Kategoriler
Erta Denetim

Mükelleflerin Mücbir Sebep Kapsamında Olup Olmadığının Tespitine Yönelik Başvuru Şeklini Düzenleyen İç Genelge Yayımlandı

Bülten: 2020/48

MÜKELLEFLERİN MÜCBİR SEBEP KAPSAMINDA OLUP OLMADIĞININ TESPİTİNE YÖNELİK BAŞVURU ŞEKLİNİ DÜZENLEYEN İÇ GENELGE YAYIMLANDI.

Mücbir
sebep kapsamına alınan mükelleflerin belirlenmesinde mükelleflerin (gelir
vergisi mükellefleri hariç) 24.03.2020 tarihi itibariyle vergi dairesi
kayıtlarındaki ana faaliyet kodu dikkate alındığı belirtilmişti.

Tebliğ’de
yapılan düzenleme ile vergi dairesi kayıtlarında ana faaliyet kodu itibariyle
mücbir sebep halinde olduğu kabul edilen mükellefler arasında yer almamakla
beraber, mükelleflerin ana faaliyeti olarak belirlenen sektörlerden herhangi
birisinde fiilen uğraştığını ispat ve tevsik etmeleri halinde fiili uğraşılan
ana faaliyet mücbir sebebin varlığında dikkate alınacağı açıklanmıştı. Bu
mükelleflerin mücbir sebep kapsamında olup olmadıklarının tespit edilmesine
yönelik idareye yapılacak başvuru şekli ile Tebliğin uygulamasına ilişkin diğer
usul ve esasların açıklandığı 03.04.2020 tarih ve 2020/3 Seri No.lu Gelir
İdaresi Başkanlığı Uygulama İç Genelgesi yayımlanmıştır.

Buna
göre Özet olarak;

  1. Ana faaliyet kodu itibariyle Tebliğ’de
    yer alan mükelleflerin mücbir sebep hali kapsamına alınması vergi dairesi
    bazında resen yapılacaktır.
  2. Mükelleflerin ana faaliyet kodları,
    vergi dairesi sicil kayıtlarında ilk sırada yer alan altı haneli NACE meslek
    koduna göre tespit edilmektedir.
  3. Vergi dairesi sicil kayıtlarında ilk
    sırada yer alan Nace meslek kodunun belirlenen sektör grubunda olmaması rağmen
    mükellefin fiilen iştigal edilen ana faaliyetinin belirlenen sektörlerde yer
    aldığının ispat ve tevsik edilmesi halinde ana faaliyet kodu yerine fiilen
    gerçekleştirilen faaliyet ana faaliyet alanı kabul edilecektir. 
  4. Mükellefin ana faaliyet kodu olarak
    kaydedilmesi gerektiğini iddia ettiği faaliyet kodundan elde ettiği brüt
    hasılatın, diğer faaliyet kodlarından elde ettiği brüt hasılattan fazla olması
    şarttır.

Brüt
hasılatın tespitinde 2019 hesap dönemi veya 2019 IV. geçici vergi dönemi, özel
hesap dönemine tabi mükelleflerde 2019 yılında sonuçlanan özel hesap dönemi, bir
yıldan kısa süredir faaliyette bulunulması durumunda faaliyette bulunulan dönem
sonuçları dikkate alınacaktır.

Sunulacak Raporda hasılat
tespitine yönelik olarak;


Mükellefin son dört geçici vergi dönemine ilişkin verdiği beyannameleri ekinde
yer alan ve en yüksek hasılatı elde ettiğini bildirdiği meslek kodlarına
ilişkin bilgiler,


Ayrıntılı gelir tablosu bilgileri,


Form Ba-Bs bildirimlerine ilişkin değerlendirmeler,

ile
benzeri bilgi, belge, veri ve değerlendirmelere yer verilerek mükellefin
hakikatte kayıtlı olması gereken ana faaliyet kodu ortaya konulur ve ana
faaliyet kodu değişikliği işleminin gerçekleştirilmesi yönünde talepte
bulunulur.

Bu
kapsamdaki başvurular, ana faaliyet alanını ispata yönelik tüm belgelerin
ekinde yeraldığı “Ana faaliyet Kodu Değişikliği Raporu” ile İnteraktif Vergi
Dairesi üzerinden yapılacaktır.

Örnek 1: Mükellef (A) A.Ş. öteden beri
faaliyetine devam eden bir şirkettir. Mükellef, vergi dairesi kayıtlarına
göre 3 ayrı faaliyet kodunda faaliyette bulunmakta olup kodlara ilişkin
bilgiler aşağıdaki gibidir.

Ana Faaliyet
Kodu – 812101- Binaların genel temizliği

Faaliyet
Kodu – 812903 – Park ve caddelerin süpürülerek yıkanması, temizlenmesi
faaliyetleri

Faaliyet
Kodu – 412002 – İkamet amaçlı binaların inşaatı

Mükellef, ana
faaliyet kodu itibarıyla mücbir sebep kapsamında bulunmamaktadır. Ancak
mükellef ana faaliyet alanının ikamet amaçlı binaların inşaatı olduğunu ve ana
faaliyet kodunun mücbir sebep kapsamında bulunan “412002” kodu olması
gerektiğini iddia etmektedir.

Sunulan
Raporun incelenmesinden mükellefin 2019 hesap döneminde elde ettiği hasılatın
faaliyet kodları itibarıyla aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmıştır.

  2019 hesap dönemi hasılatı Hasılatın
  (TL) Yüzdesi
812101 No.lu Kod Hasılatı (*)                    1.150.000,00 36,51%
812903 No.lu Kod Hasılatı (*)                       600.000,00 19,05%
412002 No.lu Kod Hasılatı (*)                    1.400.000,00 44,44%
Hasılat Toplamı                    3.150.000,00  

(*)
Mükellefin tüm faaliyet kodları vergi dairesine kayıtlıdır.

Mükellefin
2019 hesap döneminde “412002” kodundan elde ettiği hasılatın tüm
kodlardan elde ettiği hasılata oranının %44,44 olduğu ve bu oranın oransal
olarak en yüksek hasılatın elde edildiği kod olduğu dikkate alındığında, mükellefin
ana faaliyet kodunun “412002” olarak değiştirilmesi ve mücbir sebep
kapsamına alınması gerekmektedir.

5. “Örnek 1” de yer aldığı üzere
mükellefin fiilen gerçekleştirilen faaliyetin ana faaliyet alanı kabul edilmesi
başvurularında ana faaliyet alanının ispatına yönelik tüm belgeler ile
“Ana Faaliyet Kodu Değişikliği Raporu” sunulacaktır. Başvurular
interaktif vergi dairesi üzerinden yapılacaktır.   

İlgili İç Genelge
Aşağıda Yer Almaktadır;

T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi
Başkanlığı

Sayı: 80100189-105[13-1540]-E.42718 03.04.2020

Konu: 518 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği uygulaması hk.

UYGULAMA İÇ GENELGESİ SERİ NO: 2020/3

Bilindiği gibi, 24/3/2020 tarihli ve 31078 mükerrer
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 518 Sıra No.lu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği (Tebliğ) ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin Vuhan kentinde
ortaya çıkan ve birçok ülkeye yayılan Koronavirüs (COVID-
19) salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden doğrudan etkilenen ve mezkûr
Tebliğle belirlenen mükelleflerin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mücbir sebep
hükümlerinden faydalandırılması hakkında açıklamalar yapılmıştır.

Tebliğ kapsamında mücbir sebep halinde olduğu kabul
edilen mükellefler, mücbir sebep dönemine isabet eden yükümlülüklere yönelik
açıklamalar, Tebliğin 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden mükellefin
mücbir sebep kapsamında olup olmadığının tespit edilmesine yönelik başvuruların
şekli, komisyonların kurulması ve çalışma usul ve esasları ile Tebliğin
uygulamasına ilişkin diğer usul ve esaslar bu İç Genelgenin konusunu
oluşturmaktadır.

1. 1/4/2020 tarihinde başlayan mücbir sebep hali

Tebliğin 3 üncü maddesiyle belirlenen mükelleflerin
1/4/2020 ila 30/6/2020 (bu tarihler dâhil) tarihleri arasında mücbir sebep
halinde olduğu kabul edilmiştir. Mezkûr mücbir sebep hali ile ilgili
açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

1.1. Kapsama giren mükellefler

Tebliğin 3’üncü maddesi ile;

a) Ticari,
zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunan
mükelleflerin (İhtiyari olarak katma değer vergisi (KDV) beyannamesi veren
ticari kazançları basit usulde tespit edilen mükellefler, bilanço veya işletme
hesabı esasına göre defter tutan ticaret erbabı ve kazançları gerçek usulde
vergilendirilen zirai kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı)

b) Koronavirüs
salgınından doğrudan etkilenen ve ana faaliyet alanı itibarıyla; alışveriş
merkezleri dâhil perakende, sağlık hizmetleri, mobilya imalatı, demir çelik ve
metal sanayii, madencilik ve taş ocakçılığı, bina inşaat hizmetleri,
endüstriyel mutfak imalatı, otomotiv imalatı ve ticareti ile otomotiv sanayii
için parça ve aksesuar imalatı, araç kiralama, depolama faaliyetleri dâhil
lojistik ve ulaşım, sinema ve tiyatro gibi sanatsal hizmetler, matbaacılık
dahil kitap, gazete, dergi ve benzeri basılı ürünlerin yayımcılık faaliyetleri,
tur operatörleri ve seyahat acenteleri dahil konaklama faaliyetleri, lokanta,
kıraathane dahil yiyecek ve içecek hizmetleri, tekstil ve konfeksiyon imalatı
ve ticareti ile halkla ilişkiler dahil etkinlik ve organizasyon hizmetleri
sektörlerinde faaliyette bulunan mükelleflerin,

c) Ana faaliyet
alanı itibarıyla İçişleri Bakanlığınca alınan tedbirler kapsamında geçici
süreliğine faaliyetlerine ara verilmesine karar verilen işyerlerinin bulunduğu
sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflerin,

1/4/2020 ila 30/6/2020 (bu tarihler dâhil) tarihleri
arasında mücbir sebep halinde olduğu kabul edilmesi uygun bulunmuştur.

Yukarıda yer alan mükelleflerin sistemsel olarak
mücbir sebep hali kapsamına alınması işlemleri her bir vergi dairesi bazında
Başkanlığımız tarafından gerçekleştirilecektir.

1.2. Ana faaliyet koduyla ilgili başvurular

Mükellefin ana faaliyet alanlarının tespit edilmesinde
Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet
kodu dikkate alınır. Ana faaliyet kodundan kasıt, mükelleflerin sicil
kayıtlarında ilk sırada yer alan altı haneli NACE meslek kodudur. Mükellefin
vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet kodu itibarıyla bu İç Genelgenin
(1.1) numaralı bölümünde sayılan sektörler arasında bulunmamasına rağmen ana
faaliyet alanı olarak bu sektörlerden herhangi birisinde fiilen iştigal
ettiğini ispat ve tevsik etmesi halinde, mükellefin mücbir sebep kapsamında
olup olmadığının tespitinde ana faaliyet kodu yerine fiilen iştigal edilen ana
faaliyet alanı dikkate alınır ve sicil kayıtlarındaki ana faaliyet kodu yeni
duruma göre düzeltilir.

1.2.1. Başvuru şekli

Bu kapsamdaki başvurular, fiilen iştigal edilen ana
faaliyet alanını ispat etmeye matuf tüm belgelerin ekinde yer aldığı “Ana
Faaliyet Kodu Değişikliği Raporu” (Rapor) eklenmek suretiyle İnteraktif
Vergi Dairesi üzerinden yapılır.

Ana faaliyet kodu değişikliği için; mükellefin esas
alınmasını istediği ana faaliyet alanından (ana faaliyet kodu olarak
kaydedilmesi gerektiğini iddia ettiği faaliyet kodundan) elde ettiği brüt
hasılatın, diğer faaliyet kodlarından elde ettiği brüt hasılattan fazla olması
şarttır.

Brüt hasılatın tespitinde 2019 hesap dönemi veya 2019
IV. geçici vergi dönemi, özel hesap dönemine tabi mükelleflerde 2019 yılında
sonuçlanan özel hesap dönemi, bir yıldan kısa süredir faaliyette bulunulması
durumunda faaliyette bulunulan dönem sonuçları dikkate alınır.

Sunulacak Raporda hasılat tespitine yönelik olarak;

– Mükellefin son dört geçici vergi dönemine ilişkin
verdiği beyannameleri ekinde yer alan ve en yüksek hasılatı elde ettiğini
bildirdiği meslek kodlarına ilişkin bilgiler,

– Ayrıntılı gelir tablosu bilgileri,

– Form Ba-Bs bildirimlerine ilişkin değerlendirmeler

ile benzeri bilgi, belge, veri ve değerlendirmelere
yer verilerek mükellefin hakikatte kayıtlı olması gereken ana faaliyet kodu
ortaya konulur ve ana faaliyet kodu değişikliği işleminin gerçekleştirilmesi
yönünde talepte bulunulur.

Mükellefin ana faaliyet kodunun değiştirilmesi
işlemleri, bu bölümde yer alan komisyonun olumlu mütalaası ve vergi dairesi
başkanının veya görevlendireceği grup müdürünün onayıyla gerçekleştirilir.

Onay işleminden sonra, alınan karar bir üst yazı
ekinde ilgili vergi dairesine gönderilir. Faaliyet kodunun değiştirilmesine
karar verilen mükelleflerin sicil kayıtlarındaki ana faaliyet kodu yeni duruma
göre düzeltildikten sonra anılan mükelleflerin mücbir sebep kapsamına
alınabilmesi için sistemde tanımlanan ekranlara bilgi girişi yapılır.

Örnek 1: Mükellef (A) A.Ş. öteden beri faaliyetine devam eden bir şirkettir.
Mükellef, vergi dairesi kayıtlarına göre 3 ayrı faaliyet kodunda faaliyette
bulunmakta olup kodlara ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Ana faaliyet kodu – 812101- Binaların genel temizliği
(daire, apartman, büro, fabrika, kurum, mağaza vb. her türlü binanın genel
temizliği dâhil; pencere, baca, sanayi makinesi vb. uzmanlaşmış temizlik
faaliyetleri hariç)

Faaliyet Kodu – 812903 – Park ve caddelerin
süpürülerek yıkanması, temizlenmesi faaliyetleri

Faaliyet Kodu – 412002 – İkamet amaçlı binaların
inşaatı (müstakil konutlar, birden çok ailenin oturduğu binalar, gökdelenler
vb.nin inşaatı) (ahşap binaların inşaatı hariç)

Mükellef, ana faaliyet kodu itibarıyla bu İç
Genelgenin (1) numaralı bölümünde yer alan mücbir sebep kapsamında
bulunmamaktadır. Bununla birlikte mükellef ana faaliyet alanının ikamet amaçlı
binaların inşaatı olduğunu ve ana faaliyet kodunun mücbir sebep kapsamında
bulunan “412002” kodu olması gerektiğini iddia etmektedir.

Sunulan Raporun tetkikinden mükellefin 2019 hesap
döneminde elde ettiği hasılatın faaliyet kodları itibarıyla aşağıdaki gibi
olduğu anlaşılmıştır.

  2019 hesap dönemi hasılatı (TL) Hasılatın yüzdesi
“812101” No.lu Kod Hasılatı 1.150.000 36,60%
“812903” No.lu Kod Hasılatı 600.000 19%
“412002” No.lu Kod Hasılatı 1.400.000 44,40%
Hasılat Toplamı 3.150.000 100%

Mükellefin 2019 hesap döneminde “412002” kodundan elde ettiği
hasılatın tüm kodlardan elde ettiği hasılata oranının %44,4 olduğu ve bu oranın
oransal olarak en yüksek hasılatın elde edildiği kod olduğu dikkate
alındığında, mükellefin ana faaliyet kodunun “412002” olarak
değiştirilmesi ve mücbir sebep kapsamına alınması gerekmektedir.

1.2.2. Komisyonun teşekkülü

Ana faaliyet kodunun değiştirilmesine yönelik
başvuruları ve mükellefin mücbir sebep kapsamında olup olmadığını
değerlendirmek amacıyla vergi dairesi başkanlıklarına bağlı olarak görev
yapacak “Ana Faaliyet Kodu Değerlendirme Komisyonu” kurulur.

Komisyon; grup müdürü, vergi dairesi müdürü veya müdür
başkanlığında, vergi dairesi başkanı tarafından belirlenen toplam üç kişiden
oluşur. İş yüküne ve ihtiyaca bağlı olarak vergi dairesi başkanlığına bağlı
olarak birden fazla komisyon kurulmasına vergi dairesi başkanı tarafından karar
verilir.

Komisyon, üyelerinin tamamının katılımıyla toplanır ve
çoğunlukla karar alır. Alınan kararlar tutanağa geçirilerek tüm üyeler
tarafından imzalanır. Komisyon başkanı ve üyelerinin herhangi bir nedenle
görevlerinin başında bulunamamaları halinde, bunlara vekâlet edenler komisyonda
görev yapar.

1.2.3. Komisyonun görev ve yetkileri

Komisyon;

a) Kendisine
intikal ettirilen Rapor ve ekinde yer alan bilgi, bulgu veya verilerden
hareketle mükellefin fiilen iştigal ettiği ana faaliyet alanına ve dolayısıyla
olması gereken ana faaliyet koduna ilişkin çalışmalarını başvurudan itibaren 15
gün içerisinde sonuçlandırır.

b) Yaptığı
çalışmalar neticesinde mükellefin ana faaliyet kodunun değiştirilmesi ve bu İç
Genelgenin (1) numaralı bölümü kapsamında mücbir sebep kapsamına alınması
gerektiğini değerlendirmesi durumunda olumlu, aksi halde olumsuz mütalaasını
içeren yazıyı vergi dairesi başkanının veya vergi dairesi başkanı tarafından
görevlendirilen grup müdürünün onayına sunar.

c) Mükellef
başvurusunun uygun görülmemesi halinde bu durumu içeren vergi dairesi başkanı
veya görevlendirilen grup müdürü imzalı yazıyı mükellefe tebliğ eder ve bu
durumu mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine de ayrıca bildirir.

