Kategoriler
Arşiv

AYM’den Vergi Mükelleflerine ”Özgörülebilirlik” Müjdesi!

Rating: 0
Content:

AYM’den Yeni Bir Karar Daha!
AYM’den “bireysel başvuru” kapsamında önemli bir karar daha geldi. Söz konusu AYM Kararı 12.05.2015 tarih ve 29353 sayılı Resmî Gazete ile yayımlandı. AYM’nin 2015 yılı içinde ulusal bir bankanın bireysel başvurusu hakkındaki Kararı ile ilgili “Anayasa Mahkemesi’nden Emekli Sandığı Vakıflarına Müjde!” başlıklı yazımızı Vergi BLOG sayfamdan paylaşmıştım. Bugünkü yazımda da AYM’nin 11.12.2014 tarih ve 2013/3245 başvuru numaralı Kararı’nı  değerlendirerek vergi hukuku açısından ne ifade ettiğini ele alacağım.

Bireysel Başvuru Nedeni Neydi?
Bireysel başvuru konusu olay, Edremit’teki bir ilköğretim okulu kantininin okul aile birliğinden kiralanmasından kaynaklanmış. Mükellefin söz konusu kiralama nedeniyle 2008 takvim yılının 1, 2, 3, 5, 9, 10, 11 ve 12. aylarına ilişkin kira ödemelerinden “sorumlu sıfatı ile katma değer vergisi (KDV) tevkifatı” yapmadığı gerekçesiyle bu aylara ait KDV matrahının takdiri amacıyla takdir komisyonuna sevk edilmiş. Bu talep üzerine, ilgili takdir komisyonu, mükellef tarafından okul aile birliğine ödenen kira bedelleri üzerinden KDV matrahı takdir etmiş. Edremit Vergi Dairesi Müdürlüğü ise bu bedeller üzerinden KDV tarh ederek, vergi ziyaı cezası kesmiştir.
KDV tarhiyatı ve vergi ziyaı cezası üzerine mükellef tarafından açılan vergi davası, 17.4.2012 tarih ve E.2011/910, K.2012/367 sayılı kararıyla vergi dairesi lehine sonuçlanmış. İlk Derece Mahkemesi’nin Kararın gerekçesi özetle, “söz konusu işlemin gayrimenkul kiralama işlemi değil, işletme hakkı kiralama faaliyeti olarak dikkate alması ve işletme hakkı kira ödemelerinin KDV tevkifatına tabi tutulması gerektiğidir.” şeklindedir.
Bu karara mükellefçe yapılan itiraz ise Bursa Bölge İdare Mahkemesi’nin 18.9.2012 tarih ve E.2012/2375, K.2012/1921 sayılı Karar’ı ile reddedilmiştir. İtiraza ilişkin Karar’a karşı düzeltme talebi de Bursa Bölge İdare Mahkemesi’nin 7.3.2013 tarih ve E.2012/3722, K.2013/924 sayılı Karar’ı ile geri çevrilmiştir.
Bunların sonucunda AYM bireysel başvuru dışında tüm yargı yollarını tüketen mükellef AYM’ye 10.05.2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mükellef, başvurusunda “Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün 08.10.2008 tarihli yazısında kantin kiralama işlemlerinin katma değer vergisinden istisna edildiğinin valiliklere bildirildiğini, emsal mahkeme kararlarında katma değer vergisi tarhiyatı işlemlerinin iptal edildiğini” belirtmiştir. Mükellef hakkında tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezasının Anayasa’nın 10. maddesi kapsamında Anayasa’nın “eşitlik ilkesi” ile 35. maddesi ile düzenlenen “mülkiyet hakkının ihlal edildiği” gerekçesi ile aracının ve gayrimenkulünün haczedilmesinden dolayı, zararının tazmin edilmesini talep etmiştir.
AYM Kararının Gerekçesi
AYM hem usul hem de esas yönünden başvuruyu geçerli saymıştır. AYM başvuruyu esasen Anayasa’nın “mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesi ve 13. maddesini birlikte değerlendirmiştir. 
Mahkeme esasa ilişkin değerlendirmesini, “Anayasa’nın bütünselliği ilkesi” çerçevesinde ele almıştır. Buna ilave olarak, bireysel başvuru ile ilgili değerlendirilmesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) (1) No.lu Protokol hükmünü de dikkate almak suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına atıfta bulunmuştur.
AYM, üstü kapalı da olsa Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan “adil yargılanma hakkı” “hukuki güvenlik ilkesini” de kapsadığını belirtmiştir. 
AYM, mükelleflerin kendilerine Anayasa ile yüklenen “mali ödevlerini” düzenleyen bir kanun hükmünün belli bir kesinlik içermesi gerektiğini belirtmektedir. Diğer bir deyişle, kanunların belli bir ölçüde “öngörülebilirlik” sağlaması gerektiği ve bunun mutlak bir “öngörülebilirlik” olması beklenmediği açıklanmıştır. 
Diğer taraftan, Karar’da Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin de “belirlilik” olduğunu belirtmiştir. “Belirlilik” ilkesinden anlaşılması gereken, “yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir.” olduğudur. Aksi takdirde kişilerin kendilerini güvende hissetmelerinin mümkün olamayacağı açıklanmıştır.
AYM, bütün bu gerekçelerle, “mükellefin bireysel başvuru” kapsamındaki olay hakkında benzer davalarda farklı kararlar verildiğini açıklamaktadır. Bireysel başvuru dosyasına mükellef tarafından eklenen “emsal kararlar” incelendiğinde, vergi yargısı kararları arasında yorum farkları oluğu tespit edilmiştir.
AYM Kararı’nda, İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Bölge İdare Mahkemesi Kararları aksine, Danıştay Üçüncü ve Dördüncü Dairelerinin aynı konuya ilişkin olarak mükellefler lehine verdiği kararlara yer verilmiştir.
Bu kararlar aşağıdaki gibidir: 
-Danıştay Üçüncü Dairesi’nin 08.11.2012 tarih ve E.2010/5179, K.2012/3579 sayılı Kararı:

​“(​…) Milli Eğitim Temel Kanununa göre çıkarılan yönetmelik uyarınca okulun ihtiyaçlarının karşılanması, veli ve öğretmenler arasında işbirliğinin sağlanması amacıyla kurulan ve bulundukları okul bünyelerinde faaliyet gösteren okul aile birliklerine bırakıldığı ancak, okul aile birliklerinin, kantinleri bizzat kendilerinin işletmediği, ticari faaliyete konu mal alış ve satış işlemlerinde bulunmadığı, sadece kendilerine tahsis edilen kantinlerin mülkiyetiyle birlikte işletme hakkını üçüncü kişilere kiraya vererek kira geliri elde ettiklerinin anlaşıldığı, okul aile birliklerinin yürütmekte oldukları işlev ve birliğin amacı dikkate alındığında yapılan kiralama işleminin bu haliyle ticari kar maksadıyla yapılan bir işletmecilik ve birliğin de iktisadi işletme olduğundan söz edilemeyeceğinden kantin kiralama işlemi karşılığında yapılan ödemelerin katma değer vergisine tabi olmadığı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılması.”
​​​
– Danıştay Üçüncü Dairesi’nin 08.11.2012 tarih ve E.2010/5184, K.2012/3580, 27.9.2013 tarih ve E.2012/3891, K.2013/3732 ve 22.05.2014 tarih ve E.2013/3835, K.2014/2399 sayılı Kararları: 

  • ​Bu Kararlar da yukarıda özeti verilen Danıştay Üçüncü Dairesi’nin 08.11.2012 tarih ve E.2010/5179, K.2012/3579 sayılı kararı ile aynı yöndedir. 

– Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 21.05.2014 tarih ve E.2011/5777, K.2014/3669 sayılı Kararı:

  • ​”(…) Okul aile birliklerinin 1739 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 16’ncı maddesinde belirtilen amacı ve yürütmekte oldukları görev dikkate alındığında,  bu faaliyetlerin okul aile birlikleri bakamından ticari, sinai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmet olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, okul aile birliklerinden kiralanan kantinler için kira tutarları üzerinden sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi hesaplanmasında ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesisi işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

– Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 20.11.2012 tarih ve E.2010/198, K.2012/6850, 3.6.2013 tarih ve E.2011/3026, K.2013/4052, 24.9.2013 tarih ve E.2013/5193, K.2013/6195 sayılı Kararları:

  • ​Bu Kararlar da yukarıda özeti verilen Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 21.5.2014 tarih ve E.2011/5777, K.2014/3669 sayılı kararı ile aynı yöndedir. 

– ​Bütün bu kararlara ilave olarak, AYM’nin; “bireysel başvuru yapan mükellefin, başvuru formuna eklediği kararlarda, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi, İzmir Bölge İdare Mahkemesi ve Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin de okul aile birliklerinden kiralanan kantinler için kira tutarları üzerinden sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi hesaplanmasının ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilmesinin mevzuata aykırı olduğuna dair kararlar verdikleri görülmüş” olduğu belirtilmiştir.

AYM, yukarıda yer verilen kararlara rağmen, Danıştay ilgili dairelerinin “istikrar kazanmış” kararlarında ve yukarıda anılan Bölge İdare Mahkemeleri Kararları’nın aksine, “okul aile birliklerinden yapılan kantin kiralama işlerinin KDV’ye tabi olduğu yönünde” karar verilmiştir. 

AYM, bireysel başvuru sahibinin dava konusu olayda “İlk Derece Mahkemesi” kararı ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından alınan “sorumlu sıfatı” ile “KDV ödenmesini”, “öngörülebilirliğe aykırı” bulmuştur. Diğer bir deyişle AYM, idari yargı düzeninde yüksek mahkeme konumundaki Danıştay’ın kararlarının, bireysel başvurucunu davasına bakan Balıkesir Vergi Mahkemesi tarafından dikkate alınmamasını “hukuki güvenlik ilkesinin” gerçekleşmesini engelleyen “öngörülebilirliğe” aykırı bulmuştur.

Zira, bireysel başvuru sahibi KDV tarhiyatı ve vergi ziyaı cezası karşısında dava açarken, bu konuda uzman kişilerden hukuki yardım almış olsa bile, kendisine Danıştay Daireleri’nin ilgili kurallardan çıkardıkları sonuçtan farklı bir şekilde işlem yapılmasını ve farklı bir karar ile karşılaşacağını beklemeyi gerektiren bir durum olmadığı sonucuna varılacaktır. Diğer bir deyişle, “öngörülebilirlik” bunu gerektirmektedir.

