Mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin    beherinin metrekaresinden : 0,02 0,50

Vergi tarifesinin uygulanmasında aşağıdaki esaslara uyulur:

1-Metrekare üzerinden yapılan hesaplamalarda, yarım metrekareye kadar olan kesirler yarım metrekareye, yarım metrekareyi aşanlar ise tam metrekareye tamamlanır.

2-Herhangi bir yüzeye yazılmak, takılmak veya çizilmek suretiyle yapılan ilan ve reklamlarda yazı ve resimlerin kapladığı alanın yüzölçümü esas alınır.

3-Çok cepheli ilan ve reklamlarda metrekare hesabı her cephe için ayrı ayrı nazara alınır.

4-Vergi tarifesinin 1, 2 ve 4’üncü bentlerinde belirtilen ilan ve reklamların süresi 6 aydan; 3’üncü bendinde belirtilen ilan ve reklamın süresi 1 haftadan az olursa vergi miktarının yarısı alnır. 6 ayı geçen süreler 1 yıl, hafta kesirleri de tam hafta sayılır.

5-Vergi tarifesinin 5 ve 6’ncı bentlerinde yer alan ve çok nüsha olarak basılan ilan ve reklamlar üzerinde basımevinin ticari ünvanı, adresi ve kaç nüsha olarak basıldığı ayrıca belirtilir.

Belediyelerin uygulayacağı tarife bu olmakla beraber, 1 Mart 2014 gün ve 28928 sayılı Resmi Gazete’de  yayınlanan 6257 sayılı Kanunun 5 ve 6 ncı maddeleri ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 96 ncı maddesinin (A) fıkrasına ikinci paragraf ve bu paragraf hükmünün uygulaması ile ilgili olarak geçici 7 nci madde ilave edilmiştir.

Daha sonra, 96 ncı maddenin A fıkrası  (700 Sayılı KHK’nın 63 üncü maddesiyle değişen ibare; Yürürlük: 09.07.2018) Cumhurbaşkanı, bu Kanunda en az ve en çok miktarları gösterilen vergi ve harçların tarifelerini belediye grupları itibarıyla tayin ve tespit eder.

Ancak, ilan ve reklam tarifesinde yer alan maktu vergi ve harç tarifeleri, Kanunda belirtilen en alt ve en üst sınırları aşmamak şartıyla mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıklar göz önünde tutularak ilgili belediye meclislerinin önerisi(700 Sayılı KHK’nın 63 üncü maddesiyle değişen ibare; Yürürlük:09.07.2018) üzerine Cumhurbaşkanınca tespit edilir. Tespit edilen bu tutarlar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu şekilde hesaplanan miktar ve tutarların, virgülden sonraki iki hanesi dikkate alınarak uygulanır. Şu kadar ki, bu miktar ve tutarlar ilgili tarifeler için belirlenen en çok tutarı aşamaz. Bu uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Belediye meclisleri, mahallin çeşitli semtleri arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıkları dikkate almak suretiyle belediyelerini dört gruba ayırırlar. Bu ayırımda, dört grup zorunlu olmayıp duruma göre daha az grup da belirlenebilir. Maliye Bakanlığı 45 Seri Nolu Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğinde bu tespitin nasıl yapılacağını açıklamıştır.

Her belediye, en az ve en çok sınırlar içinde kalmak koşulu ile bu tespitleri aşağıdaki tabloya göre yapacaklardır.

İlan ve Reklamın Türü ve Yapıldığı Yer Kanuni

Tarife

Grup/Verginin Tutarı (TL)
En Az (TL) En Çok

(TL)

1 2 3 4  
1. Dükkân, ticari ve sınai müessese ve serbest meslek erbabınca çeşitli yerlere asılan ve takılan her çeşit levha, yazı ve resim gibi sabit bütün ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak Bulvar ve Meydan 20 100          
Cadde 20 100          
Sokak 20 100          
2. Motorlu taşıt araçlarının içine veya dışına konulan ilan ve reklamların beher metrekaresinden yıllık olarak Toplu taşıma araçları 8 40          
Diğer 8 40          
3. Cadde, sokak ve yaya kaldırımları üzerine gerilen, binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki ilan ve reklamların metrekaresinden haftalık olarak Bulvar ve Meydan 2 10          
Cadde 2 10          
Sokak 2 10          
4. Işıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamlardan her metrekare için yıllık olarak Led ekranlı ilan ve reklamlardan 30 150          
Diğer ışıklı ve projeksiyonlu ilan ve reklamlardan 30 150          
5. İlan ve reklam amacıyla dağıtılan broşür, katalog, duvar ve cep takvimleri, biblolar veya benzerlerinin her biri için Bütün yerlerde 0,01 0,25          
6. Mahiyeti ne olursa olsun yapıştırılacak çeşitli afişler ve benzerlerinin beherinin metrekaresinden Bütün yerlerde 0,02 0,50          