ç) Mükellef
başvurusunun onaylanması halinde ana faaliyet kodunun değiştirilmesi ve
mükellefin mücbir sebep kapsamına alınması ile ilgili işlemlerin
sonuçlandırılması amacıyla mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine yazılı
olarak bilgi verir.

d) Mükellefin
sunduğu Rapor ve diğer belgeler dışında ihtiyaç duyduğu ilave bilgi ve
belgeleri mükelleften ister.

1.2.4. Sekretarya hizmetleri

Komisyonun sekretarya hizmetleri, mevcut veya uygun
görülen yerde ve sayıda kurulan servis tarafından yürütülür. Servis, komisyon
tarafından verilen görevleri yerine getirir. Servislerde yukarıda sayılan
görevleri yerine getirebilecek sayıda personel görevlendirilir.

Yukarıda yer alan görevler mevcut ya da yeni kurulacak bir müdürlük tarafından
da yerine getirilebilir.

1.3. Ertelenecek vergi ödevleri

Bu İç Genelgenin (1) numaralı bölümü kapsamında mücbir
sebep halinde olduğu kabul edilen mükelleflerin aşağıda yer alan vergi ödevleri
aşağıda belirtilen tarihlere kadar uzatılmıştır.

1.3.1. 2020/Mart (2020/Ocak-Şubat-Mart dâhil) dönemine
ait vergi ödevleri

– 27/4/2020 tarihine kadar verilmesi gereken 2020/Mart
(2020/Ocak-Şubat-Mart dâhil) dönemine ait Muhtasar Beyannameler (Muhtasar ve
Prim Hizmet Beyannameleri dâhil) ve KDV Beyannamelerinin verilme süreleri,

– 30/4/2020 tarihine kadar verilmesi gereken
“Form Ba-Bs” bildirimlerinin verilme ve mezkur tarihe kadar
oluşturulması ve imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma ile
aynı sürede Başkanlığımız Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken
“Elektronik Defter Beratları”nın yüklenme süreleri 27/7/2020
Pazartesi,

– Bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin
ödeme süreleri 27/10/2020 Salı günü sonuna kadar uzatılmıştır.

1.3.2. 2020/Nisan dönemine ait vergi ödevleri

– 27/5/2020 tarihine kadar verilmesi gereken
2020/Nisan dönemine ait Muhtasar Beyannameler (Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannameleri dâhil) ve KDV Beyannamelerinin verilme süreleri,

– 1/6/2020 tarihine kadar verilmesi gereken “Form
Ba-Bs” bildirimlerinin verilme ve mezkûr tarihe kadar oluşturulması ve
imzalanması gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma ile aynı sürede
Başkanlığımız Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter
Beratları”nın yüklenme süreleri

27/7/2020 Pazartesi,

– Bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin
ödeme süreleri 27/11/2020 Cuma günü sonuna kadar uzatılmıştır.

1.3.3. 2020/Mayıs dönemine ait vergi ödevleri

– 26/6/2020 tarihine
kadar verilmesi gereken 2020/Mayıs dönemine ait Muhtasar Beyannameler (Muhtasar
ve Prim Hizmet Beyannameleri dâhil) ve KDV Beyannamelerinin verilme süreleri,

– 30/6/2020 tarihine kadar verilmesi gereken “Form Ba-Bs”
bildirimlerinin verilme ve mezkur tarihe kadar oluşturulması ve imzalanması
gereken e-Defterlerin oluşturulma ve imzalanma ile aynı sürede Başkanlığımız
Bilgi İşlem Sistemine yüklenmesi gereken “Elektronik Defter
Beratları”nın yüklenme süreleri

27/7/2020 Pazartesi,

– Bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin
ödeme süreleri 28/12/2020 Pazartesigünü sonuna kadar uzatılmıştır.

2. 22/3/2020 tarihinde başlayan mücbir sebep hali

Tebliğin 5’inci maddesinde belirtilen mükelleflerin
22/3/2020 tarihi ila sokağa çıkma yasağının sona ereceği tarih (bu tarihler
dâhil) arasında mücbir sebep halinde olduğu kabul edilmiştir. Mezkûr mücbir
sebep hali ile ilgili açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

2.1. Kapsama giren mükellefler

İçişleri Bakanlığınca alınan tedbirler kapsamında;

a) 65 yaş ve
üstünde olması nedeniyle sokağa çıkma yasağı kapsamına giren gelir vergisi
mükellefleri (meslek mensuplarının kendi mükellefiyetleri dâhil),

b) Kronik
rahatsızlığı bulunması nedeniyle sokağa çıkma yasağı kapsamına giren gelir
vergisi mükellefleri (meslek mensuplarının kendi mükellefiyetleri dâhil),

c) Gelir
vergisi, kurumlar vergisi, KDV veya muhtasar gibi beyannameleri ve bildirimleri
(a) veya (b) bendi kapsamında bulunan meslek mensuplarınca verilen mükellefler

22/3/2020 tarihi ila sokağa çıkma yasağının sona
ereceği tarih (bu tarihler dâhil) arasında mücbir sebep halinde olacaktır.

(c) bendi
uyarınca mücbir sebep kapsamının tespitinde 24/3/2020 tarihi itibarıyla geçerli
olan “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” uyarınca
beyanname/bildirimlerin (a) veya (b) bendi kapsamındaki meslek mensuplarınca
verilmesi şarttır.

Mükelleflerin, 65 yaş ve üstü meslek mensubu ile
24/3/2020 tarihinden sonra imzalanan sözleşmelere istinaden mücbir sebep
kapsamına alınması mümkün değildir. Öte yandan bu tarihten önce 65 yaş ve üstü
meslek mensubu ile yapılan sözleşmenin bu tarihten sonra sona ermesi veya iptal
edilmesi halinde, söz konusu meslek mensubu tarafından artık verilemeyecek
beyanname/bildirimler itibarıyla mükellefler mücbir sebep kapsamından
çıkarılacaktır.

Öte yandan 65 yaş ve üstü olunması nedeniyle
beyanname/bildirim verme ve ödeme sürelerinin uzatılması Başkanlığımızca re’sen
gerçekleştirilecek olup bu kapsamdaki süre uzatımına ilişkin herhangi bir
başvuru alınmayacaktır.

Kronik rahatsızlık nedeniyle beyanname/bildirim verme
ve ödeme sürelerinin uzatılması için bu rahatsızlığın sağlık kuruluşlarından
alınacak muteber belgelerle ispat ve tevsik edilmesi şarttır. Bu kapsamdaki
süre uzatımı işlemi, mükellefin kronik rahatsızlığı bulunduğuna dair beyanını
içeren İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden vereceği başvurusuna istinaden
yapılacaktır. Bununla birlikte kronik rahatsızlığın bulunduğuna dair belgenin
sokağa çıkma yasağının sona ereceği günü takip eden 30 gün içerisinde bağlı
olunan vergi dairesine ibraz edilmesi şarttır. Söz konusu belgenin belirlenen
süre içerisinde ibraz edilmemesi durumunda mükellefin mücbir sebep tanımlaması
kaldırılacak ve mücbir sebep dönemine ilişkin tahakkuklar ve diğer kayıtlar
düzeltilecektir.

2.2. Vergi ödevlerinin ertelenmesi

Tebliğin 6’ncı maddesi gereğince 22/3/2020 tarihinden
itibaren verilmesi gereken beyanname/bildirimlerin verilme süreleri ile bunlara
istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin son günü, sokağa çıkma
yasağının sona ereceği günü takip eden 15’inci günün sonuna kadar uzatılmıştır.

Sokağa çıkma yasağının bittiği tarihte
beyanname/bildirim verme süresinin son gününe 15 günden fazla süre kalması
halinde, beyanname/bildirim verme ile ödeme süresi olarak kanuni sürelerin
dikkate alınacağı tabiidir.

Öte yandan Tebliğde beyanname ve bildirimlerle ilgili
özel bir belirleme yapılmadığından mücbir sebep dönemine ait tüm vergi
beyanname ve bildirimleri bu kapsamda değerlendirilecektir.

Örnek 2: Meslek mensubu Bayan (B)’nin gelir vergisi, gelir geçici vergi, KDV ve
muhtasar yönünden mükellefiyeti olup Bayan (B) bu İç Genelgenin (2) numaralı
bölümü uyarınca mücbir sebep kapsamındadır. Bayan (B) 24/3/2020 tarihi
itibarıyla 10 kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar, muhtasar ve KDV
beyannameleri ile Form Ba-Bs bildirimlerini elektronik ortamda göndermektedir.
Söz konusu 10 mükellefin hiçbirisi 1/4/2020 tarihinde başlayan mücbir sebep
hali kapsamında değildir. İlan edilen sokağa çıkma yasağı 22/4/2020 tarihinde
sona ermiştir.

Bahse konu 10 mükellefin 2019 hesap dönemine ilişkin
kurumlar vergisi beyannameleri, 2020/Şubat ve 2020/Mart dönemi KDV ve muhtasar
beyannameleri ile aynı dönemlere ilişkin Form Ba-Bs bildirimleri 7/5/2020 günü
sonuna kadar verilecek, bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergiler de
aynı süre içinde ödenecektir.

Örnek 3: Yukarıdaki
örnekte sokağa çıkma yasağının 6/5/2020 tarihinde sona ermesi halinde ise;

Söz konusu 10 mükellefin 2019 yılı kurumlar vergisi
beyannamesi, 2020/Şubat ve 2020/Mart dönemi KDV ve muhtasar beyannameleri, aynı
dönemlere ilişkin Form Ba-Bs bildirimleri ile 2020 I. dönem geçici vergi
beyannamesi 21/5/2020 günü sonuna kadar verilecek, bu beyannamelere istinaden
tahakkuk eden vergiler de aynı süre içinde ödenecektir.

2020/Nisan dönemi KDV ve muhtasar beyannameleri, 15
günden fazla süre bulunduğundan kanuni süresi olan 27/5/2020 günü sonuna kadar
verilecek olup bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergiler de aynı süre
içinde ödenecektir. 2020/Nisan dönemine ilişkin Form Ba-Bs bildirimleri ise, 15
günden fazla süre bulunduğundan kanuni süresi olan 1/6/2020 günü sonuna kadar
verilecektir.

3. 1/4/2020 ve 22/3/2020 tarihinde başlayan mücbir
sebep hallerinin her ikisinin de kapsamına giren mükelleflerin durumu

Mükelleflerin gerek bu İç Genelgenin (1) numaralı
gerekse (2) numaralı bölümü uyarınca mücbir sebep halinde bulunması durumunda,
mükellef her iki bölüm kapsamındaki mücbir sebep hükümlerinden de
faydalanacaktır.

Bu kapsamda 2020/Mart (Ocak-Şubat-Mart dönemi dâhil), 2020/Nisan
ve 2020/Mayıs dönemine ait olan ve bu İç Genelgenin (1.3) numaralı bölümünde
sayılan vergisel ödevler mezkûr bölümde anlatıldığı sürelerde yerine
getirilecektir.

Ayrıca (1) numaralı bölümdeki mücbir sebep dönemlerine
ait olmakla birlikte bu bölümde sayılmayan beyanname ve bildirimler ile
22/3/2020 tarihinden itibaren verilmesi gereken 2020/Şubat dönemine ait
beyanname ve bildirimlerin tamamı sokağa çıkma yasağının sona ereceği günü
takip eden 15’inci günün sonuna kadar verilecek, tahakkuk eden vergiler de aynı
sürede ödenecektir.

Öte yandan sokağa çıkma yasağının bittiği tarihte
beyanname/bildirim verme süresinin son gününe 15 günden fazla süre kalması
halinde, beyanname/bildirim verme ile ödeme süresi olarak kanuni sürelerin
dikkate alınacağı tabiidir.

Örnek 4: Mükellef (A) Ltd. Şti.’nin, kurumlar vergisi, geçici vergi, muhtasar ve KDV
mükellefiyeti bulunmaktadır. Mükellef, geçici süreliğine faaliyetine ara
verilen işyeri nedeniyle
(1) numaralı bölümdeki, beyanname ve bildirimleri kronik rahatsızlığı nedeniyle
sokağa çıkma yasağı bulunan meslek mensubu tarafından verildiği için (2)
numaralı bölümdeki mücbir sebep hali kapsamındadır. İlan edilen sokağa çıkma
yasağı 4/6/2020 tarihinde sona ermiştir. Buna göre mükellefin
beyanname/bildirim verme ve ödeme tarihleri aşağıdaki gibi olacaktır.

Mükellefin 2020/Mart, 2020/Nisan ve 2020/Mayıs
dönemine ait olan ve bu İç Genelgenin (1.3) numaralı bölümünde sayılan vergisel
ödevleri mezkur bölümde anlatıldığı sürelerde yerine getirilecektir. Bu
kapsamda örneğin 26/6/2020 tarihine kadar verilmesi gereken 2020/Mayıs dönemine
ait KDV ve muhtasar beyannameleri 27/7/2020 Pazartesi günü sonuna kadar
verilecek, bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergiler ise 28/12/2020
Pazartesi günü sonuna kadar ödenecektir.

Öte yandan mükellefin 2020/Şubat dönemine ait;
muhtasar beyanname, KDV beyannamesi, Form Ba-Bs bildirimi, 2019 hesap dönemine
ait kurumlar vergisi beyannamesi ile 2020 yılı I. geçici vergi dönemine ait
geçici vergi beyannamesi 19/6/2020 Cuma günü sonuna kadar verilecek, bu
beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergiler de aynı sürede ödenecektir.

4. Diğer hususlar

Sosyal güvenlik mevzuatı gereğince sigortalıların
mücbir sebep dönemine ilişkin prime esas kazanç ve hizmet bilgilerinin Muhtasar
ve Prim Hizmet Beyannamesi ile bildirilmesinin zorunlu olması durumunda mücbir
sebep, bu beyannamelerin vergi kesintilerine ilişkin kısmının beyan ve ödeme
sürelerinin ertelenmesi için geçerli olacaktır.

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

2019 Bütçe Tasarısından Satır Başları

Rating: 0
Content:

2019 Bütçe Kanun Tasarısı 17 Ekim’de TBMM’ye sunuldu. Tasarı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk bütçesi olma niteliği ile de oldukça önemli. Bu yeni dönemde maliye politikasının "harcama" bacağının Cumhurbaşkanlığında; "vergi ve borçlanma" bacaklarının ise Hazine ve Maliye Bakanlığı uhdesinde olacağının altını bu vesile ile tekrar çizelim. 

Bütçe Tasarısı’nın gelir ve gider tahminleri, 2019’de karşılaşmamız muhtemel mali tabloya ilişkin önemli işaretler taşıyor. Önce Tasarı’nın temel büyüklüklerine ve gider tarafına, sonra da 2019’da cebimizden çıkacak vergilere bakalım. En son kısımda ise -henüz 2019 bütçesine yansımayacak olsa da- 31 Aralık’a kadar sürecek olan vergi indirimlerinin muhtemel mali yansımalarını irdeleyelim.

2019 Bütçesi’nin temel büyüklükleri…

Hazine ve Maliye Bakanı’nın TBMM’ye yaptığı sunumdan ve Bütçe Kanun Tasarısı’ndan gördüğümüz kadarıyla 2019 için planlanan temel bütçe büyüklüklerimizi aşağıdaki gibi özetlemek mümkün.

Bütçe Giderleri 961 milyar TL
Faiz Giderleri 117,3 milyar TL
Bütçe Gelirleri 880,4 milyar TL
Vergi Gelirleri 765,5 milyar TL
Bütçe Açığı -80,6 milyar TL
Faiz Dışı Fazla 36,7 milyar TL

 

2018 için mali yılbaşında hedeflenen 65,9 milyar TL "bütçe açığı" Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile birlikte 72,1 milyar TL’ye revize edilmiş durumda. Akaryakıt fiyatlarını sabit tutmak için yaz aylarından beri uygulanan "eşelmobil" vergilendirme sistemi ile otomotiv sektöründe yaşanan daralmanın da etkisiyle yılsonunda bu açık rakamının da aşılmasının muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. 2019 için öngörülen "açık" rakamının da oldukça iddialı olduğu görülüyor. Ancak bütçenin geneli, mali disiplinden taviz verilmeyeceği mesajını da kuvvetli şekilde içeriyor.

2019 için öngörülen açık tahmini tutturulursa, 2019 sonunda bütçe açığının GSMH’ya oranının yüzde 2 bandında gerçekleşeceğini ve konuyla alakalı Avrupa Birliği’nin %3’lük Masstricht Kriteri’nin 2019’da da sağlanacağını söyleyebiliriz.

Gider kısmında dikkat çeken noktalar neler?

2018’e kıyasla yüzde 26 artan bütçe giderleri içinde, dört kalemdeki artış, toplam bütçe giderleri artışı olan198 milyar TL’nin neredeyse yüzde 99’una karşılık geliyor. Bunlar; yüzde 35,6 artan personel giderleri, yüzde 36,5 artan sosyal güvenlik kurumlarına transferler, yüzde 63,6 artan faiz giderleri ile yüzde 27,2 artan gelirden ayrılan paylar. Bunlar dışında kalan harcama kalemlerinde YEP ile uyumlu olarak tasarruflu bir yaklaşım sergilendiği dikkat çekiyor.

2019 Bütçe Tasarısında, eğitim için 161 milyar TL, sağlık için 157 milyar TL, yatırımlar için 65,1 milyar TL, reel kesim destekleri için 32,8 milyar TL, tarım için 26,5 milyar ve sosyal harcamalar için de 62,1 milyar TL ayrıldığını da not edelim.

Öngörülen bu gider rakamları üzerinde nasıl bir disiplin sağlanacağını zaman içerisinde takip etmek gerekecek. 2019’da oldukça önemli bir yerel seçim yarışının da olacağı dikkate alınmalı.

Gelir ve Kurumlar Vergisi rakamları neler söylüyor?

2019’da en çarpıcı artışlardan birisi yüzde 24,7 artış ve 171,9 milyar TL ile "Gelir Vergisi" kaleminde. Gelir vergisi oranlarımız, gelir düzeyine göre yüzde 15, 20, 27 ve 35 olarak tespit edilmiş durumda. Daha önceki dönemlerde de gündeme gelen, yüzde 27’lik oranın yüzde 30’a yükseltilmesi de 2019’da masada olabilir. Gelir vergisinde planlanan bu ciddi artışın, vergi oranlarındaki artış yerine; kayıt dışı ekonomi ile mücadeleden kaynaklanmasını umalım.