Sonuç olarak; AYM, yukarıda belirtilen gerekçelerle, bireysel başvuru sahibi mükellef hakkında yapılan yargılama sırasında hukuk kurallarının yorum ve uygulanmasının “öngörülemez” nitelikte olması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Diğer bir deyişle, AYM söz konusu Kararı ile sorumlu sıfatı ile KDV tarhiyatı ve kesilen vergi ziyaı cezasının “öngörülebilir” olmamasından dolayı “hukuki güvenliğin sağlanmadığını” tespit etmektedir. 

Mahkeme, söz konusu ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için “yeniden yargılama” yapılmak üzere dosyanın Balıkesir Vergi Mahkemesi’ne gönderilmesine ve yeniden yargılama yapılmasına oybirliği ile karar vermiştir. Ancak başvuru sahibinin vergi ve vergi cezası borcu nedeniyle aracının ve gayrimenkulünün haczedilmesi nedeniyle uğradığı kaybı haklı görmemiş, “yeniden yargılama” yapılmasında “hukuki yarar olmasını” yeterli görmüş, başvurucunun “tazminat talebi” oybirliği ile kabul edilmemiştir. 
Karar’ın Vergi Uyuşmazlıklarına Etkisi Nedir? 

AYM’nin söz konusu Kararı sonrasında kanun maddelerinin uygulaması ile ilgili olarak, gerek Vergi İdaresi tarafından verilen görüşler, gerekse yargı nezdinde istikrar kazanmış kararların dikkate alınmadan işlem tesis edilmesini “öngörülebilir” olma ilkesine aykırı bulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, gerek Vergi İdaresi, gerekse Vergi Denetim Kurulu tarafından gerçekleştirilen denetimlerde “öngörülebilir” olmayan işlemler Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan “mülkiyet hakkının ihlal” edilmesine neden olacaktır. Bu olayda tazminata hükmetmeyen AYM’nin başka bir Karar’ında olduğu gibi “mükellefin zararının telafisi için” “tazminata” hükmedebilir. Bu durumda Hazine’nin zararlarla karşılaşmasına sebep olabilir.
 
Dolayısıyla AYM’nin bu Karar’ı da ülkemiz için vergi hukuku alanında çok önemlidir;çünkü herhangi bir kanun değişikliği olmadığı durumda, istikrar kazanmış vergi uygulamalarına aykırı idari işlemler tesis etmek ve yargı kararları vermek “belirlilik ilkesine”  ve “öngörülebilirliğe” aykırı olacaktır. Bunlara aykırı hareket etmek hem İdare hem de mükellefler açısından zaman ve kaynak israfına neden olacaktır. 
Konu ile ilgili sorularınız olması halinde bizimle bağlantı kurabilirsiniz.
Saygılarımla,
AuthorName:ID: 27
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: AYM’den “bireysel başvuru” kapsamında önemli bir karar daha geldi. Söz konusu AYM Kararı 12.05.2015 tarih ve 29353 sayılı Resmî Gazete ile yayımlandı…
Date: 5/21/2015
Kategoriler
Arşiv

2015/48 6639 Sayılı Torba Kanun ile Getirilien Vergi Düzenlemeleri

Bülten Kategorisi: Vergi
İçerik:

Özet: 15.04.2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6639 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”  ile, vergiden muaf dernek ve kurumların kazançlarında stopaj uygulaması, Kızılay’ın bazı faaliyetleri kapsamında teslim ve hizmetlerde KDV uygulaması, kentsel dönüşüm kapsamında trampa yoluyla kamulaştırmada vergi ve harç uygulaması ile Kızılay’a yönelik vergisel aflara ilişkin düzenlemelerde bulunulmuştur. 
Açıklamalar
15.04.2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6639 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile, çeşitli vergi kanunlarında değişiklikler yapılmıştır. İlgili değişikliklere ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır. 
1. Vergiden Muaf Dernek ve Kurumların Kazançlarında Stopaj Uygulaması 
1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesine eklenen ibare ile, Türk Kızılay Derneği hariç olmak üzere ilgili diğer dernek ve kuruluşların (Türk Hava Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Yardım Sevenler Derneği ve resmi darülaceze kurumları, Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneği) gelir ve kurumlar vergisi kapsamına giren gelirleri üzerinden uygulanan vergi kesintilerinin muafiyet kapsamında olmadığı hüküm altına alınmıştır. İlgili değişiklik ile, 1606 sayılı Kanun kapsamına giren dernek ve kurumların Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamına giren gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılacağı hususuna açıklık kazandırılmıştır. 
2. Türkiye Kızılay Derneği’ne KDV İstisnası
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13. maddesine eklenen hüküm ile, 
– Türkiye Kızılay Derneği’ne tüzüğünde belirtilen amaçlarına uygun olarak afet yönetimi ve yardımları, barınma, beslenme, sosyal yardımlar, toplumu bilinçlendirme, ulusal ve uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası Kızılay-Kızılhaç Hareketi faaliyetleri, savaş veya olağanüstü hallerdeki görevleri ile kan, sağlık, göç ve mülteci hizmetlerini (sığınmacı hizmetleri dahil) yerine getirmesine yönelik görevler kapsamında yapılan teslim ve hizmetler,
– Türkiye Kızılay Derneği’nin ulusal ve uluslararası işbirlikleri, uluslararası mensubiyet ve üyelikleri, Birleşmiş Milletler’e bağlı kurum ve kuruluşlar ile uluslararası akreditasyonu olan yardım kuruluşlarıyla yürüttüğü insani yardım faaliyetleri kapsamındaki teslim ve hizmetleri,
KDV’den istisna edilmiştir. 
3. Kentsel Dönüşüm Uygulaması Kapsamında Trampa Yoluyla Kamulaştırmada Vergi İstisnaları
Katma Değer Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 35. madde uyarınca, İstanbul İli Sultanbeyli İlçesi’nde kentsel dönüşüm uygulamasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 26.09.2011 tarih ve 2011/2266 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm projeleri kapsamında, trampa yolu ile kamulaştırılan taşınmazların Hazineye devir ve teslimi işlemleri 31.12.2018 tarihine kadar katma değer vergisi, damga vergisi ve tapu harcından istisna edilmiştir. 
Söz konusu taşınmazların 31.12.2018 tarihine kadar Hazineye devrinden dolayı Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları kapsamında kazanç oluşmuş sayılmayacaktır. 
4. Türkiye Kızılay Derneği’ne Ait İktisadi İşletmelere Yönelik Vergi Affı
Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 8. madde uyarınca, Türkiye Kızılay Derneği’ne ait iktisadi işletmeler adına, 15 Nisan 2015’ten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin tarh veya tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi, kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi ile bu vergiler ve geçici vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının tahsilinden vazgeçilecektir. Söz konusu uygulamadan yararlanabilmek için Türkiye Kızılay Cemiyeti’ne ait iktisadi işletmeler tarafından belirtilen alacaklarla ilgili olarak açılmış bulunan tüm davalar ile Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesinin uygulanmasına yönelik açılmış tüm davalardan, ilgili düzenlemenin yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar (30 Haziran 2015) vazgeçilmesi ve bu konuda sonraki vergilendirme dönemlerinde ihtilaf yaratılmaması gerekmektedir. 
Yukarıda belirtilen şartların yerine getirilmesi ve anılan iktisadi işletmelere ait kurum kazançlarının tamamının Türkiye Kızılay Derneği’ne aktarılması koşuluyla, bu iktisadi işletmeler adına sonraki vergilendirme dönemleri de dahil olmak üzere kurumlar vergisi ve kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi hesaplanmayacak, tarhiyat yapılmayacak; yapılmış olan tarhiyatlar da terkin edilecektir. Sonraki dönemlerde ihtilaf yaratılmaması koşulunun ihlal edilmesi durumunda; tarhiyatından vazgeçilen ve terkin edilen vergiler, bu vergilere bağlı vergi cezaları ile ferleri ihlal tarihi itibarıyla zamanaşımı süreleri dikkate alınmaksızın tahakkuk ettirilecektir. 

Yukarıda yer alan düzenlemeler Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülecektir. 
Bültenimizde yer alan konularla ilgili sorularınız için lütfen bizimle temasa geçiniz. 
Saygılarımızla, 
Kısa Açıklama: 15.04.2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6639 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile…
Başlık: 2015/48 6639 Sayılı Torba Kanun ile Getirilien Vergi Düzenlemeleri
Tarih: 16.04.2015
Kategoriler
Arşiv

ÖTV (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği Neler Getirdi?

Rating: 0
Content:


ÖTV’ye tabi mal ve ürünler, Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde yer alan Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon (GTİP) numaraları itibarıyla dört listede tanımlanmıştır. Buna göre, (I) sayılı listenin ayrıntısına göz atalım…
(I) SAYILI LİSTE : Bu listede petrol ürünleri, doğal gaz ve bunların türevleri ile biodizeller yer almakta olup, A ve B cetvellerinden oluşmaktadır. 
– (A) Cetveli: Bu cetvelde, benzin, motorin, jet yakıtı, fuel oil gibi akaryakıt ürünleri; sıvılaştırılmış petrol gazı (L.P.G.), doğal gaz ile söz konusu mallara ikame edilmesi mümkün bulunan petrol türevleri, petrokok ve benzeri diğer mallar yer almaktadır. 
– (B) Cetveli: Bu cetvelde, solvent ve benzeri ürünler ile bunların türevleri, gaz yağı, baz yağlar, madeni yağlar ile yağlama müstahzarları gibi akaryakıt harici petrol ürünleri yer almaktadır.
Yeni (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu kapsamında (yukarıdaki mal ve ürünler için), toplam 36 adet Tebliğ ile ikincil düzenlemeler yapılmıştır. Tebliğlerde yapılan düzenlemeler, tüm listeleri kapsadığı için uygulamada ve ilgili mevzuatı bulma konusunda karmaşıklık yaratıyordu..
Bakanlık tarafından, bu karmaşıklığı gidermek ve uygulama kolaylığı sağlamak amacıyla; 05.03.2015 tarih 29286 sayılı Resmi Gazete’de (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği yayımlanarak yürürlüğe girdi.  Bu Tebliğ ile uygulamadaki ÖTV Genel Tebliğlerinin (I) sayılı liste uygulamasına ilişkin bölümleri kaldırılarak tek bir Tebliğ’de toplandı ve yeni uygulamalar getirildi.. 
(I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği ile Gelen Yenilikler
Bu Tebliğ’de öne çıkan konuları özetlemeye çalışalım…
  • Oto Biodizel ile Harmanlanmış Motorin Teslimleri, Aerosol Üretiminde Kullanılmış L.P.G. Teslimleri ve (B) cetvelindeki mallar için iade uygulamasında eskiden ÖTV tutarının ödendiğine dair satıcının vergi dairesinden teyit alınması üzerine işlemler gerçekleşirken, (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği ile iadeye konu ÖTV tutarının ödendiğinin tespiti üzerine iade uygulaması getirilmiştir. Böylelikle Vergi Daireleri arasındaki yazışma işlemlerine gerek kalmadan sistem üzerinden tespiti yeterli görülmüştür. Başka bir ifade ile Vergi Daireleri artık kendi aralarındaki yazışmalar ile zaman kaybetmeden iade işlemlerini yürütebilecektir.
  • 35 Seri No’lu ÖTV Genel Tebliği’nde erken teminat çözüm sistemi (ETÇS) şartları arasında yer alan çalışan sayısı mükellefler lehine değiştirilmiştir. Önceki uygulamada imalatta 35 işçi çalıştırmaya yer verilmişken, bu sayı tüm işletme 35 kişi, imalatta ise 25 işçi şartı olarak belirlenmiştir.
  • İstisnaların uygulanmasına ilişkin açıklamalar uyumlaştırılarak güncellenmiştir.
  • Gümrükte alınan teminat uygulamalarına ve gümrük rejim ihlallerine ilişkin hususlar netleştirilmiştir.
  • ​Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda belirlenen ölçü birimine göre 1 kg veya 1 lt ya da bu miktarların altında olması halinde, söz konusu malların ithalatçılarca teslim edildiği tarihe kadarki vergilendirme dönemleri için beyanname verme zorunlulukları olmayıp, bunların sadece teslimin gerçekleştiği vergilendirme dönemlerinde beyanname vermeleri zorunluluğu getirilmiştir. Böylelikle mükellefin az miktarlarda ÖTV’ye tabi mal satın alması durumunda karşılaşılan sürpriz ÖTV mükellefiyeti tanımlanması durumu kaldırılmış ve mükellef lehine bir uygulama getirilmiştir.
  • Tebliğlerde yer almayan istisna ve indirimler ve Bakanlar Kurulu Kararları uygulamaları Tebliğ’e işlenmiştir (Tasfiyelik Malların Kamu Kurumlarına Bedelsiz Teslimlerinde İstisna, etilen üretimlerinde kullanılan LPG teslimlerinde sıfır ÖTV uygulanması gibi).
  • Mevcut ÖTV Tebliğlerindeki mülga olan düzenlemelere bu Tebliğ’de yer verilmeyerek uygulamadaki yanlış anlaşılmalara mahal verilmesi engellenmiştir.
  • Güncel olmayan ekler güncellenip, Gelir İdaresi Başkanlığı’na gerekli görülmesi halinde değişiklik yapma yetkisi verilmiştir.
  • ÖTV’ye tabi olmasından veya olmamasından ne anlaşılması gerektiği, malların (I) sayılı liste kapsamında olup olmadığının tespiti, ihracat istisnasına ilişkin olarak ÖTV ödenerek satın alınan malların, herhangi bir işlem görmeden olduğu gibi ihracı halinde ÖTV iadesi alınabileceği hususları netleştirilmiştir.
  • ÖTV Kanunu uygulamalarında indirimin nasıl olacağı hakkında örneklerle açıklamalar yapılmıştır.
  • (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği ile  (B) cetvelindeki; 2710.12.90.00.11, 2710.12.90.00.19, 2710.19.29.00.00 G.T.İ.P. numaralarında yer alan mallar ile 2710.20.90.00.00 G.T.İ.P. numarasındaki mallardan yalnız 2710.12.90.00.11, 2710.12.90.00.19, 2710.19.29.00.00 G.T.İ.P. numaralı malların biodizel ihtiva edenleri tevkifat uygulaması kapsamına alınmıştır.
  • (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nde daha önce yalnızca askeri amaçlı istisnalar altında akaryakıt teslimlerinde ÖTV istisnası yer alırken yeni düzenlemede doğalgaz teslimlerine de yer verilerek istisna kapsamında teslim ve beyanı konusu netleştirilmiştir.
  • Elektrik üretiminde yakıt olarak kullanılacak mallara ait istisna kapsamında izin belgesi alma şartları arasında bulunan; müracaat tarihinde bağlı olduğu vergi dairesine vadesi geçtiği halde ödenmemiş kurumlar vergisi ve katma değer vergisi (KDV) borcunun bulunmaması şartı, müracaat tarihinde vergi dairesine vadesi geçtiği halde ödenmemiş herhangi bir vergi borcunun bulunmaması şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca mahsup talebinin, dağıtıcılar tarafından istisna kapsamında teslim edilen malların teslim tarihini takip eden ay başından itibaren bir yıl içinde yapılmasına dair süre kısıtlaması getirilmiştir.
  • Hava yakıtlarının teslimlerinde teminat uygulaması getirilerek suistimal önlemek adına birtakım önlemler alınmıştır. Sadece Teminatsız Hava Yakıtı Alımı Sertifikası’na haiz olanlar, teminat vermeksizin hava yakıtı teslim alabilir veya ithal edebilir. Sadece ilgili sertifikanın temininde aranan şartlar arasında 10.000.000 Türk Lirası karşılığı teminat bulunmaktadır.
  • Tevkifata tabi mal alımlarına ilişkin tevkifat uygulayanların, tevkifat tutarını ödememesi halinde, söz konusu tevkifat kapsamındaki teslimlere ilişkin ÖTV ile sınırlı olmak üzere Hazine’ye intikal ettirilmeyen vergiden dolayı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca ÖTV mükellefleri müteselsilen sorumluluğu tekrar vurgulanmıştır.
Bu uygulamaya paralel olarak, II – III ve IV sayılı listeler için de tüm tebliğlerin ayrı birer uygulama tebliğinde birleştirilmesinin, mevzuat karmaşıklığını ortadan kaldıracağını ve uygulama kolaylığı getireceğini düşünüyoruz.
Yazarlar: Şaban Küçük (Vergi, Direktör) & Arif Şimşek (Vergi, Müdür Yardımcısı​​)
AuthorName: Şaban Küçük
AuthorName:ID: 55
CategoryName: ÖTV
CategoryName:ID: 98
ShortDescription: ÖTV’ye tabi mal ve ürünler, Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde yer alan Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon (GTİP) numaraları itibarıyla dört listede tanımlanmıştır. Buna göre, (I) sayılı listenin ayrıntısına göz atalım…
Date: 3/26/2015
Kategoriler
Erta Denetim