2-Yıllık İlan ve Reklam Vergisinin Beyan ve Ödenmesi :

Yukarıda, yer alan  ilan ve reklamlardan süreklilik arz edenler,  ilan ve reklamlar için ayrıca yeniden beyanname verilmeksizin (değişiklik beyanları hariç) her yıl Ocak ayı itibariyle tarh ve tahakkuk ettirilmesi ve bu süre içinde de ödenmesi gerekir.

Yıllık ilan ve reklamların her yıl Ocak ayında beyanname verilmesi konusunda bazı belediyelerin web sitelerinde bilgiler bulunmaktadır. Ancak, Gelir İdaresi Başkanlığının 20.12.2006 gün ve B.07.1.GİB.0.66/6623-82/99506 sayılı yazısında, Bakanlıklarınca tüm belediyelere duyurulan 02.10.1990 tarihli ve B.ve M.A.D.531(90)/40923 sayılı genel yazıda; süreklilik arz eden ilan ve reklamlarda ayrıca yeniden beyanname verilmeksizin her yıl Ocak ayı itibariyle tarh ve tahakkuk ettirilmesi ve bu süre içinde de ödenmesi gerekir, denilmiştir.

Belediye meclisleri yukarıda yazılı yıllık ilan ve reklamlara ait vergileri, yılı içinde, iki eşit taksitte almaya yetkilidirler. İlan ve reklamlara ait vergileri yılı içinde, iki eşit taksitte alma yetkisini kullanmamaları halinde ilan ve reklam vergisinin, her yıl Ocak ayı itibariyle tarh ve tahakkuk ettirilmesi ve bu süre içinde de tamamının ödenmesi gerekmektedir.

3-Yıllık İlan ve Reklam Vergisi İle İlgili Hususlar

İş yerlerine tabela, levha vb. asmayanlar ile ½ metrekareye kadar olan ışıksız tabela, levha vb. asanların ilan ve reklam vergisi mükellefiyeti ve ilan ve reklam vergisi beyannamesi verme zorunlulukları bulunup bulunmadığı hususu 14.12.2006 tarih ve BGK-1/2006-1 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu Sirküleri/2′de açıklanmış bulunmaktadır. (Gelir İdaresi Başkanlığı,Özelge, 20.12.2006 gün ve B.07.1.GİB.0.66/6623-82/99506 sayılı).

Buna göre;

Gerçek veya tüzel kişilerden,

– Herhangi bir ilan ve reklam yapmayan, herhangi bir levha, tabela vb. asmamış olanlar ile,

– İş yerlerinin içine veya dışına ½ metrekareyi aşmayan ve iş sahibinin kimliği ile işin mahiyetini gösteren ışıksız levhaları asanların İlan ve reklam vergisi mükellefiyeti bulunmadığından, bu kişilerin ilan ve reklam vergisi beyannamesi vermesine gerek bulunmamakta olup bu kişiler adına herhangi bir ilan ve reklam vergisi tarhiyatı yapılmaması gerekmektedir.

4-İlan ve Reklam Asma, Tahsis ve Bakım Ücretleri

3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanunun 18 nci maddesinin (e) fıkrasında; 6 ncı maddenin (A) fıkrasının (c) bendinde belirtilen alanlardaki ilan asma yerleri, elektrik direkleri, büfeleri ile tercihli yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri Büyük Şehir Belediyelerinin gelirleri arasında sayılmıştır.

Bu ücretler, Belediye Meclislerince tespit edilmektedir. Yıllık alınan ücretler Ocak ayında tahakkuk ettirilerek ödenecektir.

İlan ve reklam asma, tahsis ve bakım ücretleri, 3030 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükmüne göre alınmakta olan bir ücret olup, ilan ve reklam vergisi ile bir ilgisi yoktur.

Bu nedenle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine tabi değildir.