"Kurumlar Vergisi" hedefinin ise 2018’e kıyasla yüzde 11,9 artışla 74,2 milyar TL olması bekleniyor. Yükselen döviz kurları ve ekonomik yavaşlama gibi etkenlerin, kurumların vergi matrahlarını aşındırmasının etkisiyle 2019’da zayıf bir kurumlar vergisi performansı karşısındayız. Bu zayıf performansın, yüzde 20 olan vergi oranının yüzde 22’ye yükselmesine rağmen olduğu da dikkatten kaçırılmamalı. Vurgulamakta yarar var, Türkiye ölçeğindeki bir ülke için kurumlar ve gelir vergisi rakamlarının pek tatmin edici olduğunu söylemek yine de zor. Bu durumun temel nedeni ise "kayıt dışı ekonominin" oranının GSMH’nın yüzde 20 ila 25’i arasında seyretmesi ve türlü önlemlere rağmen düşürülememesi. Özetle, kayıt dışı ekonomiye ciddi bir neşter vurmadan bu iki vergiden beklenen performansın alınması oldukça zor. 2020’ye kadar yüzde 22’ye yükseltilen kurumlar vergisi oranının, kayıt dışı ekonomi ile mücadele yolunda olumsuz bir etkisi olacağının da altını çizmemiz lazım.

Vergilerde ÖTV ve KDV yine başrolde!

2019 için planlanan ÖTV geliri yüzde 15,6 artışla 162,6 milyar TL. Yani 2019’da vergi gelirlerimizin yaklaşık yüzde 22’si ÖTV’den gelecek ki bu oldukça yüksek bir oran.

ÖTV’nin içerisinde de her zaman olduğu gibi "petrol ve doğalgaz ürünleri (68,7 milyar TL) ve tütün mamulleri (47,7 milyar TL)" başı çekiyor. Arkalarından da 24 milyar TL ile "motorlu taşıt araçları" geliyor. ÖTV’de planlanan artış -geçtiğimiz yıllara kıyasla- bir miktar düşük. Bu durumu 2019’da iç ekonomi çok hareketli olmayacak şeklinde de okuyabiliriz. Ayrıca "petrol ve doğalgaz ürünleri ile motorlu taşıt araçları" üzerinden alınan ÖTV’nin 2018 bütçesinin başlangıç hedeflerinin oldukça gerisinde kaldıklarını ve ilk belirlenen 2018 hedef rakamlarına kıyasla 2019’da neredeyse hiç artırılmadıklarını da belirtelim. Bu iki kalemdeki artış oranları, YEP ile aşağıya doğru revize edilen 2018 rakamlarına kıyasla tespit edilmiş durumda.    

Malum ÖTV, KDV’nin de matrahına girdiğinden (yani ÖTV üzerinden de KDV alındığı için) ek bir KDV yükü yaratıyor. Çok kaba bir hesapla, 2019’da üzerlerinden toplam 162,6 milyar TL ÖTV alınacak tüm ürünlerin, ortalama yüzde 10 civarında bir KDV yarattığını da varsayarsak (yüzde 1, 8 ve 18’lik oranlar üzerinden); ÖTV nedeniyle 2019’da yaklaşık 16,2 milyar TL daha KDV tahsil edileceğini öngörebiliriz. Başka bir açıdan bakarsak, ÖTV’de yaşanacak düşüş, bu kanaldan KDV’ye de yansıyacak.

ÖTV konusunda dikkat çekici bir noktayı daha paylaşalım. ÖTV kaynakları arasında en yüksek artış yüzde 45,7 ile "dayanıklı tüketim ve diğer mallarda" karşımıza çıkıyor. Bu artışı, doğrudan ÖTV 4 Sayılı Liste’de yer alan örneğin beyaz eşyalar gibi malların ÖTV’leri arttırılacak şeklinde yorumlamak son derece spekülatif bir yaklaşım olur. Bu listede, beyaz eşyalardan, elektronik ve kozmetik ürünlerine kadar geniş bir yelpazedeki birçok mal var. YEP’te yer alan "lüks ve ithal bağımlılığı yüksek ürünlerin vergileneceğine" dair mali politika önermesi ile bu listeden 2019’da alınacak ÖTV’nin artış oranını birlikte okumak akılcı olacaktır. Özetle, 2019 yılında, ÖTV’nin 4 sayılı Listesine bazı yeni malların eklenmesini ve hali hazırda bu listede yer alan; ancak ithalat bağımlılığının yüksek olduğu değerlendirilen bazı malların da ÖTV’lerinin arttırılmasını bekleyebiliriz.

2019’da KDV‘den "dâhilde" yüzde 19,2 artışla 70,7 milyar TL; "ithalde" ise yüzde 24,7 artışla 165,8 milyar TL bekleniyor. Üretim ve ihracatımızın, aramalı ve hammadde dolayısıyla ithalata bağımlılığı dikkate alınırsa ithalde alınan KDV rakamı, üretim ve ihracat kanalı için iyimser bir tabloya işaret ediyor. 2019’daki ekonomik gidişat bu tablo için belirleyici olacaktır.

Merak edenler için belirtelim, 2019’da 82,3 milyar TL KDV’de "red ve iadeye" konu olacak.

ÖTV ve KDV için verdiğimiz rakamlara bakarak 2019’da da vergi gelirleri içerisinde ağırlığın yine "dolaylı vergiler" lehine olduğunu söylemek mümkün; kaldı ki bu rakamların içerisinde Banka ve Sigorta Muameleleri (19 milyar TL) ile Özel İletişim Vergisini (3,8 milyar TL) de eklemiş değiliz.

Harçlar ve Damga Vergisi  

2019 Bütçe Tasarısı içinde Damga Vergisi de yüzde 18,1 artış ve 20,8 milyar TL ile yerini almış durumda. Geçtiğimiz dönemde, Damga Vergisi yükünün azaltılması için atılan ciddi adımlara rağmen, Damga Vergisi hala bütçede ciddi bir ağırlığa sahip. Ülkemizi "iş yapma kolaylığı endekslerinde" alt sıralara çeken, sözleşme taraflarını kayıt dışı sözleşme yapma konusunda motive eden, sözleşme yapma özgürlüğünü zedeleyen ve yarattığı ciddi maliyetler nedeniyle uluslararası yatırımların ülkemize çekilmesini zorlaştıran damga vergisinin daha ciddi miktarlarda düşürülmesi veya kaldırılması için 2019’da ek adımların atılması yararlı olacaktır demekle yetinelim.

Çok geniş bir yelpazeye yayılan Harçlardan da yüzde 27,6 artışla 27,7 milyar TL bir gelir tahsilatı bekleniyor. Harçlarda aslan payı 16,4 milyar TL ile Tapu Harçlarında. Yüzde 20’nin üzerinde artması öngörülen tapu harçları, bütçe tasarısının 2019’da gayrimenkul piyasası için öngörüsünün pozitif olduğunu gösteriyor.

Sorumlu vergicilik bakışıyla…​

2019 Bütçe Kanun Tasarısı’na bakınca, bütçe ve dolayısıyla vergi gelirlerimizin hala büyük oranda "dolaylı vergilere" dayandığı görülüyor. Dolaylı vergilerin, ekonomik konjonktürün olumsuz etkilerine çok daha hızlı tepki verdikleri ve vergi adaletini zedeledikleri düşünülünce, 2019’da yaşanabilecek ekonomik dalgalanmaların, bütçe gelirleri üzerinde -özellikle de ÖTV ve KDV kanalı üzerinden- ciddi etkisi olacağını öngörebiliriz. Muhtemel ekonomik dalgalanmalar ve genişletici maliye politikaları neticesinde ortaya çıkabilecek olan gelir ihtiyacının, 2019’da de ek vergisel tedbirleri sürekli gündemde tutacağını söylememiz mümkün. Bu tedbirlerin içerisinde, ÖTV ve KDV’yi sıklıkla duymamayı ve kayıt dışı ekonomi üzerinden yaratılacak doğrudan vergi tahsilatı ile bu muhtemel ihtiyaçların karşılanmasını umalım.

AuthorName: Emrah Akın
AuthorName:ID: 45
CategoryName: Bütçe
CategoryName:ID: 103
ShortDescription: 2019 Bütçe Kanun Tasarısı 17 Ekim'de TBMM'ye sunuldu. Tasarı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk bütçesi olma niteliği ile de oldukça önemli. Bu yeni dönemde maliye politikasının "harcama" bacağının Cumhurbaşkanlığında; "vergi ve borçlanma" bacaklarının ise Hazine ve Maliye Bakanlığı…
Date: 11/5/2018
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/925/1125000476.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/925/1125000476_small.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

2018/36 “Vergi Affı” ve “Vergi Yapılandırması” Olarak Bilinen 7143 Sayılı Kanun’la İlgili Açıklamalar

Bülten Kategorisi: Vergi
İçerik:

Özet: "Vergi Affı” ve ”Vergi Yapılandırması” olarak bilinen 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Açıklamalar:

Söz konusu Kanun ile;

  • Kesinleşmiş alacakların,

  • Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan alacakların,

  • İnceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemlerin,

yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.

Bununla birlikte Kanun’da ayrıca;

  • Matrah ve vergi artırımı,

  • İşletme kayıtlarının düzeltilmesi,

  • Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılmasına (varlık barışı)

ilişkin düzenlemeler de yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu kapsamına giren alacakların yapılandırılması, matrah ve vergi artırımı ile işletme kayıtlarının düzeltilmesine yönelik düzenlemeler bültenimizin konusunu oluşturmaktadır. Gümrük idaresi ve SGK’ya olan borçların yapılandırılmasıyla ilgili ayrı bültenlerimiz paylaşılacaktır.  

1.Alacakların Yapılandırılması

7143 Sayılı Kanun kapsamında yapılandırmaya konu alacaklar aşağıdaki şekildedir:

  • Vergiler (VUK kapsamına giren vergi, resim harçlar) ve vergi cezaları,

  • Gümrük vergileri ve idari para cezaları,

  • Sigorta primleri,

  • Topluluk sigortası primleri,

  • Emeklilik keseneği ve kurum karşılığı,

  • İşsizlik sigortası primi,

  • Sosyal güvenlik destek primi,

  • Çeşitli idari para cezaları,

  • Yukarıda belirtilen alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz, gecikme cezası gibi fer’i alacaklar,

1.1.VUK Kapsamındaki Alacakların Yapılandırılması

Vergi Usul Kanunu kapsamına giren aşağıdaki alacak ve fer’ileri yapılandırmaya konu edilebilmektedir.

  • 31.03.2018 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergiler ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları (31.03.2018 tarihinden sonra ödenmesi gereken gelir vergisi taksitleri ile gelir veya kurumlar vergisine mahsuben 2018 yılında ödenmesi gereken geçici vergiler hariç),

  • 2018 yılına ilişkin olarak 31.03.2018 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları (2018 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç),

  • 31.03.2018 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları

1.2.Kesinleşmiş Alacaklara İlişkin Düzenlemeler

Kanun’un yayımlandığı 18.05.2018 tarihi itibariyle (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan;

  • Vergilerin ödenmemiş kısmının tamamının,

  • Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’sinin,

hesaplanacak gecikme faiz ve zamları yerine Kanun’un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutarı ile birlikte Kanun’da belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde,

  • Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarının,
  • Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’sinin,

ve bunlara bağlı faiz, gecikme zammı ve gecikme faizlerinin tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir.

Kesinleşmiş alacakların yapılandırılmasıyla ilgili özet tablo aşağıdaki şekildedir:

Alacağın Türü Ödenecek Tutarlar Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar
Vergi asılları • Vergi asıllarının tamamı • Vergi aslına bağlı olarak kesilen cezaların / idari para cezalarının tamamı
Alacak aslına bağlı olmayan cezalar Alacak aslına bağlı olmayan cezaların %50’si • Vergi aslına bağlı olmayan cezaların kalan %50’si
İştirak nedeniyle kesilen vergi cezaları • İştirak nedeniyle kesilen vergi cezalarının %50’si • İştirak nedeniyle kesilen vergi cezalarının kalan %50’si
Fer’i alacaklar • Gecikme faizi, gecikme zammı ve gecikme cezası yerine Yİ-ÜFE esas alınarak belirlenecek tutar • Gecikme cezası, gecikme zammı, gecikme faizi gibi fer’i alacakların tamamı

 

Yukarıda belirtilen hususlara ilave olarak;

  • Bu Kanun’un kapsadığı dönemlere ilişkin olup, bu Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği halde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanun’da öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacaklar da bu madde hükmünden yararlanabilir.

  • Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.

1.3.Kesinleşmemiş veya Dava Safhasında Bulunan Alacaklara İlişkin Düzenlemeler

a) Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, re’sen ve idarece yapılmış vergi tarhiyatlarında;

Vergilerin %50’si ile bu tutara ilişkin hesaplanacak gecikme faiz ve zamları yerine Kanun’un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutarın Kanun’da belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, vergilerin %50’si ile buna bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

b) Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla itiraz/istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatlarında;

Ödenecek alacak asılların tespitinde kanunun yayımlandığı tarih itibariyle tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır. Kanunun yayımlandığı tarihten önceki en son kararın; 

Karar Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
Terkine ilişkin olması halinde

-İlk tarhiyatta/tahakkuka esas vergilerin %20’si,

-Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

-Vergi aslının % 80’i

-Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde

-Tasdik edilen vergilerin tamamı

-Terkin edilen vergilerin %20’si

-Bunlara ilişkin Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

-Terkin edilen vergilerin kalan %80’i

-Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı 

En son kararın bozma kararı olma halinde

-Vergilerin %50’si

-Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

-Vergilerin kalan %50’si

– Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

En son kararın kısmen onama kısmen bozma karar olması halinde (onanan kısım için)

-Tasdik edilen vergilerin tamamı

-Terkin edilen vergilerin %20’si

-Bunlara ilişkin Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

-Terkin edilen vergilerin kalan %80’i

-Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

En son kararın kısmen onama kısmen bozma karar olması halinde (bozulan kısım için)

· Vergilerin %50’si

· Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

·Vergilerin kalan %50’si

· Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

 

c) Kanun’un yayımlandığı tarih itibariyle sadece vergi cezalarına ilişkin dava açılmış olması halinde;

  • Asla bağlı cezaların, vergilerin Kanun’un yayımlandığı 18.05.2018 tarihinden önce ödenmiş olması veya bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
  • Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarında işlemin safhasına göre tahsilinden vazgeçilecek tutarlar belirlenecektir;
Safha Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
İlk derece mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olanlarda Cezanın %25’i Cezanın %75’i
İtiraz/istinaf veya temyiz safhasında olanlarda terkine ilişkin karar olması halinde Cezanın %10’u Cezanın %90’ı
İtiraz/istinaf veya temyiz safhasında olanlarda Tasdik veya Tadilen Tasdike ilişkin karar olması halinde

·Tasdik edilen cezanın %50’si

·Terkin edilen cezanın %10’u

·Tasdik edilen cezanın kalan %50’si

·Terkin edilen cezanın kalan %90’ı

En son kararın bozma kararı olması halinde Cezanın %25’i Cezanın %75’i
En son kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde (onanan kısım için) ·Tasdik edilen cezanın %50’u ·Tasdik edilen cezanın kalan %50’i
En son kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde (bozulan kısım için) Cezanın %25’i Cezanın %75’i

d) Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar da bu başlık (2 no’lu) altında yer alan düzenlemelerden yararlanabilecektir.

e) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.

f) Yıllık gelir veya kurumlar vergileri, stopaj gelir/kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için yukarıda açıklanan (1 ve 2 no’lu) düzenleme hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunanların, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibariyle bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri halinde, yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme hakları kaybedilmektedir.

1.4.İnceleme ve Tarhiyat Safhasında Bulunan İşlemlere Yönelik Düzenlemeler

Kanun’un kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanun’un yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde, tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanun’un matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam edilecektir. Bu işlemlerin tamamlanmasında sonraki tarhiyatlarda aşağıdaki şekilde uygulama yapılacaktır. 

Tarhiyatın Nevi Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
Vergi Aslına Bağlı Tarh Edilen Vergiler

·Verginin %50’si

· Kanunun yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutar

·Kanunun yayımlandığı tarihten sonra ihbarnamenin tebliği üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizinin tamamı

·Vergi aslının kalan %50’si

·Vergi aslına bağlı cezaların tamamı

·Kanunun yayımlandığı tarihe kadar uygulanan gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları

Vergi Aslına Bağlı Olmayan Cezalar Cezanın %25’i, Cezanın %75’i
İştirak Nedeniyle Kesilecek Vergi Ziyaı Cezaları Cezanın %25’i, Cezanın %75’i

Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları şarttır.

Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü uygulanacaktır.

Açıklanan düzenleme hükmünden yararlananların, ayrıca uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun uzlaşma ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun peşin ödeme indirimi hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır.

2.Matrah ve Vergi Artırımı

Kanun’un 5. maddesinde, bazı vergilerle ilgili 2013 ve sonraki yıllara ilişkin matrahların veya vergilerin belirli oranlarda artırılması halinde, artırımda bulunulan dönemler için vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı belirtilmektedir. 

2.1.Gelir ve Kurumlar Vergisi

Yapılan düzenleme çerçevesinde, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannamesine esas alınan matrahlarını aşağıda belirtilen oranlardan az olmamak üzere artırabilecekleri belirtilmektedir.

Dönem Matrah Artışı Oranı (%) Asgari Matrah Artışı Tutarı (TL) Artırılan Matrah Üzerinden Hesaplanacak Vergi Oranı (%) (*)
İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Gelir Vergisi Mükellefleri Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Gelir Vergisi Mükellefleri Kurumlar Vergisi Mükellefleri
2013 35 12.279 18.095 36.190 20
2014 30 12.783 19.155 38.323 20
2015 25 13.558 20.344 40.701 20
2016 20 14.424 21.636 43.260 20
2017 15 16.350 24.525 49.037 20

 
(*)Matrah artırımında bulunulan yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olan mükelleflerin, bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemeleri ve bu vergi türleri için kesinleşmiş veya ihtilaflı borcu bulunmamaları durumunda, artırılan matrah üzerinden %20 yerine %15 oranıyla vergi hesaplanacaktır. 

Matrah artırımında bulunulan yıllara ait mali zararların % 50’sinin, 2018 ve takip eden yıllara ait karlardan mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır. 