Bülten 2014-91 Kıymetli Taşlarda KDV İstisna Uygulaması Hakkında Sirküler

Erdoğdu Öz

Yeminli Mali Müşavir

Erta Bağımsız Denetim ve YMM Ltd.Şti.

İstanbul,03.12.2014 

BÜLTEN (E.Ö. 2014-91) 

KIYMETLİ TAŞLARDA KDV  İSTİSNA UYGULAMASI HAKKINDA SİRKÜLER

Katma Değer Vergisi Kanununun (17/4-g) maddesinde 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, kıymetli taş teslimindeki istisna uygulamasına ilişkin Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca 03.12.2014  gün ve KDV-67/2014-2 sayılı Katma Değer Vergisi Sirküleri 67’de  açıklama yapılmaktadır.

Sözü edilen sirküler aşağıdadır.

 

T.C. MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ/67 

Konusu                                  : Kıymetli taşlarda KDV uygulaması

Tarihi                                     : 03 /12/2014

Sayısı                                      : KDV-67/2014-2

İlgili Kanun Maddesi            3065 sayılı KDV Kanununun (17/4-g) maddesi 

1. Giriş

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 6552 sayılı Kanunla değişik (17/4-g) maddesi ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci) 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi KDV’den istisna tutulmuş, bu işlemler dışındaki ithal ve teslimlerde KDV istisnası 11/9/2014 tarihinden itibaren kaldırılmıştır.

2. Kıymetli Taşların İthal ve Tesliminde KDV Uygulaması

KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:1) ile kıymetli taş teslimlerine ilişkin istisna uygulamasına yönelik açıklamalar yapılmıştır.

Başkanlığımıza yansıyan olaylardan kıymetli taşlardaki istisna uygulamasına ilişkin tereddüt hasıl olduğu anlaşılan hususlarla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

2.1. KDV’den İstisna İşlemler

3065 sayılı KDV Kanununun(17/4-g) maddesi uyarınca, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görecek nitelikteki kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci);

– Borsada işlem görmek üzere ithali,

– Borsaya teslimi,

– Borsa üyeleri arasında borsa içinde el değiştirmesi,

– İlgili mevzuatına göre borsaya bildirilmek kaydıyla borsa üyeleri arasında borsa dışında el değiştirmesi,

KDV’den istisna olup, bu işlemlerde KDV hesaplanmayacaktır.

2.2.  KDV’ye Tabi İşlemler

Kıymetli taşların;

– Borsaya üye olmayanlar arasında el değiştirmesi,

– Borsa üyeleri tarafından borsaya üye olmayanlara teslimi (İlgili mevzuatına göre borsaya bildirilmesi hali dahil),

– Borsaya üye olmayanlar tarafından borsa üyelerine teslimi,

– Borsa üyeleri veya borsaya üye olmayanlar tarafından nihai tüketiciye teslimi,

– Borsa üyeleri tarafından borsada işlem görmeyecek şekilde ithali,

– Borsaya üye olmayanlar tarafından ithali,

istisna kapsamına girmemektedir. Bu işlemlerde, kıymetli taş bedeli dahil toplam bedel üzerinden (külçe altın ve/veya külçe gümüş bedeli hariç) KDV hesaplanacaktır.

2.3. Özel Matrah Şekli Uygulanacak İşlemler

Kıymetli taş ihtiva eden veya bu taşlardan yapılmış eşyanın ithal ve teslimleri KDV’ye tabidir. Ancak, ilgili mevzuatına göre borsaya bildirilmek kaydıyla, borsada kayıtlı kıymetli taş ihtiva eden veya bu taşlardan yapılmış eşyanın borsa üyeleri arasında borsa dışında el değiştirmesinde KDV matrahı; teslim bedelinden borsada kayıtlı kıymetli taş bedeli düşüldükten sonra kalan tutardır. Borsada kayıtlı kıymetli taş bedeli olarak ise, kıymetli taşın teslim tarihinde Borsa İstanbul Elmas ve Kıymetli Taşlar Piyasasında oluşan fiyatı esas alınır. Teslim tarihinde borsada fiyat oluşmaması halinde teslim tarihinden önceki son işlem günü itibariyle oluşan fiyat esas alınır.