Erdoğdu ÖZ

Yeminli Mali Müşavir

İstanbul,03.01.2020

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Ş.A. YMM

BANKADAN ALINAN YATIRIM KREDİSİNİN DÖVİZE ÇEVRİLEREK OLUŞAN KUR FARKININ VERGİLENDİRİLMESİ

Sirküler No: 2745

Adana Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğünün 18.07.2019 tarih ve 19341373-125[ÖZELGE-2018/20]-E.102331 sayılı özelgesinde;

Tarım ürünleri lisanslı depoculuk faaliyetinden dolayı mükellef olduğunuzu, henüz hiçbir ticari faaliyette bulunulmadığını, yatırım teşvik belgenizin bulunduğunu, yatırım faaliyetlerinde kullanılmak üzere bankadan Türk Lirası cinsinden yatırım kredisi alındığını, alınan kredinin dövize çevrilerek, döviz hesabına yatırıldığını belirterek, lehinize oluşan kur farkının geçici vergi ve kurumlar vergisi kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda,  görüş talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı,

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu,

Ticari kazancın tespitinde geçerli olan iki temel ilke “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar veya mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin eksiksiz tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, yatırımda kullanılmak üzere bankadan Türk Lirası cinsinden kullanılan yatırım kredisinin dövize çevrilerek döviz hesabına yatırılması sonucunda söz konusu döviz hesabının değerlemesinden doğan kur farklarının ilgili dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Açıklamasına yer verilmiştir.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

 

 

 

 

Kategoriler
Ş.A. YMM

İHRAÇ KAYITLI SATIŞI YAPILACAK MALIN SATICININ SANAYİ SİCİL BELGESİNDE MUTLAKA YAZILI OLMASI GEREKİR

Sirküler No: 2487

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğünün 15.11.2018 tarih ve 39044742-130[Özelge]-E.1023443 sayılı özelgesinde;

“Şirketin sahip olduğu sanayi sicil belgesinde belirtilen üretim konusu ürünler içerisinde yer almayan malların ihraç kaydıyla teslime konu edilip edilmeyeceği hususunda görüş talep edilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 maddesinde ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,

11/1-c maddesinde ise, imalatçıların imal ettikleri mallardan ihraç edilmek şartıyla yapacakları teslimler nedeniyle hesaplanan KDV’nin ihracatçılar tarafından ödenmeyeceği, mükelleflerce tahsil edilmeyen, ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek bu verginin vergi dairesince tarh, tahakkuk ve tecil olunacağı, ihracatın teslim tarihini takip eden 3 ay içinde gerçekleşmesi halinde de tecil edilen bu verginin terkin edileceği, hüküm altına alınmıştır.

Tecil-terkin uygulamasından “imalatçı” vasfını haiz satıcılar yararlanabilir.

İmalatçının;

  • Sanayi sicilne kayıtlı ve sanayi sicil belgesini haiz olması veya Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığından alınmış çftçi kayıt belgesi,gıda işletmesi kayıt belgesi, ve işletme onay belgelerinden herhangi birine sahip olması,
  • İlgili meslek odasına kayıt belgesi,Üretim yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan Sanayi Sicil Tebliğlerinde öngörülen sayıda işçi çalıştırması ve gerekli araç parkına sahip olması veya kapasite raporundaki üretim alt yapısına sahip olması gerekmektedir.

Bu nedenle, Şirketin sanayi sicil belgesinin üretim konusu bölümünde yer almayan ancak kapasite raporunda imalatının yapılabileceği belirtilen malların ihraç kayıtlı teslime konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”

Açıklamasına yer verilmiştir.

Bu açıklamalara göre son dönemlerde özelgelerin önemi de dikkate alınarak, ileride yaşanacak olumsuzlukları önlemek amacıyla firmalar tarafından sanayi sicil belgesinde belirtilen ürünleri gözden geçirmeleri, imalatını yaptıkları veya yapacakları ürünler için sahip oldukları belgenin revize işlemi ile ilgili kuruma (Sanayi Sicil Müdürlüğüne) başvuru yapılmasını önemle tavsiye ederiz.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

Kategoriler
Ş.A. YMM

ELEKTRİK VE DOĞALGAZ TESLİMLERİNDE KAYIT, BEYAN VE BELGE DÜZENİ

Sirküler No: 2409

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü’nün 14.09.2018 tarih ve 39044742-130 [Özelge]-E.826398 sayılı özelgesinde;

Şirketin elektrik piyasası işletim faaliyetine ek olarak Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası Yönetmeliği uyarınca, doğalgaz alım satımının ve uzlaştırma faaliyetlerinin sürdürüldüğü, Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası Yönetmeliği uyarınca fatura düzenlenme tarihinin en erken uzlaştırma dönemini (alım satım işlemlerinin yapıldığı ay) takip eden ayın on ikinci günü olduğu belirtilerek vergi kanunları açısından belge kayıt ve beyan dönemleri hususlarında görüşü talep edilmiştir.