Daha önce stopaj yoluyla ödenen vergiler, artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilemeyecektir. 

İşe başlama ve işi bırakma gibi nedenlerle kıst dönemde faaliyette bulunan mükellefler hakkında ilgili yıllar için belirlenen asgari matrahlar, faaliyette bulundukları ay sayısı (ay kesirleri tam ay olarak) dikkate alınarak hesaplanacaktır. 

İstisna ve indirimler nedeniyle gelecek yıllarda matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutarlar ile geçmiş yıl zararlarının, artırılan matrahlardan indirilmesi mümkün bulunmamaktadır. 

2.2.Gelir ve Kurumlar Vergisi Stopajı

Kanun uyarınca mükelleflerin, stopaja tabi aşağıdaki ödemelere ilişkin matrahlarını belirli oranlarda artırmaları durumunda, ilgili dönemlere ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır. 

İlgili düzenleme kapsamındaki ödemeler aşağıdaki şekildedir: ​

  • Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi hükümleri çerçevesinde ücret ödemeleri, serbest meslek ödemeleri, yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri, gayrimenkul sermaye iradı ödemeleri, çiftçilere yapılan çeşitli ödemeler, esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemeler,

  • Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. maddesi hükümleri çerçevesinde yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri, kooperatifler yapılan kira ödemeleri,

  • Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi hükümleri çerçevesinde, yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri. 

Kapsam dahilindeki ödemelerde matrahların aşağıdaki oranlarda artırılması öngörülmektedir. 

Dönem Ücret, Serbest Meslek ve Gayrimenkul Sermaye İratlarında Artış Oranı (%) Yıllara Yaygın İnşaat İşleri Hakediş Ödemelerinde Artış Oranı (%)
2013 6 1
2014 5 1
2015 4 1
2016 3 1
2017 2 1

 
Yukarıda açıklanan stopaja tabi ödemeler üzerinden matrah artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin yıl içinde işe başlamaları ya da işi bırakmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri için (ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınmak suretiyle) uygulama yapılacaktır.

Gelir ve kurumlar vergisi stopajı matrahı artırımından yararlanmak için, gelir veya kurumlar vergisi matrahı artırımında bulunulması gerekmemektedir. 

Matrah artırıma esas ücret tutarı ile ödenen gelir vergisi tutarının, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. 

Stopaj artırımından yararlanılarak hesaplanan gelir vergisinde herhangi bir istisna veya indirim uygulanması mümkün bulunmamaktadır. 

2.3.Katma Değer Vergisi 

Mükelleflerin, beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden aşağıdaki belirtilen oranlardan az olmamak üzere belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak beyan etmeleri halinde, ilgili dönemler için katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacaktır.

Dönem Artış Oranı (%)
2013 3,5
2014 3
2015 2,5
2016 2
2017 1,5

 
Verilmesi gereken KDV beyannamelerinden en az 3 döneme ait beyannamenin verilmiş olması halinde, verilmiş olan beyannamelerin ortalaması bir yıla uygulanarak, arttırıma esas matrah tutarı belirlenecektir.

Hiç beyanname verilmemiş ya da bir veya iki dönem beyanname verilmiş ise, gelir veya kurumlar vergisi matrah arttırımında bulunulması şartıyla arttırılan matrah üzerinden % 18 oranında KDV arttrırımında bulunulacaktır. Ancak, adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda, ortakların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrah arttrımında bulunması şarttır.

Mükellefin, ilgili takvim yılındaki teslim ve hizmet tutarının tamamının istisna kapsamındaki teslimlerden oluşması nedeniyle, hesaplanan katma değer vergisi bulunmaması ile tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah arttırımında bulunulması şartıyla arttırılan matrah üzerinden % 18 oranında KDV arttrırımında bulunulacaktır.

İlgili düzenleme kapsamında ödenen KDV’nin, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, ilgili tutarların ödenecek KDV’den indirilmesi veya iadeye konu edilmesi de söz konusu değildir. 

Mükelleflerin, artırıma esas alınan yılın vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları zorunludur. 

Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki döneme devreden KDV yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki döneme devreden KDV yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez.

2.4.Matrah ve Vergi Artırımına İlişkin Diğer Düzenlemeler 

Yukarıda özetlenen matrah ve vergi artırımlarının, 7143 Sayılı Kanun’un yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar (31 Ağustos 2018) yapılması gerekmektedir.

Matrah ve vergi artırımında bulunulması, Vergi Usul Kanunu’nun defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. 

Matrah veya vergi artırımında bulunulması, Kanun’un yayımlanmasından önce başlanmış olan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine engel teşkil etmemektedir. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, kanunun yayım tarihini izleyen ayın başından itibaren iki ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmeyecektir. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.

İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya matrah farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirilecektir. 

Matrah veya vergi artırımı dolayısıyla mükelleflerce verilecek beyannameler (gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV, muhtasar ile diğer beyannameler) için damga vergisi alınmayacaktır.

3.İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi

Kanun uyarınca, 

  • 31.12.2017 itibarıyla kayıtlarda gözükmekle birlikte, işletmede bulunmayan kasa mevcudunun,
  • 31.12.2017 itibarıyla kayıtlarda gözükmekle birlikte, işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklar ile bunlarla ilgili diğer işlemlerin, 

ilgili tutarlar üzerinden %3 vergi ödenmek suretiyle düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır. 

Belirtilen madde kapsamında ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyeceği gibi, vergi matrahının tespitinde gider olarak da kabul edilmeyecektir. 

Diğer taraftan, işletmede mevcut olmadığı halde kayıtlarda yer alan malların, fatura düzenlenmek ve her türlü vergisel yükümlülüğün yerine getirilmesi suretiyle kayıtlardan çıkarılması olanaklıdır. Eczaneler ise, kayıtlardan çıkarılan ilaçların maliyet bedeli üzerinden %4 oranında KDV hesaplayacaklardır.

Düzenlenecek faturalarda aynı neviden mallar için cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kar oranları, bunun tespit edilememesi halinde ise meslek odaları tarafından belirlenecek oranlar dikkate alınacaktır. 

Ayrıca, işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan mal, makine, teçhizat ve demirbaşların; mükelleflerce veya mesleki kuruluşlarca tespit edilen rayiç bedel üzerinden kayda alınması mümkün bulunmaktadır. Kayda alınan kıymetler için özel karşılık hesabı açılır. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin bir unsuru sayılır ve vergilendirilmez. Makine, teçhizat ve demirbaşlar emvantere kaydedilir ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman addolunur.

Söz konusu düzeltme işlemi sırasında, kayda alınacak iktisadi kıymetlerin genel oranda KDV’ye tabi olması halinde %10, indirimli oranda KDV’ye tabi olması halinde ise oranın yarısı esas alınarak KDV hesaplanacak ve ayrı bir beyannameyle sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir. 

4.Düzenlemelere İlişkin Ortak Hükümler

4.1.Kanun Kapsamında Yapılacak Ödemeler 

Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler halinde ödenebilecektir.

Hesaplanan tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi halinde katsayı uygulanmayacak ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların %90’ının tahsilinden vazgeçilecektir. Yapılandırılan alacağın sadece fer’i alacaktan oluşması halinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan %50 indirim yapılacaktır.

Hesaplanan tutarların tamamının ilk iki taksit ödeme süresi içinde ödenmesi halinde katsayı uygulanmayacak ve fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden %50 indirim yapılacaktır. Yapılandırılan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutardan %25 indirim yapılır.

Diğer taraftan, Kanun’un 1/1-b maddesinde yer alan ve çeşitli kamu kurumları tarafından kesilen idari para cezalarının Kanun kapsamında yapılandırılması durumunda, ilk taksit ödeme süresi içerisinde ödenen cezalar üzerinden %25, ilk iki taksit ödeme süresi içerisinde ödenen cezalar üzerinden %12,5 indirim yapılmaktadır.

Kanun çerçevesinde hesaplanan tutarların taksitle ödenmesi de mümkün olup, mükellefler başvuru sırasında aşağıdaki tabloda belirtilen taksit seçeneklerinden birini tercih edebileceklerdir. Taksitli ödemeler ikişer aylık dönemler halinde yapılacak olup, tabloda belirtilen katsayılar dikkate alınmak suretiyle vade farkı uygulanacaktır. Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvura bulunanlara, tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilecektir.

Taksit Sayısı Ödeme Süresi (Ay) Uygulanacak Katsayı
6 12 1,045
9 18 1,083
12 24 1,105
18 36 1,15


4.2.Başvuru

Kanun’un ilgili maddelerindeki başvuru süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla kanun hükmünden yararlanmak isteyenlerin Kanun’un yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar (31.07.2018) ilgili idareye başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

5.Eski Yapılandırma Kanunları Kapsamında Ödemeleri Devam Eden Borçlar

6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve anılan kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden alacaklardan kalan taksitlerin tamamının, 7143 sayılı Kanun’a istinaden ilk taksit ödeme süresi içerisinde ödenmesi halinde, kalan taksit toplamı içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarlarının %90’ının; iki taksit halinde ödenmesi halinde, kalan taksit toplamı içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarlarının %50’sinin tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde, anılan kanunlar kapsamında ödenen taksitler için yapılandırma hükümleri geçerli sayılır ve herhangi bir katsayı düzeltmesi yapılmaz, ödenmemiş taksitlere ilişkin kalan katsayı tutarlarının tahsilinden vazgeçilir.

6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve ödemeleri devam eden alacaklardan, bir takvim yılında iki veya daha az taksiti süresinde ödememe veya eksik ödeme hakkının kullanılması nedeniyle 18.05.2018 itibarıyla ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının, son taksiti izleyen aydan ve ödeme süresi önce gelen taksitten başlamak üzere ikişer aylık dönemler (taksit ödemeleri aylık olan alacaklarda her ay) halinde, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla anılan kanunların hükümlerinden yararlanılır. Bu hüküm kapsamında ödeme süresi uzatılan taksitlerden birinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde anılan kanunların hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

6.Kanunun Yürürlüğü

7143 Sayılı Kanun’un yukarıda özetlenen maddeleri, Kanun’un yayım tarihi olan 18.05.2018’de yürürlüğe girmiştir.

Bültenimizde yer alan konularla ilgili sorularınız için lütfen bizimle iletişime geçiniz. 

Ek- Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

Bültenimizi PDF olarak indirmek için tıklayınız​

Saygılarımızla,

Kısa Açıklama: "Vergi Affı'' ve ''Vergi Yapılandırması'' olarak bilinen 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun…
Başlık: 2018/36 "Vergi Affı" ve "Vergi Yapılandırması" Olarak Bilinen 7143 Sayılı Kanun'la İlgili Açıklamalar
Tarih: 22.05.2018
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Lists/Mali Bltenler/Attachments/1967/mali-bulten-banner.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

%5 Oranındaki Vergi İndiriminden Nasıl Yararlanırım?

Rating: 0
Content:

Geçtiğimiz Şubat ayında çıkarılan 6824 sayılı Kanun ile vergi mükelleflerinin lehine önemli bir değişikliğe gidilerek vergisini düzenli ödeyen ve çıkarılan yapılandırmalar nedeniyle bir nevi haksızlığa uğrayan mükellefler için vergi indirimi imkanı getirildi.  Gelir Vergisi Kanunu’na Mükerrer 121’inci madde olarak eklenen bu hükme göre vergiye uyumlu mükelleflere hangi şarlar altında indirim uygulanacağına ilişkin kanun maddesi ile hüküm ihdas edildi. Daha sonra 23 Aralık 2017 tarihli ve 30279 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 301 No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile de uygulamanın ayrıntıları netleştirildi.

Öncelikle vergiye uyumlu mükelleflere sağlanacak vergi indirimi oranı % 5 olarak belirlendi. Buna göre, vergi indiriminden kimlerin, nasıl ve ne zaman yararlanacağına ilişkin özet bilgiler aşağıda hazırlamış olduğumuz tabloda yer alıyor.

VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMA Ş​​ARTLARI
SORULAR AÇIKLAMA VE YORUMLAR

 HANGİ MÜKELLEFLER VERGİ İNDİRİMDEN YARARLANABİLİR?

  • Kurumlar Vergisi Mükellefleri
  • Ticari Kazanç Sahibi GV Mükellefleri
  • Zirai Kazanç Sahibi GV Mükellefleri
  • Serbest Meslek Kazanç Sahibi GV Mükellefleri
   

 VERGİ İNDİRİMİNDEN KİMLER YARARLANAMAZ?

  • Bankalar
  • Finans Şirketleri (Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri)
  • Sigorta Ve Reasürans Şirketleri
  • Emeklilik Şirketleri
  • Emeklilik Yatırım Fonları
 


VERGİ İNDİRİM ŞARTLARI NELERDİR?

  • İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması,

 

  • 2018 yılında verilecek beyannameler için 2015, 2016 ve 2017 yılları dikkate alınır.
  • İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması,

 

  • 2018 yılında verilecek beyannameler için 2015, 2016 ve 2017 yılları dikkate alınır.
  • Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,
  • Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiillerin işlenmemiş olması şarttır.

 

  • 2018 Yılında verilecek beyannameler için 2013, 2014,2015, 2016 ve 2017 yılları dikkate alınır.
HANGİ VERGİLERİN SÜRESİNDE ÖDENME ŞARTI ARANIYOR? Vergi Beyannameleri üzerinde tahakkuk eden vergiler ödenmiş olmalı. (Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Geçici Vergi, GV ve KV Stopaj, beyannameye ait damga vergisi)
 
SÜRESİNDE ÖDEME ŞARTINI BOZMAYAN EKSİK ÖDEME TUTARI NEDİR? Her bir beyanname itibariyle 10 TL altındaki eksik ödeme süresinde ödeme şartını bozmuyor.

 
TARHİYAT VARSA VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANILABİLİR Mİ?

 

  • Hayır. İkmalen, re’sen ve idarece bir tarhiyat var ise mükellefler indirimden yararlanamaz. Ancak beyannamenin verileceği tarihten önce tarhiyat tamamen ortadan kalkar ise indirimden yararlanılabilir

 

  • Tarhiyat olduğunda vergi indiriminden yararlanabilmek için bu tarhiyatın KV Mükellefleri için 25 Nisan 2018, GV Mükellefleri için ise 25 Mart 2018 tarihinden önce;  Uzlaşma, Düzeltme veya Yargı Kararı ile tamamen ortadan kaldırılmış olması gerekir.

 
VADESİ GEÇMİŞ 1.000 TL BORCUN KAPSAMI NASIL BELİRLENİR?

  • 1000 TL borcun tespitinde vergi dairelerine verilmesi gereken vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergi asılları ile vergi cezalarının(vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük) toplamı dikkate alınır. Bu tutarı aşan borcun varlığı halinde indirimden yararlanılamaz.         

 

  • Vergi Dairelerine verilmesi gereken bir beyannameye dayanmayan, MTV, Emlak Vergisi vb gibi vergiler bu hesapta dikkate alınmaz

 

  • 1000 TL’lik borcun Gelir ve Kurumlar Vergisi Beyannameleri verilmeden önce ödenmesi halinde indirimden yararlanılabilecektir.
 
ŞARTLARIN İHLALİ SONRADAN TESPİT EDİLDİĞİNDE NE OLUR?
  • Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin şartları ihlal ettiğinin sonradan tespit edilmesi halinde yararlanılan vergi indirimi VERGİ ZİYAI CEZASIZ geri ödenir. Ancak gecikme faizi hesaplanacağı tabiidir.

 
VERGİ İNDİRİMİNİN MATRAHI NEDİR?

  • Vergi indiriminin matrahı GV ve KV Beyannamesi üzerinde hesaplanan GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ TUTARIDIR

 

  • Vergi İndirimi Tutarı: Hesaplanan Kurumlar/Gelir Vergisi x 0,05
VERGİ İNDİRİMİNDE LİMİT VARMI?
  • Evet. İndirim tutarı her durumda 1 Milyon TL’yi aşamamaktadır.

 
İNDİRİLEMEYEN VERGİNİN İADESİ MÜMKÜN MÜ?

  • Hayır, şartları sağlayan vergi indirimi, önce hesaplanan GV veya KV tutarından indirilecek, fazla bir tutar var ise beyannamenin verildiği tarihi takip eden 1 tam yıl içinde diğer vergilere mahsup edilebilecektir.

 

  • İndirilemeyen vergi tutarının, beyannameler kanuni sürenin son gününde verildiği dikkate alınırsa, KV Mükellefleri için 25 Nisan 2018 -24 Nisan 2019 tarihleri arasında, GV Mükellefleri için ise 25 Mart 2018 – 24 Mart 2018 tarihleri arasında diğer vergilere mahsup edilecektir.

     

  • 1 Yıl içinde mahsup edilmeyen tutarlar red ve iade edilmeyecektir.
GV MÜKELLEFİ OLARAK BİRDEN FAZLA GELİR BEYAN EDERSEM İNDİRİM NASIL HESAPLANACAK?
  • GV mükelleflerinin sadece ticari, zirai ve mesleki kazançları indirim kapsamında olduğundan bu gelir tutarlarının toplam gelir matrahı içindeki oranına göre vergi indirimi tutarı hesaplanacaktır.
UYGULAMA NE ZAMAN BAŞLAYACAK? 1 Ocak 2018 tarihinden sonra verilecek 2017 yılına ait GV/KV Beyannamelere uygulanacaktır.

 
Sorumlu Vergicilik Bakışıyla…

Mükelleflerin yararlanması için yukarıdaki tabloda vergi indirimi konusunda çıkartılan yasa maddesi ve buna ilişkin genel tebliğin daha anlaşılır olması için bir özet yaptık. Uygulama son derece olumlu bir adım olup en azından bugüne kadar uygulanan vergi yapılandırma ve afları nedeniyle vergisini düzenli ödeyen mükellefler nezdindeki olumsuz hissiyatı düzeltecektir.