Özel matrah şekli uygulaması, kıymetli taş ihtiva eden veya bu taşlardan yapılmış eşyanın ilgili mevzuatına göre borsaya bildirilmek kaydıyla borsa üyeleri arasında borsa dışında el değiştirmesi ile sınırlı olup, kıymetli taş ihtiva eden veya bu taşlardan yapılmış eşyanın bu işlem dışındaki ithal, teslim ve el değiştirmelerinde özel matrah şekli uygulanmayacaktır.

Örneğin kıymetli taş ihtiva eden veya bu taşlardan yapılmış eşyanın borsa üyeleri veya borsaya üye olmayanlar tarafından nihai tüketicilere tesliminde özel matrah şekli uygulanmayacak, toplam bedel (külçe altın ve/veya külçe gümüş bedeli hariç) üzerinden KDV hesaplanacaktır.

Duyurulur. 

Adnan ERTÜRK

Gelir İdaresi Başkanı

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Yurt Dışından Geç Gelen Fatura ve KDV’si

Rating: 0
Content:

Yurt dışından gelen fatura, ülkemizde alışık olduğumuz Vergi Usul Kanunu formatı dışında olabiliyor. Fakat, “yurt dışından gelen fatura” deyip geçmemekte fayda var. Öncelikle, yurt dışından gelen fatura mükellefe  normal bir faturadan daha fazla sorumluluk yüklüyor… Dar mükellef kurumdan gelen bu faturalarda öncelikle işlemin Türkiye’de gerçekleşip gerçekleşmediğine göre “Sorumlu Sıfatıyla KDV” beyan edilip ödenmesi gerekiyor. Yazımızın konusu stopaj olmadığı için detaya girmemekle birlikte; çifte vergilendirme anlaşmalarına göre bu faturalar üzerinden stopaj hesaplanıp ödenebileceğine dikkat etmek gerektiğini hatırlatmakta yarar görüyorum. 
Konumuza dönecek olursak, dar mükellef kurumlar tarafından Katma Değer Vergisi’nin 6’ncı maddesi uyarınca teslim edilen malların Türkiye’de bulunması veya hizmetten Türkiye’de yararlanılması ya da hizmetin Türkiye’de gerçekleştirilmesi KDV’nin konusuna girmektedir.
Ayrıca, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9’uncu maddesinde yer alan “Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir” hükmü ve aynı Kanun’un 8’inci maddesinde yer alan “mükellef İthalatta mal ve hizmet ithal edenlerdir” açıklaması gereği yurt dışından mal ve hizmet alanlar tarafından hesaplanan Katma Değer Vergisi’nin sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenmesi gerekiyor. Tabi, eğer hizmetin satın alındığı yabancı kişi veya kurumun Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni veya iş merkezini bulunmuyorsa…
Ayrıca yurt dışından bir hizmet ithal edildiğinde, hizmeti ithal eden tarafından hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplanması ve bu KDV’nin 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Ancak bunun için ithal edilen hizmetin KDV’nin konusuna girmesi ve vergiden istisna edilmemiş olması gerekir.

Sonrasında da Türkiye mukimi mükellef tarafından KDV 2 beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV, Türkiye’de aynı mükellef tarafından KDV 1 Beyannamesi ile indirim konusu yapılabilecektir. 
Bu noktaya kadar her şey açık; yurt dışı firmanın Türkiye’de bir şubesi, merkezi vs. yoksa Türkiye’de KDV beyannamesi vermeyeceğinden, KDV Kanunu’nun 6’ıncı maddesine göre KDV’nin malı veya hizmeti alan kişi tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Sonrasında ise kendi vereceği KDV 1 beyannamesi ile indirim konusu yapılamayabilir! 
İşte sorun burada ortaya çıkıyor. Eğer fatura geçmiş döneme ait bir fatura ise, dönemsellik kavramı ile KDV matrahı ‘’Kanunen Kabul Edilmeyen Gider’’ olacaktır. Burada sorumlu sıfatıyla indirmiş olduğunuz KDV’nin ise Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/d maddesi kapsamında, kazanç tespit edilirken indirimi kabul edilmeyen gider olduğu ve ödenen Katma Değer Vergisi’nin ise hesaplanan Katma Değer Vergisi’nden indirilemeyeceği hükmü yer almaktadır.
Buna göre de; gider olarak indirimi kabul edilmeyen matrahın KDV’si de indirim konusu yapılamayacaktır.   
Bu konuyla ilgili olarak bir başka önemli nokta da; KDV Kanunu’nun 29/3 maddesinde “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir” hükmü ve KDV Uygulama Genel Tebliğ’nin “C.Mükellef ve Vergi Sorumlusu” bölümünde “Bu kapsamda, işleme ait fatura veya benzeri belge izleyen ay içinde düzenlense dahi sorumlu sıfatıyla beyan, işlemin vuku bulduğu dönemin beyan süresi içinde yapılır. 
Hizmet işlemlerinde, hizmetin ayın sonunda tamamlanması halinde de fatura izleyen ayda düzenlense bile yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılır. İşlem bedelinin ödenmemesi, işleme ait faturanın süresinde düzenlenmemesi, alıcıya geç gelmesi veya hiç gelmemesi tevkifatın yapılıp yukarıda belirtilen süre içinde sorumlu tarafından beyan edilmesine engel değildir” denerek, beyanların zamanda yapılmasının gerekliliğine vurgu yapan açıklamadır. Bu açıklamaya göre sorumlu sıfatıyla beyanların ilgili dönem içerisinde yapılması gerekmekte olup indirim hakkından vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak kaydı ile defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde yararlanılabilir.
Konu ile ilgili olarak verilen bir muktezada indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği, diğer taraftan, KDV Kanunu’nun 9’uncu maddesi gereğince sorumlu sıfatıyla beyan edilen/ödenen KDV’nin, 2 No.lu katma değer vergisi beyannamelerine dayanılarak indirim konusu yapılmasının mümkün olacağı; fakat 2007 yılına ilişkin olarak sorumlu sıfatıyla tarh edilen, 2010 yılında da ödenen KDV’nin KDV Kanunu’nun 29/3’üncü maddesi uyarınca, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den indirilmesinin mümkün olmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Sonuç olarak; yurt dışından gelen faturaların ilgili yıl içinde gelmesine dikkat edilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca yine, Uygulama Tebliği’nde yapılan açıklamada da görüleceği üzere; sorumlu sıfatıyla beyan edilecek olan KDV’nin de ilgili dönemde beyan edilmesi vergi cezası ile karşılaşmamak için önemli bir noktadır. Vergi cezaları ile karşılaşmamak için “Nasılsa yurt dışı fatura KDV’sini sorumlu sıfatıyla ödedim, buna göre de KDV 1 beyannamemle indirim konusu yapabilirim” demeden önce mali danışmanınızla görüşmenizi tavsiye ederiz.      
* Yukarıda yer verdiğimiz uygulama 11 Seri No’lu KDV Genel Uygulama Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile; 26 Nisan 2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak değiştirilmiştir. Tebliğ yayım tarihi olan 15 Şubat 2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Tebliğ ile yapılan değişiklikler ile KDV Uygulama tebliğine eklenen yabancı faturalara ilişkin düzenleme aşağıdaki gibidir.  