Ticari kazancın tespitinde “tahakkuk” ve “dönemsellik” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir.

Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir.

Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasını ifade eder.

Buna göre, Kurumlar vergisi yönünden tahakkuk, Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası Yönetmeliğince nihai bedelin belirlendiği tarih itibarıyla gerçekleştiğinden, söz konusu gelir ve giderlerin bu tarih itibarıyla matrahın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanununun 231 inci maddesinin beş numaralı bendinde ise; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, gelirin tahakkuk tarihinden itibaren azami yedi gün içinde fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

3065 sayılı KDV Kanununun 2 maddesinde;

Su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımlarında mal teslimi olduğu,

10/g maddesinde ise, su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği, hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, KDV Kanunu yönünden tahakkuk tarihi (Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası Yönetmeliğince nihai bedelin belirlendiği tarih) itibarıyla vergiyi doğuran olay gerçekleştiğinden, tahakkuk tutarları üzerinden hesaplanan KDV’nin ilgili dönemde beyan edilmesi gerektiği tabiidir.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

 

Kategoriler
Ş.A. YMM

PERAKENDE SATIŞ FİŞİ İLE BELGELENDİRİLEN GİDERLERE İLİŞKİN KDV İNDİRİMİ UYGULANMASI

Sirküler No: 2384

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV ÖTV Grup Müdürlüğünün 04.04.2018 tarih ve 3904472-130[Özelge]-E.333687 sayılı özelgesinde;

Şirketiniz tarafından iş yerinde tüketilmek amacıyla satın alınan ve bedeli fatura düzenleme haddini aşmayan mal ve hizmet bedelleri (gıda maddeleri) ile şirket çalışanlarının iş seyahatlerinde satın almış olduğu (yemek, otopark, ekmek, içecek) mal ve hizmet bedelleri için  düzenlenen perakende satış fişleri ile ödeme kaydedici cihaz fişlerinin gider belgesi olarak kullanılmasının mümkün olup olmadığı ve katma değer vergisi tutarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 232 inci maddesinde; Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler, sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve almak mecburiyetinde oldukları hüküm altına alınmıştır.

3065 sayılı KDV Kanununun; 29/1-a maddesinde; KDV mükelleflerinin faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda yer alan KDV’ni bu kanunda aksine bir hüküm olmadıkça indirim konusu yapabileceği belirtilmiştir.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmaları şartıyla fatura düzenleme haddinin altında kalan, iş yerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın alınan kırtasiye, büro ve temizlik giderleri, su, gıda giderleri için alınan perakende satış veya ödeme kaydedici cihaz fişlerinde yer alan KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Ancak, şirket çalışanlarının şirket dışında yiyecek, konaklama ve yol giderleri, otopark ve misafir ağırlamaya ilişkin giderlerin, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle şirket personelinin iş seyahatlerinde yapmış olduğu çeşitli masrafların kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura tevsiki mecburi olduğundan, söz konusu harcamalara ait perakende satış fişleri ve yazar kasa fişlerinde yer alan KDV tutarlarının, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün olmadığı, işlemin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınabileceği tabiidir. 

Bilgilerinize sunarız. 

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

 

 

Kategoriler
Ş.A. YMM

BİRDEN FAZLA TAKVİM YILINA SİRAYET EDEN İNŞAAT VE ONARIM İŞİNDE İŞİN BİTİMİ NASIL BELİRLENİR

Sirküler No: 2335

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir.” hükmü yer almaktadır.

Bir işin Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için; Faaliyet konusunun inşaat ve onarma işi olması, inşaat ve onarma işinin birden fazla takvim yılına sirayet etmesi, inşaat ve onarma işinin taahhüde bağlı olarak yapılması şartlarının bir arada aranılması gerekmektedir.

İşin bitim tarihinin hangi tarih olacağı konusunda oluşan tereddütler nedeniyle, Gelir İdaresi Başkanlığı Adana Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen 13.03.2013 tarih ve 19341373-120[ÖZELGE-2012/7]-29 sayılı Özelgede;

“İnşaat ve onarma işlerinde;

-Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihi,

-Diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya bırakıldığı tarih

bitim tarihi olarak kabul edilmektedir.