Bununla birlikte, yapılan düzenlemenin biraz daha esnetilmesi mümkün olabilirse uygulama daha etkili olacaktır. Burada ilk aşamada 1 milyon TL tutarındaki iade limiti, 1.000 TL tutarındaki borç tutarı ilk uygulama için uygun karşılansa bile 10 TL tutarındaki süresinde ödenmeyen borç limiti gerçekten çok düşük. Örneğin; geçici vergi çıkmadığı için verilen gelir vergisi geçici vergi beyannamesi üzerindeki 33.90 TL tutarındaki damga vergisinin ödenmesinin unutulduğu bir durumda uygulamadan yararlanılamayacağı sonucu çıkmaktadır. Burada beyanname üzerinde tahakkuk eden vergiden kastın beyannamenin damga vergisinden ziyade beyannamenin asıl konusunu teşkil eden gelir, kurumlar ve diğer beyana tabi vergilerin anlaşılması şeklinde bir açıklamanın İdarece yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 

AuthorName: Timur Çakmak
AuthorName:ID: 42
CategoryName: Gelir Vergisi
CategoryName:ID: 60
ShortDescription: Geçtiğimiz Şubat ayında çıkarılan 6824 sayılı Kanun ile vergi mükelleflerinin lehine önemli bir değişikliğe gidilerek vergisini düzenli ödeyen ve çıkarılan yapılandırmalar nedeniyle bir nevi haksızlığa uğrayan mükellefler için vergi indirimi imkanı getirildi. Gelir Vergisi Kanunu'na…
Date: 12/25/2017
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/852/310773080.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/852/310773080_small.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

2018 Bütçesi Cebimize Nasıl Yansıyacak?

Rating: 0
Content:

2018 Bütçe Kanun Tasarısı 17 Ekim’de TBMM’ne sunuldu. Bütçe Kanunları, önemli mali ve ekonomik perspektifler içeren metinler. Bütçe Tasarı’nın gelir tahminleri, 2018’de karşılaşmamız muhtemel mali tabloya ilişkin ciddi işaretler taşıyor. Önce Tasarı’nın temel büyüklüklerine, sonra da 2018’de cebimizden çıkacak vergilere bakalım.

2018 Bütçesi’nin Temel Büyüklükleri…

Maliye Bakanı Sn. Ağbal’ın açıklamalarından ve TBMM’ne sevk edilen Bütçe Kanun Tasarısı’ndan gördüğümüz kadarıyla 2018 için planlanan temel bütçe büyüklüklerimizi aşağıdaki gibi özetlemek mümkün.

Bütçe Giderleri 762,8 milyar TL
Faiz Hariç Giderler 691,1 milyar TL
Bütçe Gelirleri 696,8 milyar TL
Vergi Gelirleri(*) 599,4 milyar TL
Bütçe Açığı -65,9 milyar TL
Faiz Dışı Fazla 5,8 milyar TL

 

(*) Red ve iadeler dahil 667.3 milyar TL

2017 için hedeflenen 46,9 milyar TL bir "bütçe açığı"; yılsonunda 60 milyar TL’yi rahatlıkla aşacak gibi görünüyor. 2018 için öngörülen açık rakamı da oldukça iddialı ve 2018’de de kuvvetli genişletici maliye politikasının uygulanacağına işaret ediyor. Kurumlar Vergisi ve MTV’deki artışlarla somutlaşan vergi artışlarının yanında, 2018’de çeşitli vergi indirim ve teşvikleri de görebiliriz.

2018 için öngörülen açık tahmini eğer tutturulursa, 2018 sonunda bütçe açığının GSMH’ya oranının %1,9 ila %2,2 bandında gerçekleşeceğini ve konuyla alakalı Avrupa Birliği’nin %3’lük Masstricht Kriteri’nin 2018’de de sağlanacağını söyleyebiliriz.

Özetle, bütçe açığında 2018’de planlanan ciddi artış; kamu kesiminin önümüzdeki yıl genişletici "maliye politikaları" ile yine ekonominin içinde olacağına işaret ediyor.

Şimdi, kısaca 2018’de toplanması planlanan başlıca vergi gelirlerinin (red ve iadeleri dikkate almadan) ayrıntısına bakalım.

Gelir ve Kurumlar Vergisi Rakamları Bize Ne Söylüyor?

2018’de "Gelir Vergisi" tahsilatının 127,3 milyar TL olması öngörülüyor. Bu 2017’ye kıyasla yüzde 13,4 civarında bir artış anlamına geliyor. "Kurumlar Vergisi" tahsilatının ise 2017’ye kıyasla yüzde 24 artışla 70,7 milyar TL olması bekleniyor. Yani kurumlar vergisinde artış beklentisi, gelir vergisindekinden oldukça yüksek. Kurumlar vergisine ilişkin gelir tahmini yapılırken, yüzde 20 olan vergi oranının yüzde 22’ye yükseleceği ve bunun da geçici kurumlar vergisini artıracağı dikkate alınmış gibi görünüyor.  Vurgulamakta yarar var, Türkiye ölçeğindeki bir ülke için kurumlar ve gelir vergisi rakamlarının pek tatmin edici olduğunu yine de söylemek zor. Bu durumun temel nedeni ise "kayıt dışı ekonominin" oranının GSMH’nın yüzde 20 ila 25’i arasında seyretmesi ve türlü önlemlere rağmen düşürülememesi. Özetle, kayıt dışı ekonomiye ciddi bir neşter vurmadan bu iki vergiden beklenen performansın görülmesi oldukça zor. Yüzde 22’ye yükseltilen kurumlar vergisi oranının, kayıt dışı ekonomi ile mücadele yolunda olumsuz bir etkisi olacağını da öngörmemiz lazım.

Vergileri Yine ÖTV ve KDV Sırtlayacak!

2018’de de ÖTV hem toplam bütçe gelirlerimiz içinde hem de toplam vergi gelirlerimiz içinde en yüksek paya sahip gelir kaynağı olarak dikkat çekiyor. 2018 için planlanan ÖTV geliri yüzde 8,4 artışla 147,5 milyar TL. Özetle 2018’de vergi gelirlerimizin yaklaşık yüzde 22’si ÖTV’den gelecek ki bu oldukça yüksek bir oran.

ÖTV’nin içerisinde de her zaman olduğu gibi "petrol ve doğalgaz ürünleri (68,5 milyar TL) ve tütün mamulleri (37,8 milyar TL)" başı çekiyor. Arkalarından da 23,5 milyar TL ile "motorlu taşıt araçları" geliyor. ÖTV’de planlanan artış -geçtiğimiz yıllara kıyasla- bir miktar düşük. Bu durumu 2018’de iç ekonomi çok hareketli olmayacak şeklinde de okuyabiliriz.  

Belirtelim, ÖTV, KDV’nin matrahına girdiği için ek bir KDV yükü de yaratıyor. Çok kaba bir hesapla, üzerinden toplam 147,5 milyar TL ÖTV alınan tüm ürünlerin %18 KDV’ye tabi olduğunu varsayarsak; bu ürünler üzerinden ÖTV nedeniyle yaklaşık 26,5 milyar TL de ek KDV tahsil edileceğini söyleyebiliriz.

ÖTV konusunda dikkat çekici iki noktayı daha paylaşalım. ÖTV kaynakları arasında en yüksek artışlar yüzde 124,4 ile "kolalı gazozlar" ve yüzde 30,5 ile "dayanıklı tüketim ve diğer mallarda" karşımıza çıkıyor. Kolalı gazozlardaki artış, torba yasa tasarısı ile ÖTV kapsamına dahil edilen meyveli gazozlar ve enerji içeceklerinden kaynaklanacak gibi görünüyor. Dayanıklı tüketim ve diğer mallarda vergi, ÖTV’nin torba liste de denilen 4 sayılı listesine göre alınıyor. Bu listede, beyaz eşyalardan, elektronik ve kozmetik ürünlerine kadar geniş bir yelpazedeki mallar var. Bütçe tasarısındaki ciddi artış rakamına bakarak, 2018’de bu listeye bazı yeni malların gireceğini öngörebiliriz.

2018 için tahsili öngörülen ÖTV ve KDV (dâhilde 122,4 milyar TL ve ithalatta 107,8 milyar TL) toplamı 322,9 milyar TL civarında. Diğer bir anlatımla, 2018’de toplam vergi gelirlerinin yüzde 56’dan fazlası sadece ÖTV ve KDV’den gelecek. Bu tabloya bakarak, 2018’de de vergi gelirleri içerisinde ağırlığın yine "dolaylı vergiler" lehine olduğunu söylemek mümkün; kaldı ki bu rakamların içerisinde 2018’de 15,3 milyar TL’ye ulaşacak olan Banka ve Sigorta Muameleleri ve 4 milyar TL’lik Özel İletişim Vergisini de eklemiş değiliz.

Bu aşamada altını çizmemiz gereken bir nokta da enflasyon konusu. Nispi vergilerin karakteristiği gereği, ürünlerin fiyatına ve dolayısıyla enflasyona yansımaları da ciddi oluyor. Örnek verelim, Merkez Bankası’nın hesaplamalarına göre, üzerinden %65,25 nispi ÖTV alınan bir paket sigarda meydana gelen 1 birimlik maliyet artışı, sigara fiyatına tam 8 kat yansıyor. Bu durumun doğal sonucu olarak küçük maliyet artışları bile enflasyonu dramatik şekilde arttırıyor. Özetle ÖTV ve KDV oranlarındaki her artışın enflasyon politikasına da ciddi bir zarar verebileceğini öngörmek lazım.

Motorlu Taşıtlar Vergisine Ne Getirecek?

TBMM gündemindeki yasa tasarısı nedeniyle, Motorlu Taşıtlar Vergisi son dönemin en popüler vergisi. Torba yasa ile ilan edilen dramatik -akabinde bir miktar düşen- artış oranı ve 2018’den itibaren iktisap edilecek otomobiller için getirilen "taşıt değeri" kriteriyle MTV oldukça dikkat çekiyor. MTV’nin 2018 bütçe tasarısı içindeki büyüklüğü yüzde 22,7 artışla 13,6 milyar TL. Önceki yıllardaki MTV artış oranlarının yüzde 10-15 bandında olduğunu da belirtelim. Altını çizmekte yarar var, 1 Ocak 2018’den itibaren satın alınacak araçlara uygulanacak "taşıt değeri" kriteri 2018 ve takip eden yıllarda MTV gelirlerini ciddi biçimde arttırmaya aday.

Neredeyse hiç tahakkuk ve tahsilat sıkıntısı olmayan MTV, 2018 bütçesi için de sağlam ve güvenilir bir vergi geliri olarak karşımıza çıkacak gibi görünüyor.

Harçlar, Damga ve Özel İletişim Vergisi  

2018’de "azalış" öngörülen tek vergi Özel İletişim Vergisi (ÖİV). Şu an TBMM gündeminde olan torba yasa tasarısı ile üçlü oran yapısından yüzde 7,5’lik tek bir orana geçilen ÖİV için 2018’de cebimizden 4 milyar TL çıkacak. 1999 Marmara Depremi’nin ardından "geçici" olarak getirilen ve sonradan kalıcı hale gelen ÖİV, bütçe içerisindeki yerini hala koruyor.

2018 Bütçe Tasarısı içinde Damga Vergisi de 18 milyar TL ile yerini almış durumda. Bu rakam 2017’ye göre Damga Vergisi’nin %16,8 artacağı anlamına geliyor. Geçtiğimiz dönemde, Damga Vergisi yükünün azaltılması için atılan ciddi adımlara rağmen, Damga Vergisi hala bütçede ciddi bir ağırlığa sahip. Ülkemizi "iş yapma kolaylığı endekslerinde" alt sıralara çeken, sözleşme taraflarını kayıt dışı sözleşme yapma konusunda motive eden, sözleşme yapma özgürlüğünü zedeleyen ve yarattığı ciddi maliyetler nedeniyle uluslararası yatırımların ülkemize çekilmesini zorlaştıran damga vergisinin daha ciddi miktarlarda düşürülmesi veya kaldırılması için 2018’de ek adımların atılması yararlı olacaktır diyebiliriz.

Harçlar da bütçenin önemli kalemleri arasında. Çok geniş bir yelpazeye yayılan harçlar için 2018’de yüzde 22,2’lik bir artışla 23,7 milyar TL bir gelir tahsilatı bekleniyor. Bu tutarın 13,4 milyar TL’sinin de tapu harçlarından geleceğini belirtelim.

Tasarı’da Dikkat Çeken Diğer Noktalar Neler?

Tasarıya bakınca 2018’de 12 milyar TL "Para Cezası" salınacağı da görülüyor. Bu tutarın 3,2 milyar TL’sinin "Trafik Para Cezası" olmasının planlandığını söyleyelim.

Tasarıya göre 2018’de "kamu lojman" satışlarından 5 milyon TL bekleniyor. Uzun süredir tartışılan bir konu olan lojman satışına ilişkin olarak yakın dönemde Sn. Ağbal, üçbin kamu konutunun satışından 500 milyon TL gelir beklendiğini belirtmişti; ancak bu rakam tasarıya henüz yansımamış gibi görünüyor.

2018’de vergi gelirleri için 67,9 milyar tutarında bir "red ve iade" bekleniyor. Bu red ve iade rakamı sonrasında vergi gelirleri nette 599,4 milyar TL’ye düşüyor. Red ve iade tutarı içinde en büyük pay her zaman olduğu gibi 56,4 milyar TL ile KDV’ye ait.  

Bütçenin Gider Tarafına da Kısaca Bakalım…

762,8 milyar TL olarak öngörülen bütçe giderleri içindeki aslan payı 299,4 milyar TL ile "cari transferlere" ait. Cari transferler, kamunun cari nitelikteki mal ve hizmet alımlarını finanse etmek için yaptığı karşılıksız ödemeleri kapsıyor. 2017’de cari transferlerin 249,3 milyar TL öngörüldüğünün de altını çizelim. Bu rakamın üzerine, 66 milyar TL öngörülen "mal ve hizmet alım giderleri" de eklenince, kamu kesiminin 2018’de iç piyasada oldukça etkin olacağı öngörülebilir.

Giderler içinde ikinci büyük kalem 183,1 milyar TL ile "personel giderleri". 2018’de 71,7 milyar TL "faiz gideri" öngörüldüğünü de vurgulayalım.

Sorumlu Vergicilik Bakışıyla…

2018 Bütçe Kanun Tasarısı’na bakınca, bütçe ve dolayısıyla vergi gelirlerimizin hala büyük oranda "dolaylı vergilere" dayanıyor olduğu görülüyor. Dolaylı vergilerin, ekonomik konjonktürün olumsuz etkilerine çok daha hızlı tepki verdikleri düşünülünce, 2018’de yaşanabilecek ekonomik dalgalanmaların, bütçe gelirleri üzerinde -özellikle de ÖTV ve KDV kanalı üzerinden- ciddi etkisi olacağını öngörebiliriz. Muhtemel ekonomik dalgalanmalar ve genişletici maliye politikaları neticesinde ortaya çıkacak olan gelir ihtiyacının, 2018’de de ek vergisel tedbirleri sürekli gündemde tutacağını söylemek mümkün. Bu tedbirlerin içerisinde, ÖTV ve KDV’yi sıklıkla duymamayı ve kayıt dışı ekonomi üzerinden yaratılacak doğrudan vergi tahsilatı ile bu muhtemel ihtiyaçların karşılanmasını dileyelim.​

* Bu yazı BusinessHT’de yayımlanmıştır. 

AuthorName: Emrah Akın
AuthorName:ID: 45
CategoryName: Bütçe
CategoryName:ID: 103
ShortDescription: 2018 Bütçe Kanun Tasarısı 17 Ekim'de TBMM'ne sunuldu. Bütçe Kanunları, önemli mali ve ekonomik perspektifler içeren metinler. Bütçe Tasarı'nın gelir tahminleri, 2018'de karşılaşmamız muhtemel mali tabloya ilişkin ciddi işaretler taşıyor…
Date: 10/24/2017
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/835/269819078.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/835/269819078_small.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Türkiye Varlık Fonu’na Devredilen Şirketler, TVF’nin Vergi Muafiyet ve İstisnalarına Sahip mi?

Rating: 0
Content:

Türkiye Varlık Fonu Neden Kuruldu?

11 Ağustos 2016 tarihli blog yazımızda​ "Türkiye Varlık Fonu’nun ("TVF")" kurulmasını ve Fon’a sağlanan vergisel teşvikleri ele almıştık.

6741 sayılı Kanun ile kurulan Türkiye Varlık Fonu’nun  amacı "kalkınmanın lokomotifi olan reel sektör yatırımlarına, stratejik sektör, şirket ve projelere uzun vadeli kaynak sağlanması yoluyla kalkınmanın hızlandırılması, ekonomide sürdürülebilir büyüme oranlarının yakalanması ve ekonomik istikrarın sağlanması" olarak belirtildi.

Daha açık ve net bir şekilde ifade etmek gerekirse, TVF ile gerçekleştirilmesi beklenen hedefler şu şekilde:

  • Gelecek 10 yılda "her yıl ilave %1,5 büyüme artışı,
  • Sermaye piyasalarının büyüme ve derinleşmesinin hızlandırılması,
  • Yapılacak yatırımlar ile istihdam sağlaması ve büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu artırılmadan finansman sağlanması,
  • Türkiye için önemli olan doğalgaz ve petrol gibi yurtdışındaki stratejik sektörlere yasal ve bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan yatırım yapılması.

Söz konusu blog yazımızda Türkiye Varlık Fonu’na sağlanan vergisel ve mali teşvikleri detaylı olarak açıkladık.  Fon’a verilen muafiyet ve istisnalar sadece dolaylı ve dolaysız vergiler ile sınırlı değil. Sermaye piyasalarına kayıt ve tescil gibi birçok mali yükümlükleri de kapsıyor. Detaylı olarak bakıldığında, Varlık Fonu’na sunulan teşviklerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na verilmemiş muafiyet ve istisnalar olduğu görülüyor. Diğer bir deyişle Varlık Fonu’na sağlanan vergisel teşvikler T.C. Hazinesi’nin sahip olduğu muafiyet ve istisnalardır.

Türkiye Varlık Fonu’na Sağlanan Vergi Teşvikleri Neler?