"Sorumlu sıfatıyla KDV beyanının hiç yapılmadığının veya eksik yapıldığının tespiti üzerine veya mükellefin kanuni süresinden sonra sorumlu sıfatıyla verdiği beyanname üzerine bu vergilerin tarh edilmesi halinde, tarh edilen KDV’nin vergi dairesine ödenmesi ve ödemenin gerçekleştiği takvim yılı aşılmaması şartıyla, ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür.

KDV’ye tabi işlemi yapan satıcı tarafından zamanında düzenlenmeyip, alıcı tarafından en geç fatura düzenleme süresinin son gününü takip eden vergilendirme dönemi içinde noterden ihtarname gönderilmesi üzerine satıcı tarafından düzenlenen faturada gösterilen KDV, alıcı tarafından faturanın düzenlendiği takvim yılı içinde kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirim konusu yapılabilir"​

Bu kapsamda ait olduğu yıldan sonra gelen yabancı bir faturanın yıl atladıktan sonra Sorumlu Sıfatıyla KDV’sinin beyan edildiği dönemde KDV 1 beyanı ile indirilmesine imkan gelmiştir. Fakat bu düzenleme vergiyi doğuran olayın meydana geldiği aya ilişkin II no.lu KDV’nin düzeltilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamıştır.​

AuthorName: Berkan Tolun
AuthorName:ID: 60
CategoryName: KDV
CategoryName:ID: 82
ShortDescription: Yurt dışından gelen fatura, ülkemizde alışık olduğumuz Vergi Usul Kanunu formatı dışında olabiliyor. Fakat, “yurt dışından gelen fatura” deyip geçmemekte fayda var. Öncelikle, yurt dışından gelen fatura mükellefe normal bir faturadan daha fazla sorumluluk yüklüyor… Dar mükellef kurumdan gelen bu faturalarda…
Date: 11/20/2014
Attachments: http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/354/shutterstock_152921513-b.jpg
http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/354/shutterstock_152921513-k.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Arşiv

KDV nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

[intense_content_box icon=”bitbucket” color=”#ffffff” size=”3″ icon_stack_type=”circle” icon_stack_color=”#1a8be2″ position=”topcenter” boxed=”1″ shadow=”0″ background=”#e8e8e8″ border_size=”1″ border_color=”#a3a3a3″ border_style=”solid”]

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

[/intense_content_box]

Sayı : B.07.1.GİB.4.38.15.01-KDV-20-941-21                                                                     28/01/2012

Konu : Yıl sonunda işi terk eden mükellefin, 01/01/2011 tarihinde işe başlayan ve hissedarı olduğu adi ortaklığa düzenlediği 31/12/2010 tarihli devir faturasında yer alan KDV nin indirilip indirilemeyeceği

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, 31/12/2010 tarihinde faaliyeti sona eren işletmenizde bulunan emtialar için, 1/1/2011 tarihinde işe başlayan ve aynı zamanda hissedarı da olduğunuz adi ortaklığa düzenlenen 31/12/2010 tarihli devir faturasında yer alan KDV nin adi ortaklıkça indirilip indirilemeyeceği hususunda görüş talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 29/1-a maddesine göre, mükellefler vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolaysıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilmektedir.

Buna göre, 1/1/2011 tarihinde işe başlayan adi ortaklığın 31/12/2010 tarihinde yaptığı emtia alımlarına ilişkin faturayı faaliyete başladığı dönemin açılış kayıtlarında göstermesi şartı ile ödenen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.