Başlandığı yıl içinde tamamlanması öngörülen ancak, birbirinin devamı niteliğinde olan inşaat işlerinin yıllara sirayet edip etmediğinin tespitinde iki işin birlikte değerlendirilmesi, gerekmektedir. Dolayısıyla ayrı ayrı sözleşme düzenlenmiş olsa dahi, inşaat işlerinin birbirinin devamı niteliğinde olması durumunda, işin yıllara sari nitelik kazanmasından itibaren yapılacak hak ediş ödemelerinden, vergi tevkifatı yapılacaktır.”

Açıklamasına yer verilmiştir.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

Kategoriler
Arşiv

Serbest Meslek Erbabı Yenileme Fonu Ayırabilir mi?

Özelge nedir?
Özelge; mükelleflerin ve vergi sorumlularının vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından, kendilerince açık olmayan ve tereddüt ettikleri konular hakkında yazılı olarak açıklama talebinde bulunmaları üzerine yetkili makamlarca kendilerine verilen yazılı görüşü ifade etmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun “mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413. maddesinde; mükelleflerin, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan veya bu hususta yetkili kılacağı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilecekleri ifade edilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı, mükellefler tarafından kendisinden istenecek izahat taleplerini özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilecektir.
Mükelleflerin vergi uygulamaları bakımından tereddüt içerisinde olduğu ve ilerleyen zamanlarda cezalı tarhiyatlar ile muhatap olmamak için talep ettiği özelgeler idare tarafından Vergi Usul Kanunu’nun mezkur maddesi ve Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde cevaplandırılmaktadır.
Özelge herkesi bağlar mı?
Vergi mevzuatımızdaki gri alanların ortadan kaldırılabilmesi açısından önemli bir hüviyete sahip olan özelgeler 425 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile artık daha da önemli bir hale gelmiştir. Şöyle ki; rapor değerlendirme komisyonları raporları özelgelere uygunluk yönünden değerlendirirken eleştiri konusu yapılan hususla ilgili olan ve Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş özelgeleri dikkate alacak ve varsa adına rapor düzenlenen mükellefe verilmiş özelge ile sınırlı kalmayacaktır. Bu düzenleme çerçevesinde bir mükellef hakkında verilmiş özelge aynı durumda olan diğer mükellefler bakımından da sonuçlar doğuracak ve bu haliyle “özel”ge daha ziyade “genel”ge hüviyetine bürünecektir.
Özelgelerin varlığı ve önemi yadsınamaz bir noktaya gelmiştir. Ancak aynı konu hakkında verilen farklı özelgeler uygulamada tereddütlere sebebiyet vermektedir. İşte bu yazımızda idare tarafından aynı konu hakkında farklı tarihlerde verilen özelgelere yer verilecektir.
Serbest meslek erbabı yenileme fonu ayırabilir mi?
Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 01.03.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.18.02-32328-8407-14 sayılı özelgede serbest meslek erbabının yenileme fonu uygulamasından yararlanabileceği ifade edilmiştir. Ancak daha sonra Gelir İdaresi Başkanlığı Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 14.01.2015 tarih ve 41931384-105[328-2014-3]-2 sayılı özelgede serbest meslek erbaplarının yenileme fonu uygulamasından yararlanmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiştir.
Aynı konu hakkında farklı iki cevabı içeren özelgelerin belki de en somut örneği yukarıda yer verdiğimiz özelgelerdir. Peki şimdi serbest meslek erbabı ne yapacak? Yenileme fonu ayırabilecek mi? Ayıramayacak mı?
Vergi Usul Kanunu’nun 328. maddesi gereğince; amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan tahassül eden kâr, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan kârlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu kârlar o yılın matrahına eklenir.
Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kâr, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.
Vergi Usul Kanunu’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde bir mükellefin yenileme fonu ayırabilmesi için;
1. Bilanço hesabı esasında defter tutması,
2. İktisadi kıymetin yenilenmesinin zaruri olması veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olması,
3. Satın alınacak iktisadi kıymetin aynı türden olması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; satıştan tahassül eden kâr ilgili yılın ticari kârına ilave edilmeyecek ve pasifte geçici bir hesapta azami 3 yıl süreyle tutulacaktır. Bu husus ancak bilanço usulüne göre defter tutan mükellefler için mümkün olacağından, serbest meslek erbabının yenileme fonu uygulamasından yararlanması mümkün değildir. Bu çerçevede Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 14.01.2015 tarihli özelge ile serbest meslek erbabının yenileme fonu ayırabileceğine dair hatadan dönülmüştür.