Varlık Fonu’na çok önemli "vergi muafiyeti ve istisnalar" verildi. Bunlar Fon ile ilgili olarak "kurulan şirket ("TVF"), şirket tarafından kurulacak "şirketler ve alt fonları" için verilmiştir. Bu muafiyet ve istisnalar özetle şu şekildedir:​

  • "Gelir ve kurumlar vergisinden muafiyeti (bu muafiyet sadece Fon’un "safi kazancına" değil, safi kazanca dahil gelirler üzerinden yapılacak "Gelir Vergisi Kanunu" ile "Kurumlar Vergisi Kanunu" stopaj veya kesintiler içinde geçerli).
  • Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretleri muafiyeti.
  • Fon’un sahip olduğu taşınmazlar için emlak vergisi muafiyeti.
  • Satın alınan ve satılan taşınmazlar ile ilgili tapu ve kadastro döner sermaye bedellerinden ve her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetleri muafiyeti (elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç).
  • Varlık Fonu’nun faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen işlemlerle ilgili düzenlenen tüm kâğıtlar için damga vergisi ve harç istisnası.
  • BSMV istisnası.
  • Kaynak kullanımı destekleme fonu istisnası.
  • Varlık Fonu tarafından kurulan varlık kiralama şirketlerine, varlık kiralama şirketlerine sağlanan tüm hak, istisna, indirim ve muafiyetler.
  • Kurulan varlık kiralama şirketleri, ihraç etmiş oldukları menkul kıymetlere ilişkin, ihraççıların tabi olduğu Borsa İstanbul Anonim Şirketine ödenmesi gereken kayıt ücreti ve kotasyon ücreti muafiyeti.
  • Katma değer vergisi istisnası (Varlık ve hakların, Türkiye Varlık Fonu ve alt fonlara devri ile bu varlık ve hakların Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından yönetilmesi suretiyle yapılan teslim ve hizmetler dahil).

Varlık Fonu’na Devredilen Şirketler Vergi Muafiyeti ve İstisnalarından Yararlanabilir mi?

6741 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi hükmüne istinaden 5 Şubat 2017 tarih ve 29970 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 2017/9756 sayılı Türkiye Varlık Fonu’na Aktarılan Kuruluş, Kaynak ve Varlıklar Hakkında Karar ile bazı kuruluşlar Fon’a aktarıldı. Böylece "özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluş ve varlıklar" 24 Ocak 2017 tarihi itibarıyla Varlık Fonu’na devredildi.

Bu kuruluşlar sırasıyla şu şekildedir:  Ziraat Bankası, TPAO, Türksat, BOTAŞ, BİST, Eti Maden, Çaykur, PTT ve boru hatlarının Hazine’ye ait hisseleri, Türk​ Telekom, Türk Hava Yoları ve Halk Bankası’nın özelleştirme kapsam ve programında bulunan payları.

6741 sayılı Kanun ile Varlık Fonu’na devredilen şirketlerin, Fon’a sağlanan "kurumlar vergisi", "gelir vergisi", "katma değer vergisi", "BSMV", "damga vergisi", "harçlar" gibi ana vergi kanunlarında düzenlenen vergisel teşviklerden yararlanıp yararlanamayacağı sorusu akla geliyor. Diğer bir deyişle KHK kapsamında Varlık Fonu’na aktarılan kuruluşlar, Fona sağlanan vergisel teşviklerden yararlanabilir mi? Bu sorunun cevabı "fona sağlanan muafiyet ve istisnalardan yararlanamaz" şeklindedir.

Çünkü 6741 sayılı Kanun’un 8’inci maddesindeki "muafiyet ve istisnalar" ile ilgili madde hükümleri hep "(…) Türkiye Varlık Fonu ile Şirket tarafından kurulacak şirketler ve alt fonlar (…)" şeklindedir. Yukarıda belirtilen KHK ile Fon’a aktarılan kuruluşlar Fon tarafından kurulmamışlardır. 6741 sayılı Kanun’un söz konusu maddesindeki bu hüküm Varlık Fonu tarafından "kurulacak şirketler ve alt fonlar" içindir. Bu hüküm Fon’a aktarılan veya devredilen şirketleri kapsamamaktadır.

Sorumlu Vergicilik Bakışı ile Varlık Fonu’na Sağlanan Vergisel Teşvikler Verginin Yansızlığını Bozar mı?

Yazımızda açıkladığımız üzere Türkiye Varlık Fonu bir nevi özel olarak kurulmuş ikinci bir Hazine gibidir. Bu nedenle Fon’a çok önemli ve özel "vergi istisna ve muafiyetleri" sağlanmıştır. Ancak söz konusu muafiyet ve istisnalar dikkatli olunmadığı takdirde "serbest piyasa ekonomisi" kurallarına ve verginin yansızlığına aykırılık teşkil edebilecektir. Peki nasıl? Örnek vermek gerekirse Varlık Fonu tarafından kurulacak olan bir "banka veya finans kurumu" piyasada faaliyet gösteren diğer "banka veya finans kurumları" hatta TCMB’nin sahip olmadığı vergi muafiyet ve istisnalarına sebep olabilecektir. Bu durumda söz konusu banka veya finans kurumunun diğer oyuncular aleyhine durum oluşturmasına neden olacaktır.

Bu nedenle Türkiye Varlık Fonu değişik sektörlerde faaliyet gösteren şirketler kurmaktan ziyade, diğer ülkelerin sahip olduğu benzer "varlık fonlarının yönetim ve iş stratejilerinde" olduğu gibi sahip olduğu "fonların yönetimi" ile iştigal etmelidir. Bu amaç için fon yönetiminde belirleyeceği temel ilkeler olarak "yatırım getiri hedefi" (örneğin enflasyondan arındırılmış belli bir getiri) ve "risk sınırları" belirleyerek bir portföy oluşturarak yönetmelidir.

Saygılarımızla,​

Konuyla ilgili diğer yazılarımız,

AuthorName: Abdulkadir Kahraman
AuthorName:ID: 27
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: 11 Ağustos 2016 tarihli blog yazımızda "Türkiye Varlık Fonu'nun ("TVF")" kurulmasını ve Fon'a sağlanan vergisel teşvikleri ele almıştık. 6741 sayılı Kanun ile kurulan Türkiye Varlık Fonu'nun amacı…
Date: 2/22/2017
Attachments: http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/725/497675902.jpg
http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/725/497675902_small.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Varlık Barışı, Vergi İncelemelerine Karşı Korumasız mı?

Rating: 0
Content: Yurt Dışındaki Kayıt Dışı Varlıklara Beyan: Varlık Barışı
6736 sayılı Kanun ile tekrar bir Varlık Barışı imkanı sunuldu. Bu imkandan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31/12/2016 tarihine kadar Türkiye'ye getirmeleri halinde bu varlıklar üzerinde serbestçe tasarruf hakkına sahip olacaklar.
Yurt dışındaki varlıkların Türkiye'ye getirilmesi nasıl gerçekleşecek? Varlıkların Türkiye'ye getirilmesinden şunları anlıyoruz:
– Söz konusu varlıkların fiziki olarak Türkiye'ye getirilmesi veya bu varlıkların Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transferedilmesi
– Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının aracı kurumlara bildirilmesi
Başarı Sağlanır mı?
Varlık Barışı uygulamalarına bakıldığında, söz konusu uygulamalar yurt dışında olduğuna inanılan çift haneli milyar ABD doları tutarındaki varlıkların Türkiye'ye getirilmesi konusunda beklentileri karşılamadı. Bu sonuca varmak için geçmiş yıllarda yürürlüğe konan düzenlemelerin sonuçlarına bakmak yeterli.
Mevcut Varlık Barışı'ndan yararlanma süresi 31.12.2016 tarihinde sona eriyor. Ancak beklenen başvuruların hala gerçekleşmediği kamuoyuna yansıyor. Türk halkı olarak son dakikalara kadar opsiyonların açık olmasını seven bir kültürümüz var, kabul. Ancak tek nedenin bu olmadığını düşünüyoruz.
Peki sorun ne? Bunun birçok nedeni var. İlk olarak akla gelenler; varlık sahiplerinin tüm yumurtaları aynı sepette tutmaması (riskten korunma) ve hukuki güvenceler.
Sonuncu ile başlayalım. Genel hukuki güvencelerden bahsetmiyoruz. Vergi hukuku çerçevesindeki güvenceler mi yeterli mi, yetersiz mi? Bu sorunun cevabına geçmeden 6736 sayılı Kanun kapsamındaki güvence nedir ve nasıl yorumlanıyor? Biraz daha detaya inelim.
Kanun, Vergi İncelemelerine Karşı "İnceleme Kalkanı" Sağlıyor mu?
Varlık Barışı düzenlemesi ile ilgili Kanun'un 7'nci maddesi hükmüne bakalım. Buna göre,yurt dışından Türkiye'ye varlıklarını getirenler hakkında (gerçek veya tüzel kişiler ile bunların kanuni temsilcileri), varlıklarını getirme dolayısıyla, hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezaları kesilemeyecek.
Bir örnek ile sorunu daha somut olarak ortaya koymaya çalışalım. Varlık Barışı'ndan yararlanan bir gerçek kişinin, 2016 yılında yurda getirdiği varlıklar nedeniyle geçmiş yıllarda bu varlıklardan elde edilmiş olan gelirleri beyan etmediği ve geçmiş 5 yıla ilişkin (tarih zaman aşımı süresi içinde) beyanname vermediği gerekçesiyle inceleme riski var mı?
Peki o halde sorun ne? Sorun, yukarıda yer alan 7'nci madde düzenlemesinin "sadece Varlık Barışı ile ilgili vergi salınmasını ve ceza kesilmesini kapsadığı" şeklindeki yorumlardan kaynaklanıyor.
Söz konusu Kanun'un yasama süreci incelendiğinde, yukarıda yer verilen madde metninden varlık barışından yararlananların her türlü vergi incelemesine karşı korunduğu "yasama gücünün iradesi" olarak kamuoyuna yansıdı ve kamuoyu algısı bu şekilde oluştu.
Bunun sebebini öğrenmek için Kanun'un 7'nci maddesi ile ilgili "madde gerekçesi" ve "TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunun" madde hakkındaki kararına bakalım. Komisyon, görüşmeler sırasında 7'nci madde ile ilgili şu kararı almıştır: (…) yurt dışından varlık getirenler ile nam ve hesabına varlık getirilenlerin bu varlıklar nedeniyle bildirimde bulunmasını zorunlu kılan ibarelerin metne eklenmesi ve madde hükmünden yararlananlar ve yurt dışından getirilen varlıkların nam veya hesabına getirildiği diğer gerçek ve tüzel kişiler ile bunların kanuni temsilcileri hakkında, sırf bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek, hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılmasını sağlayan düzenlemeye, 'başkaca bir gerekçe olmaksızın' ibaresinin eklenmesi suretiyle kabul edilmiştir."
Bu karar ile ilgili görüşmeler sırasında endişe yaratan konu kara para ile mücadele olmuş, düzenlemenin uluslararası rekabete uygun ve kara para aklanmasını önleyecek şekilde yapılması gereği yasama sürecinde açıklanmıştır. Bu nedenle "başkaca bir gerekçe" ibaresinin ancak kara para aklanması durumunda inceleme ve soruşturma yapmaya izin verir şekilde düzenlendiği kanaatindeyiz.
Diğer taraftan, Vergi Usul Kanunu'nun 134'üncü maddesi ile incelemelerin gayesi, "ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak" olarak açıklanmıştır. Bu bilgiler ışığında varlık barışı ile ilgili 7'nci madde vergi hukuku açısından değerlendirildiğinde bu hakkı kullananların "hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezaları kesilemeyeceği" hükmünün açık ve net olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenlerle 7'nci maddedeki hiçbir şekilde vergi incelmesi yapılması, vergi salınması ve cezası kesilmemesi tüm "gelir vergisi", "veraset ve intikal vergisi" gibi vergileri kapsadığı kanaatideyiz. Çünkü aksi takdirde yukarıda yer alan "hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezaları kesilemeyeceği" hükmünün anlamı anlaşılmamaktadır. 6736 sayılı Kanun ile yapılan "varlık barışı" düzenlemesi ile bir vergi salınması söz konusu değildir. Diğer taraftan varlık barışı kapsamında yurda getirilen varlıklar için bir vergileme öngörülmemiştir.
Varlık Barışı'na "Sorumlu Vergicilik" Bakışı
Yukarıdaki gerekçelere dayalı bakışımıza göre varlık barışı kapsamında yurda getirilen varlıklar nedeniyle herhangi bir vergi incelemesi (Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi gibi) yapılarak vergi salınması ve ceza kesilmesinin 6736 sayılı Kanun'a uygun olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Vergi Usul Kanunu'na göre vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esastır. "Özün önceliği" olarak da anılan bu vergileme ilkesine göre Varlık Barışı kapsamında yurda varlık getirenler nezdinde bir vergi incelemesi yapılmayacağı Maliye Bakanlığı tarafından açıklanmalıdır. Aksi takdirde bu Kanun ile yurtdışında bulunan varlıkların milli ekonomiye kazandırılması kapsamındaki beklentilerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı kanaatindeyiz.
Buna rağmen Varlık Barışı kapsamında yurda varlık getirenlere tavsiyemiz; aynı zamanda matrah artırımında bulunmalarıdır. Burada kritik olan konu matrah artırım süresinin 31.10.2016 tarihinde sona ermesidir. Varlık Barışı için süre ise 31.12.2016 tarihidir.
Konu ile ilgili sorularınız olması halinde lütfen bizimle bağlantıya geçiniz.​
Saygılarımızla, ​
Konuyla ilgili diğer yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz;
Dikkat! Vergi Affı Fırsatını Kaçırmayın
Vergi Affı, Konutta KDV İndirimi ve Kredi Kartına Taksit Bütçeye Nasıl Yansıyacak?
“Vergi Barışı” Yürürlüğe Girmeden Ödenen Ancak Kesinleşmemiş Tutarlar İade Edilir mi?
6736 Kapsamındaki Matrah Artırımında Vergi Oranı %15 mi, %20 mi?​

AuthorName: Abdulkadir Kahraman
AuthorName:ID: 27
CategoryName: varlık barışı
CategoryName:ID: 96
ShortDescription: 6736 sayılı Kanun ile tekrar bir Varlık Barışı imkanı sunuldu. Bu imkandan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31/12/2016 tarihine kadar Türkiye’ye getirmeleri halinde bu varlıklar üzerinde serbestçe tasarruf hakkına sahip olacaklar.

Yurt dışındaki varlıkların Türkiye'ye getirilmesi nasıl gerçekleşecek?…
Date: 10/20/2016
Attachments: http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/636/1060610.jpg
http://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/636/1060610_small.jpg

Kategoriler
KPMG

2016/47 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edilerek Cumhurbaşkanı’nın Onayına Sunuldu

Bülten Kategorisi: Vergi
İçerik: Özet: ''Vergi Affı'' ve ''Varlık Barışı'' olarak bilinen Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun 03 Ağustos 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek Cumhurbaşkanı’nın onayına sunuldu.
Açıklamalar:
Söz konusu Kanun ile;

  • ​Kesinleşmiş alacakların,
  • Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan alacakların,
  • İnceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemlerin

yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.
Bununla birlikte Kanun'da ayrıca;

  • ​Matrah ve vergi artırımı,
  • İşletme kayıtlarının düzeltilmesi,
  • Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılmasına

ilişkin düzenlemeler de yer almaktadır.
Yapılandırmaya Konu Alacaklar
Alacakların Nevi
Yapılandırmaya konu alacaklar aşağıdaki gibi belirlenmiştir;

  • ​Vergiler (VUK kapsamına giren vergi, resim harçlar) ve vergi cezaları,
  • Gümrük vergileri ve idari para cezaları,
  • Sigorta primleri,
  • Topluluk sigortası primleri,
  • Emeklilik keseneği ve kurum karşılığı,
  • İşsizlik sigortası primi,
  • Sosyal güvenlik destek primi,
  • Yukarıda belirtilen alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz, gecikme cezası gibi fer’i alacaklar

Alacakların Dönemi
Vergi Usul Kanunu kapsamına giren;

  • ​30.06.2016 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergiler ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamlarını (2016 yılı Temmuz ayında ödenmesi gereken gelir vergisi ikinci taksiti hariç),
  • 2016 yılına ilişkin olarak 30.06.2016 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamlarını (2016 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç),
  • 30.06.2016 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarını

kapsamaktadır.
Gümrük Kanunu kapsamına giren;
30.06.2016 tarihinden (bu tarih dahil) önce 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen gümrük vergileri, idari para cezaları, faizler, zamlar ve gecikme zammı alacaklarını kapsamaktadır.
1-Kesinleşmiş Alacaklara İlişkin Düzenlemeler
Kanun’un yayımlandığı tarih itibariyle (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan;

  • ​Vergilerin ödenmemiş kısmının tamamının,
  • Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’sinin,
  • Gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamının,
  • Gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş idari para cezalarının %50’sinin,
  • Eşyanın gümrüklenmiş değerine bağlı olarak kesilmiş idari para cezalarının % 30’u ve varsa varsa gümrük vergileri aslının tamamının,

hesaplanacak gecikme faiz ve zamları yerine Kanun’un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutarı ile birlikte Kanun’da belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde,

  • ​Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarının,
  • Vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’sinin
  • Gümrük vergisi aslına bağlı olarak kesilen idari para cezalarının %70’inin,
  • Gümrük vergisi asıllarına bağlı olmaksızın kesilen idari para cezalarının kalan % 50’sinin,

ve bunlara bağlı faiz, gecikme zammı ve gecikme faizlerinin tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlara ilave olarak;

  • Bu Kanun'un kapsadığı dönemlere ilişkin olup, bu Kanun'un yayımlandığı tarih itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği halde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı alacaklar için mükelleflerce bu Kanun'da öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla bu alacaklar da bu madde hükmünden yararlanabilir.
  • Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.

2-Kesinleşmemiş veya Dava Safhasında Bulunan Alacaklara İlişkin Düzenlemeler
a) Kanun'un yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, re’sen ve idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda;
Vergilerin/gümrük vergilerinin %50’si ile bu tutara ilişkin hesaplanacak gecikme faiz ve zamları yerine Kanun’un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE’ye göre hesaplanacak tutarın Kanun’da belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde, vergilerin/gümrük vergilerinin %50’si ile buna bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla gümrük vergilerine ilişkin gümrük yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu hükümler uygulanabilecektir.
b) Kanun'un yayımlandığı tarih itibarıyla itiraz/istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda;
Ödenecek alacak asılların tespitinde kanunun yayımlandığı tarih itibariyle tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır. Kanunun yayımlandığı tarihten önceki en son kararın;

Karar Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
Terkine ilişkin olması halinde

· İlk tarhiyatta/tahakkuka esas vergilerin/gümrük vergilerinin %20'si,

· Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Vergi/Gümrük vergisi aslının % 80'i

· Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde

·Tasdik edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı

·Terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin %20'si

·Bunlara ilişkin Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin kalan %80'i

·Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

En son kararın bozma kararı olma halinde

· Vergilerin/gümrük vergilerinin %50'si

· Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Vergi/Gümrük vergilerinin kalan %50'si

· Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

En son kararın kısmen onama kısmen bozma karar olması halinde (onanan kısım için)

·Tasdik edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı

·Terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin %20'si

·Bunlara ilişkin Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin kalan %80'i

·Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

En son kararın kısmen onama kısmen bozma karar olması halinde (bozulan kısım için)

· Vergilerin/gümrük vergilerinin %50'si

· Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Vergi/Gümrük vergilerinin kalan %50'si

· Faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamı

c) Kanun'un yayımlandığı tarih itibariyle sadece vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğü ile ilgili idari para cezalarına ilişkin dava açılmış olması halinde;

  • ​Asla bağlı cezaların, vergilerin/gümrük vergilerinin Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
  • Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları/gümrük yükümlülüğü ile ilgili idari para cezalarında işlemin safhasına göre tahsilinden vazgeçilecek tutarlar belirlenecektir;

Safha Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
İlk derece mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olanlarda Cezanın %25'i Cezanın %75'i
İtiraz/istinaf veya temyiz safhasında olanlarda terkine ilişkin karar olması halinde Cezanın %10'u Cezanın %90'ı
İtiraz/istinaf veya temyiz safhasında olanlarda Tasdik veya Tadilen Tasdike ilişkin karar olması halinde

·Tasdik edilen cezanın %50'si

·Terkin edilen cezanın %10'u

·Tasdik edilen cezanın kalan %50'si

·Terkin edilen cezanın kalan %90'ı

En son kararın bozma kararı olması halinde Cezanın %25'i Cezanın %75'i
En son kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde (onanan kısım için)

·Tasdik edilen cezanın %50'si

·Terkin edilen cezanın %10'u

·Tasdik edilen cezanın kalan %50'si

·Terkin edilen cezanın kalan %90'ı

En son kararın kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde (bozulan kısım için)

Cezanın %25'i

Cezanın %75'i

d) Kanun'un yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar da bu başlık (2 no’lu) altında yer alan düzenlemelerden yararlanabilecektir.
e) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
f) Yıllık gelir veya kurumlar vergileri, stopaj gelir/kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için yukarıda açıklanan (1 ve 2 no’lu) düzenleme hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunanların, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibariyle bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri halinde, yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme hakları kaybedilmektedir.
3-İnceleme ve Tarhiyat Safhasında Bulunan İşlemlere Yönelik Düzenlemeler
Kanun'un kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanun'un yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde, tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanun'un matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam edilecektir. Bu işlemlerin tamamlanmasında sonraki tarhiyatlarda aşağıdaki şekilde uygulama yapılacaktır.

Tarhiyatın Nevi Ödenecek Tutar Tahsilinden Vazgeçilen Tutar
Vergi Aslına Bağlı Tarh Edilen Vergiler

·Verginin %50'si

· Kanunun yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE'ye göre hesaplanacak tutar

·Kanunun yayımlandığı tarihten sonra ihbarnamenin tebliği üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizinin tamamı

·Vergi aslının kalan %50'si

·Vergi aslına bağlı cezaların tamamı

·Kanunun yayımlandığı tarihe kadar uygulanan gecikme faizi

Vergi Aslına Bağlı Olmayan Cezalar Cezanın %25'i, Cezanın %75'i
İştirak Nedeniyle Kesilecek Vergi Ziyaı Cezaları Cezanın %25'i, Cezanın %75'i

Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları şarttır.
Kanun’un yayımlandığı tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü uygulanacaktır.
Açıklanan düzenleme hükmünden yararlananların, ayrıca uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun uzlaşma ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun peşin ödeme indirimi hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır.
Matrah Artırımı
Kanun’un 5. maddesinde, bazı vergilerle ilgili 2011 ve sonraki yıllara ilişkin matrahların veya vergilerin belirli oranlarda artırılması halinde, artırımda bulunulan dönemler için vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı belirtilmektedir.
1-Gelir ve Kurumlar Vergisi
Yapılan düzenleme çerçevesinde, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannamesine esas alınan matrahlarını aşağıda belirtilen oranlardan az olmamak üzere artırabilecekleri belirtilmektedir.

Dönem Matrah Artışı Oranı (%) Asgari Matrah Artışı Tutarı (TL) Artırılan Matrah Üzerinden Hesaplanacak Vergi Oranı (%) (*)
Gelir Vergisi Kurumlar Vergisi
2011 35 14.000 28.000 20
2012 30 14.820 29.650 20
2013 25 15.740 31.490 20
2014 20 16.740 33.470 20
2015 15 18.970 37.940 20

(*)Matrah artırımında bulunulan yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olan mükelleflerin, bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemeleri ve bu vergi türleri için kesinleşmiş veya ihtilaflı borcu bulunmamaları durumunda, artırılan matrah üzerinden %20 yerine %15 oranıyla vergi hesaplanacaktır.
Matrah artırımında bulunulan yıllara ait mali zararların % 50’sinin, 2016 ve takip eden yıllara ait karlardan mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Daha önce stopaj yoluyla ödenen vergiler, artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilemeyecektir.
İşe başlama ve işi bırakma gibi nedenlerle kıst dönemde faaliyette bulunan mükellefler hakkında ilgili yıllar için belirlenen asgari matrahlar, faaliyette bulundukları ay sayısı (ay kesirleri tam ay olarak) dikkate alınarak hesaplanacaktır.
İstisna ve indirimler nedeniyle gelecek yıllarda matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutarlar ile geçmiş yıl zararlarının, artırılan matrahlardan indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
2-Gelir ve Kurumlar Vergisi Stopajı
Kanun uyarınca mükelleflerin, stopaja tabi aşağıdaki ödemelere ilişkin matrahlarını belirli oranlarda artırmaları durumunda, ilgili dönemlere ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
İlgili düzenleme kapsamındaki ödemeler aşağıdaki şekildedir:

  • ​Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi hükümleri çerçevesinde ücret ödemeleri, serbest meslek ödemeleri, yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri, gayrimenkul sermaye iradı ödemeleri, çiftçilere yapılan çeşitli ödemeler, esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemeler,
  • Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. maddesi hükümleri çerçevesinde yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri, kooperatifler yapılan kira ödemeleri,
  • Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi hükümleri çerçevesinde, yıllara yaygın inşaat işlerine ilişkin hakediş ödemeleri.

Kapsam dahilindeki ödemelerde matrahların aşağıdaki oranlarda artırılması öngörülmektedir.

Dönem

Ücret, Serbest Meslek ve Gayrimenkul Sermaye İratlarında Artış Oranı (%) Yıllara Yaygın İnşaat İşleri Hakediş Ödemelerinde Artış Oranı (%)
2011 6 1
2012 5 1
2013 4 1
2014 3 1
2015 2 1

Yukarıda açıklanan stopaja tabi ödemeler üzerinden matrah artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin yıl içinde işe başlamaları ya da işi bırakmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri için (ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınmak suretiyle) uygulama yapılacaktır.
Gelir ve kurumlar vergisi stopajı matrahı artırımından yararlanmak için, gelir veya kurumlar vergisi matrahı artırımında bulunulması gerekmemektedir.
Matrah artırıma esas ücret tutarı ile ödenen gelir vergisi tutarının, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
Stopaj artırımından yararlanılarak hesaplanan gelir vergisinde herhangi bir istisna veya indirim uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
3-Katma Değer Vergisi
Mükelleflerin, beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden aşağıdaki belirtilen oranlardan az olmamak üzere belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak beyan etmeleri halinde, ilgili dönemler için katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacaktır.

Dönem Artış Oranı (%)
2011 3,5
2012 3
2013 2,5
2014 2
2015 1,5

İlgili düzenleme kapsamında ödenen KDV’nin, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, ilgili tutarların ödenecek KDV’den indirilmesi veya iadeye konu edilmesi de söz konusu değildir.
Mükelleflerin, artırıma esas alınan yılın vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları zorunludur.
Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki döneme devreden KDV yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki döneme devreden KDV yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez.
4-Matrah ve Vergi Artırımına İlişkin Diğer Düzenlemeler
Matrah ve vergi artırımında bulunulması, Vergi Usul Kanunu’nun defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.
Matrah veya vergi artırımında bulunulması, Kanun’un yayımlanmasından önce başlanmış olan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine engel teşkil etmemektedir. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, kanunun yayım tarihini izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmeyecektir. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.
İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya matrah farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirilecektir.
Matrah veya vergi artırımı dolayısıyla mükelleflerce verilecek beyannameler (gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV, muhtasar ile diğer beyannameler) için damga vergisi alınmayacaktır.
İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi
Kanun uyarınca,

  • 31.12.2015 itibarıyla kayıtlarda gözükmekle birlikte, işletmede bulunmayan kasa mevcudunun,
  • 31.12.2015 itibarıyla kayıtlarda gözükmekle birlikte, işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklar ile bunlarla ilgili diğer işlemlerin,

ilgili tutarlar üzerinden %3 vergi ödenmek suretiyle düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.
Belirtilen madde kapsamında ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyeceği gibi, vergi matrahının tespitinde gider olarak da kabul edilmeyecektir.
Diğer taraftan, işletmede mevcut olmadığı halde kayıtlarda yer alan malların, fatura düzenlenmek ve her türlü vergisel yükümlülüğün yerine getirilmesi suretiyle kayıtlardan çıkarılması olanaklıdır.
Düzenlenecek faturalarda aynı neviden mallar için mallara ilişkin gayrisafi kar oranları, bunun tespit edilememesi halinde ise meslek odaları tarafından belirlenecek oranlar dikkate alınacaktır.
Ayrıca, işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan mal, makine, teçhizat ve demirbaşların; mükelleflerce veya mesleki kuruluşlarca tespit edilen rayiç bedel üzerinden kayda alınması mümkün bulunmaktadır. Kayda alınan kıymetler için özel karşılık hesabı açılır. Mallar için ayrılan karşılık sermaye unsuru, diğer kıymetler için ayrılan karşılık birikmiş amortisman sayılır.
Söz konusu düzeltme işlemi sırasında, kayda alınacak iktisadi kıymetlerin genel oranda KDV’ye tabi olması halinde %10, indirimli oranda KDV’ye tabi olması halinde ise oranın yarısı esas alınarak KDV hesaplanacak ve ayrı bir beyannameyle sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması
Kanun’un 7. maddesinde varlık barışına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ilgili düzenlemeler çerçevesinde 31.12.2016 tarihine kadar Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecektir.
Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutar mükellefler, Türkiye’ye getirdikleri varlıklarını dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dahil edebilecekleri gibi, aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebileceklerdir.
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, Türkiye’de bulunan ancak defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlarını, 31.12.2016 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın, kanuni defterlerine kaydedebilme olanakları söz konusudur.
Kanun kapsamında Türkiye’ye getirilen yada Türkiye’de bulunup yeni kayda alınan varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulamasında gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.
Düzenlemelere İlişkin Ortak Hükümler
1-Kanun Kapsamında Yapılacak Ödemeler
İlgili Kanun hükümlerine göre hesaplanacak tutarların ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara Kanun’un yayımlandığı tarihten ödeme gününe kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmayacaktır. İlk taksit ödeme süresi içerisinde yapılandırılan tutarın tamamen ödenmesi halinde, fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarı üzerinden %50 indirim uygulanacaktır.
Borçların taksitle ödenmesi de mümkün olup, mükellefler başvuru sırasında aşağıdaki tabloda belirtilen taksit seçeneklerinden birini tercih edebileceklerdir. Taksitli ödemeler ikişer aylık dönemler halinde yapılacak olup, tabloda belirtilen katsayılar dikkate alınmak suretiyle vade farkı uygulanacaktır. Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvura bulunanlara, tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilecektir.

Taksit Sayısı Ödeme Süresi (Ay) Uygulanacak Katsayı
6 12 1,045
9 18 1,083
12 24 1,105
18 36 1,15​

2-Başvuru
Kanun'un ilgili maddelerindeki başvuru süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla kanun hükmünden yararlanmak isteyen borçluların Kanun'un yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
6552 Sayılı Kanun Kapsamındaki Borçlara İlişkin Düzenlemeler
6552 Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümleri kapsamında yapılandırılan ve ödemeleri halen devam eden alacaklar açısından, borçluların talep etmeleri halinde yeni kanun hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
Kanun'daki Diğer Düzenlemeler
Kanun’da belli tutarı geçmeyen kamu alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi, meslek odalarına ve borsalara olan aidat ve diğer çeşitli borçların yapılandırılması ile Orman Genel Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca kullandırılan çeşitli kredilerin yapılandırılmasına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Kanun ile ayrıca Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülmektedir.
​Yukarıda yer alan açıklamalar, TBMM tarafından kabul edilen ve Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi çerçevesinde hazırlanmıştır.
İlgili düzenleme henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlanmamıştır. Gelişmeler hakkında ayrıca bilgilendirmede bulunulacaktır.
Bültenimizde yer alan konularla ilgili sorularınız için lütfen bizimle temasa geçiniz.
Saygılarımızla,
Kısa Açıklama: Vergi Affı ve Varlık Barışı olarak bilinen Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun 03 Ağustos 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edilerek Cumhurbaşkanı’nın Onayına Sunuldu….
Başlık: 2016/47 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edilerek Cumhurbaşkanı’nın Onayına Sunuldu
Tarih: 04.08.2016
Attachments: http://www.kpmgvergi.com/Lists/Mali Bltenler/Attachments/1387/malibulten.jpg

Kategoriler
Ş.A. YMM Sirküler

Bilanço ve gelir tablosu dipnotları

Sirküler No: 1824

Bilânço ve Gelir Tablosu Dipnotları, yıllık kurumlar vergisi beyannameleri ekine yazılan Bilânço ve Gelir Tablosunun ayrılmaz parçalarıdır. 1 SIRA NOLU, MUHASEBE SİSTEMİ UYGULAMA GENEL TEBLİĞİNE uygun bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Cevap, sıfır veya evet/hayır’da olsa soruların tamamına cevap verilmesi gerekmektedir. Bu tabloların dolduruluşu ile ilgili bilgileri aşağıda hatırlatıyoruz. Dipnotlarda açıklanan bir kısım hususlar ile Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekinde verilen Transfer Fiyatlandırması, Kontrol edilen Yabancı Kurum ve Örtülü Sermayeye İlişkin formda belirtilen bir kısım bilgilerin uyumlu olup olmadığı da ayrıca kontrol edilmelidir. Bu hususlara uyulmasını önemle rica ederiz.

BİLANÇO DİPNOTLARI:

1 – Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan ortaklıklarda kayıtlı sermaye tavanı:

Bu dipnot Sermaye Piyasası Kanununa tabi olan kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş şirketleri ilgilendirmektedir. Firmanız SPK’na tabi değilse, “ŞİRKETİMİZ KAYITLI SERMAYE SİSTEMİNE TABİ DEĞİLDİR” şeklinde cevaplandırılmalıdır.

2 – Yönetim Kurulu, Başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel koordinatör, genel müdür yardımcıları ve genel sekreter gibi üst yöneticilere;

a-Cari dönemde verilen her çeşit avans ve borcun toplam tutarı: 105.800.00 TL

Veya “YOKTUR”

b-Cari dönem sonundaki avans veya borcun bakiyesi……………..: 14.000.00 TL

Veya “YOKTUR”

Bu dipnotta bahsedilen kişilere bir yıl boyunca yapılan ödemelerin herhangi bir tarihte ulaştığı en yüksek rakamın (a) bendinde, aynı kişilerin 31.12.2015 tarihinde firmaya olan borç bakiyeleri (b) bendine yazılmalıdır.

3 – Aktif değerlerin toplam sigorta tutarı:

Firmanızın aktifinde kayıtlı gayrimenkuller, emtialar, makine ve cihazlar, taşıtlar gibi aktif değerlerin sigorta poliçelerinde gösterilen teminat değerlerinin toplam tutarı yazılacaktır.

Aktif Değerin Adı Sigorta Değeri

Gayrimenkuller 2.500.000,00

Emtialar 2.500.000,00

Makine ve Cihazlar 1.700.000,00

Taşıtlar 900.000,00

Toplam 7.600.000,00 TL’ DIR. Veya “YOKTUR”

4 – Alacaklar için alınmış ipotek ve diğer teminatların toplam tutarı:

Firmanızın emtia, hizmet satışı veya diğer faaliyetlerden dolayı alacakları için alınmış ipotek, teminat mektubu, teminat çeki ve senetlerinin ayırımı yapılmaksızın toplam tutarı buraya yazılmalıdır.

“1.500.000,00 TL’ DIR” Veya “YOKTUR”

5 – Yabancı kaynaklar için verilmiş ipotek ve teminatların toplam tutarı:

Firmanızın kısa vadeli ve uzun vadeli borçları için verilen ipotek, teminat mektubu, teminat çeki ve borç senedi ayrımı yapılmaksızın toplam tutarı buraya yazılmalıdır.

“1.055.000,00 TL’ DIR” Veya “YOKTUR”

6 – Pasifte yer almayan taahhütlerin toplam tutarı:

Bilânçoların pasif karakterli hesapları içinde yer almayan ticari işler gereği yükümlülük altına girilmişse bunlara ilişkin toplam tutarlar yazılmalıdır. Örneğin; bir işin alınması veya taahhüt edildiği şekilde tamamlanması konusunda verilen banka teminat mektupları, bir başka işletme lehine verilmiş kefaletler, muhtelif sözleşmelerde yer alan taahhütler, temlikler gibi nazım hesaplarda gösterilen değerlerin toplamı istenmektedir.

“700.000,00 TL’ DIR” Veya “YOKTUR”

7 – Kasa ve bankalardaki döviz mevcutları:

31.12.2015 tarihi itibariyle firmanızın kasa ve bankalardaki dövizler Maliye Bakanlığınca ilan edilen efektif veya döviz alış kuruyla değerlendirilerek buraya yazılmalıdır. Maliye Bakanlığınca ilan edilmemişse T.C. Merkez Bankası efektif veya döviz alış kuru ile değerlendirilebilinir.

KASA

Döviz cinsi Miktarı TL. Kuru Toplam Tutar

ABD Doları 1.000.- 2,9056 2.905,60 TL

Euro 1.000.- 3,1754 3.175,40 TL

BANKA

Döviz cinsi Miktarı TL. Kuru Toplam Tutar

ABD Doları 10.000.- 2,9076 29.076,00 TL

Euro 10.000.- 3,1776 31.776,00 TL

Veya “YOKTUR”

8 – Yurt dışından alacaklar (avanslar dahil):

Yurt dışındaki firmalardan dövizli alacaklar (Borçlu firmaların belirtilmesine gerek yoktur). 31.12.2015 tarihi itibariyle ilan edilen kurlarla değerlenecektir. (Döviz alış kurlarıyla)

Döviz Cinsi Miktarı TL.Kuru Toplam tutar

ABD Doları 100.000 2,9076 290.760,00 TL

Veya “YOKTUR”

9 – Yurt dışına borçlar (avanslar dahil):

Yurtdışındaki firmalara dövizli borçlar 31.12.2015 tarihi itibariyle ilan edilen kurlarla değerlenecektir. (Döviz alış kurlarıyla)

Döviz Cinsi Miktarı TL.Kuru Toplam Tutar

ABD Doları 100.000 2,9076 290.760,00 TL

Veya “YOKTUR”

10 – Tedavüldeki tahvil ve finansman bonolarından banka garantili olanların tutarı:

Bu dipnota, firmanız tarafından ihraç edilmiş olan tahvil ve finansman bonolarından banka garantili olanların tutarları yazılacaktır. Veya “YOKTUR.” yazılmalıdır.

11 – Cari ve gelecek dönemlerde yararlanılacak yatırım indiriminin toplam tutarı:

İşletmenin 2015 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinde ve daha sonraki yıllarda yararlanacağı yatırım indiriminin toplam tutarı bu dipnotta gösterilir.

Cari dönem 612.000,00 TL

Gelecek dönem 859.500,00 TL

Toplam 1.471.500,00 TL’dır veya “YOKTUR.”

(Her ne kadar 2015 yılında yatırım indiriminden yararlanılamayacak olursa bile rakamları yazalım.)

12 – Tedavüldeki tahvillerden hisse senedine dönüştürülebilir niteliktekilerin tutarı:

Bu dipnot anonim şirketleri ilgilendirmektedir.

2.000.000,00 TL Veya “YOKTUR.”

13 – Sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin dökümü:

Bu dipnot, anonim şirket ile eşanlamlı komandit şirketleri ilgilendirir. İşletmenin sermayesini temsil eden hisse senetleri farklı türlerde olabilir. Örneğin; sahibine yönetime iştirakte ayrıcalık tanıyan imtiyazlı hisse senetleri veya oydan yoksun hisse senetleri ya da nama ve hamiline yazılı hisse senetleri gibi,

Dipnotun 4. kolondaki “üsleri” tabiri, kupürleri itibariyle hisse senedi üzerinde yazılı olan toplam nominal değeri ifade eder. Hisse senetleri basılı değilse, bu bilgiler ana sözleşmenin sermaye maddesinden alınabilir.

BASILI DEĞİLSE:

Türü Tertibi Adedi Üsleri Toplam tutar

Hamiline 1 2.600.000 1.00 2.600.000,00 TL

BASILI İSE:

Hamiline 1 10 1.000.000 10.000.000,00

“ 1 5 100.000 500.000,00

“ 1 10 10.000 100.000,00

“ 1 50 1.000 50.000,00

———————-

10.650.000,00

———————-

Limited Şirketlerde hisse senedi olmadığı için “YOKTUR” yazılması yeterlidir.

14 – Cari dönemde ihraç edilmiş hisse senedi tutarı:

Bu dipnot anonim şirketleri ilgilendirmektedir. Dipnota 13. sırada gösterilen hisse senetlerinden cari yılda ihraç edilenlerin toplamı yazılacaktır.

“500.000,00 TL’DIR” Veya “YOKTUR”

Limited Şirketler “YOKTUR” yazabilir.

15 – İşletme sahibinin veya sermayesinin %10 ve daha fazlasına sahip ortaklarının:

İşletme sahibinin, anonim ve limited şirketlerde şirket sermayesinin %10 ve daha fazlasına sahip ortaklar yazılmalıdır.

Adı Soyadı Pay Oranı Pay Tutarı

Hüseyin EROL %70 700.000,00 TL.

Hasan YILDIRIM %20 200.000,00 TL.

16 – Sermayesinin %10 ve daha fazlasına sahip olunan iştirakler ile müessese ve bağlı ortaklıkların:

Bilânço aktifinde 242 ve 245 hesaplarda izlenen ve tek kalem halinde yer alan iştirak ve bağlı ortaklık tutarları aşağıdaki şekilde detaylandırılacaktır. Aşağıda 3. kolonda yer alan toplam sermaye; işletmenin iştirak olunan şirkette sahibi olduğu sermaye tutarını değil, söz konusu şirketin çıkarılmış toplam sermayesini ifade eder. Dördüncü kolono da; kar payı değil, iştirak olunan şirketin son dönem bilanço karı yazılacaktır.

Adı Pay Oranı Toplam Sermayesi Son Dönem Karı

Yılmaz A.Ş. %20 300.000.000,00 33.525.000,00

Veya “YOKTUR”

17 – Stok değerleme yöntemi:

Firmanızın stok değerlemesinde kullanılan ilk giren ilk çıkar, hareketli ağırlıklı ortalama, hangisi uygulanıyorsa o yöntemin aşağıdaki şekilde gösterilmesi gerekir.

a) Cari dönemde uygulanan yöntem……….:”İLK GİREN İLK ÇIKAR YÖNTEMİ”

b) Önceki dönemde uygulanan yöntem…..:”İLK GİREN İLK ÇIKAR YÖNTEMİ”

c) Varsa, cari dönemdeki yöntem değişikliğinin stoklarda meydana getirdiği artış (+) veya azalış (-) :”YÖNTEM DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMAMIŞTIR” VEYA YÖNTEM DEĞİŞİKLİĞİ STOKLARDA 1.000.000,00 TL ARTIŞA SEBEP OLMUŞTUR.

Veya “STOK YOKTUR”

18 – Cari dönemdeki maddi duran varlık hareketleri:

Bu dipnotta, o yıl duran varlıklardaki hareketler gösterilir. Soru çok açıktır.

a)Satın alınan, imal veya inşa edilen maddi duran varlıkların maliyeti…….:2.000.000,00 TL

b)Elden çıkarılan veya hurdaya ayrılan maddi duran varlıkların maliyeti…: 520.000,00 TL

Veya “YOKTUR”

19 – Ana kuruluş, bağlı ortaklık ve iştiraklerin ticari alacak ve ticari borçlar içindeki payları:

Borç ve alacakların şirket isimleri belirtilmeden toplam tutarlarının yazılması gerekir.

Ticari Alacaklar Ticari Borçlar

1-Ana kuruluş ——- 2.000.000,00 TL

2-Bağlı ortaklık ——- 1.000.000,00 TL

3-İştirakler 2.500.000,00 TL ——-

Veya “YOKTUR”

20 – Cari dönemdeki ortalama toplam personel sayısı: “300 KİŞİDİR”

Bu dipnotta, firmanızın 12 aylık muhtasar beyanname ile beyan ettiği çalışan sayılarının 12’ ye bölünmesi suretiyle bulunan sayı yazılır.

21 – Bilanço tarihinden sonra ortaya çıkan ve açıklamayı gerektiren hususlara ilişkin bilgi:

Bilançolar hesap dönemi sonu itibariyle mevcut şartlar çerçevesinde hazırlandığından, bu tarihten sonra ortaya çıkan ve açıklamayı gerektiren hususlar yazılmalıdır. Örnek vermek gerekirse, bilânço tarihinden sonra varlıklarda değer kayıpları olması, büyük bir müşterinin iflas etmesi, firmanın yangın geçirmesi gibi.

Veya “YOKTUR”

22 – Belli bir öneme sahip olan, ancak tutarları tahmin edilemeyen şarta bağlı zararlar ile her türlü şarta bağlı kazançlara ilişkin bilgi (işletmeyi borç altına sokacak ve dönem sonucunu etkileyecek hukuki ihtilafların mahiyetleri bu bölümde açıklanır):

Bu dipnotta şarta bağlı olaylar; bilânço tarihinde var olan ve sonucu belirsiz bir veya birkaç olayın gelecekte ortaya çıkıp çıkmamasına bağlı durumlar ifade eden, şarta bağlı olaylardan kaynaklanan kar ve zarar unsurlarıdır. Bu olayların mali tablolara olan etkilerinin derecesi, işletme yönetimi tarafından saptanır. İşletmeyi borç altına sokacak ve dönem sonucunu etkileyebilecek hukuki ihtiyaçların mahiyetleri bu dipnotta açıklanır. Davalar, tazminat talepleri, kefaletler gibi durumlarda bu dipnota yazılmalıdır.

Veya “YOKTUR.”

23 – İşletmenin gayrisafi kar oranları üzerinde önemli ölçüde etkide bulunan muhasebe tahminlerinde değişikliklere ilişkin bilgi ve bunların parasal etkileri:

Bu dipnota; bilançonun çıkarılması aşamasında firmanızca daha önce (örneğin şüpheli alacak karşılığı, amortisman süresi v.b. konularda) yapılan tahminlerin dayandığı koşullar değişmişse, yasaların elverdiği ölçüde gerekli düzeltmeler yapılmalıdır. Eğer bu tahminlere ilişkin değişiklikler bilanço kesinleştiği tarihten sonra ortaya çıkmış olması veya bilanço aşamasında ortaya çıkmış olsa dahi, yasal olarak değişiklik yapılmasına imkan bulunmayan durumlarda bunun belirtilmesi gerekir.

Veya “YOKTUR”

24 – Bankalardaki mevduatın bloke olanına ilişkin tutarlar:

Firmanızın bankalardaki mevduatlarının bloke olunan kısmı varsa burada tutarı yazılmalıdır. Bloke mevduat, genellikle mal bedeli karşılığı olarak ithalat akreditiflerinde veya bankaların verdikleri krediyi kısmen kullandırmayıp, mevduat blokajı yaptırmaları şeklinde olabilmektedir.

“200.000,00 TL’DIR.” Veya “YOKTUR.”

25 – Menkul kıymet ve bağlı menkul kıymetler grubu içinde yer alıp işletmenin ortakları, iştirakleri ve bağlı ortaklıklar tarafından çıkarılmış bulunan kıymet tutarları ve bunları çıkaran ortaklıklar:

“300.000,00 TL OLUP, İNCELER A.Ş. TARAFINDAN ÇIKARILMIŞTIR.” Veya “YOKTUR.”

26 – İştirakler ve bağlı ortaklıklarda içsel kaynaklardan yapılan sermaye artırımı nedeniyle elde edilen bedelsiz hisse senedi tutarları:

“800.000,00TL’DIR.” Veya “YOKTUR.”

27 – Kısa ve uzun vadeli kredilerle ilgili olarak; alınan kredilerin ve çıkarılmış menkul kıymetlerin (katılma intifa senedi dâhil) kredi ve menkul kıymet türleri itibariyle tahakkuk etmemiş gelecek döneme ilişkin faiz borçları tutarları:

Firmanızın kısa ve uzun vadeli kredilerle, çıkarılmış menkul kıymetlerin bilanço günü itibariyle henüz tahakkuk etmemiş faiz borçları yazılmalıdır.

“435.550,75 TL’DIR.” Veya “YOKTUR.”

28 – Ortaklar, İştirakler ve bağlı ortaklıklar lehine verilen garanti, taahhüt, kefalet, aval, ciro gibi yükümlülüklerin tutarı:

Bu dipnot, 6 no.lu dipnotla aynı içeriktedir. Bu tür yükümlülüklerin ortaklar, iştirakler ve bağlı ortaklıklar lehine verilen kısmı dipnota yazılmalıdır.

“360.520,00 TL’DIR.” Veya “YOKTUR.”

29 – Mali tabloları önemli ölçüde etkileyen yada mali tabloların açık, yorumlanabilir ve anlaşılabilir olması açısından açıklanması gerekli olan diğer hususlar:

“YOKTUR,, (VEYA KIDEM TAZMİNATI, YENİLEME FONU, SERMAYE ARTIŞI, TEŞVİKLER, AYRILMAMIŞ AMORTİSMAN OLMASI HAKKINDA AÇIKLAMALAR YAPILABİLİR.)”

30 – Bilançonun onaylanarak kesinleştiği tarih:

Bilânçonun onaylanarak kesinleşme tarihi, anonim şirketlerde genel kurulca bilânçonun onaylandığı tarihtir. Limited şirketlerde ise bilânçonun kabul edildiğine ilişkin ortaklar kurulu karar tarihidir. Her iki toplantı yapılmamışsa, dönem sonu kapanış kayıtlarının yapıldığı tarih kesinleşme tarihi olarak yazılabilir.

“14.02.2016” gibi

GELİR TABLOSU DİPNOTLARI :

1 – Dönemin tüm amortisman giderleri ile itfa ve tükenme payları: 600.000,00 TL

a- Amortisman giderleri……………………………………………….: 550.000,00 TL

aa-Normal amortisman giderleri…………………………………..: 550.000,00 TL

bb-Yeniden değerlemeden doğan amortisman giderleri.: —–

b-İtfa ve tükenme payları……………………………………………. : 50.000,00 TL.

Veya “YOKTUR”

Cari dönem için hesaplanan amortisman giderleri ile itfa ve tükenme payları tutarları ayrı hesaplarda olup, ilgili kayıtlardan alınır.

2 – Dönemin karşılık giderleri:

Burada söz konusu olan aktif kalemlerle ilgili olarak ayrılan karşılıklardır. Karşılık giderleri doğrudan 654 Karşılık Giderleri Hesabında muhasebeleştirildiğinden bu hesaptan tespit edilerek dipnotta gösterilir.

Veya “YOKTUR”

3 – Dönemin tüm finansman giderleri : 400.000,00 TL

a-Üretim maliyetine verilenler : 150.000,00 TL

b-Sabit varlıkların maliyetine verilenler : 200.000,00 TL

c-Doğrudan gider yazılanlar : 50.000,00 TL

Veya “YOKTUR”

“Bu dipnotta muhtelif hesaplara yazılan işletmenin toplam finansman yükünün dağılımı gösterilmelidir. © şıkkında yazılı olan meblağın, Gelir Tablosundaki H- Finansman Giderleri satırında yazılı rakamla aynı olması gerekmektedir.

4 – Dönemin finansman giderlerinden ana kuruluş, ana ortaklık, müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerle ilgili kısmın tutarı (toplam tutar içindeki payları %20’ yi aşanlar ayrıca gösterilecektir.):

Holding ve grup şirketleri ilgilendiren bir dipnottur.

ANA KURULUŞ İLE İLGİLİ FİNANSMAN GİDERLERİ TOPLAMI 100.000,00 TL’DİR. (toplam tutar içindeki payları %20’ yi aşan 30.000,00 TL ile GÜLLER A.Ş.’ dir.)

Veya “YOKTUR”

5 – Ana kuruluş, ana ortaklık, payları müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklere yapılan satışlar (Toplam tutar içindeki payları %20’ yi aşanlar ayrıca gösterilecektir):

BAĞLI ORTAKLIKLARA YAPILAN SATIŞLAR TOPLAM 2.000.000,00 TL’DİR. (Toplam tutar içindeki payları %20’yi 500.000,00 TL ile GENÇLER A.Ş.’dir.)

Veya “YOKTUR”

6 – Ana kuruluş, ana ortaklık, müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerden alınan ve bunlara ödenen faiz, kira ve benzerleri (toplam tutar içindeki payları %20’ yi aşanlar ayrıca gösterilecektir):

ANA ORTAKLIKTAN ALINAN FAİZ VE KİRA GELİRLERİ TOPLAMI 150.000,00 TL’dir. (Toplam tutar içindeki payları %20’yi aşan 40.000,00 TL ile TOMRUK A.Ş.’ dir.)

Veya “YOKTUR”

7 – Yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle, genel müdür, genel koordinatör, genel müdür yardımcıları gibi üst yöneticilere cari dönemde sağlanan ücret ve benzeri menfaatlerin toplam tutarı:

Bu dipnotta sermaye şirketlerinin yukarıda yazılı üst düzey yöneticilerine ödenen brüt ücretleri ve benzeri menfaatlerin toplam tutarı gösterilir. Benzeri menfaatlerden kasıt, ayni yardımlar ve para ile temsil edilebilen sair menfaatlerdir.

“420.000,00 TL’DIR.“

8- Amortisman hesaplama yöntemleri ile bu yöntemlerde yapılan değişikliklerin dönemin amortisman giderlerinde meydana getirdiği artış (+) veya azalış (-):

Geçmiş yıllarda azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayrılmışken, bu dönemde normal amortisman usulüne dönülmesi, hiç amortisman ayrılmaması veya fevkalade amortisman uygulanması gibi işlemler yapılmışsa bu değişikliğin yarattığı artış veya azalışın parasal karşılığı yazılmalıdır. Veya “YOKTUR”

9 – Maliyet Hesaplama Sistemleri (Safha veya sipariş) ve stok değerleme yöntemleri (Ağırlıklı ortalama maliyet, ilk giren ilk çıkar, hareketli ortalama maliyet) :

Bu dipnotta imalat işi yapan firmalar ile sene sonu stok mal ve malzemesi olan firmalar uyguladıkları yöntemi yazacaklardır.

Maliyet hesaplama sistemi; SİPARİŞ MALİYET SİSTEMİ VEYA FİİLİ MALİYET GİBİ

Stok değerleme yöntemi…; İLK GİREN İLK ÇIKAR VEYA HAREKETLİ ORTALAMA MALİYET GİBİ.

Veya “STOK YOKTUR”

10 – Varsa, tamamen veya kısmen fiili stok sayımı yapılmamasının gerekçeleri:

İşletmelerin gerçek kar ve zararını tespit edebilmesi için 31.12. itibariyle mal, malzeme, mamul, senet, çek, demirbaş v.s. tüm varlıklarını fiilen sayması mecburidir. Dolayısıyla bu sorunun cevabı 31.12 tarihinde mutlaka “FİİLİ STOK SAYIMI YAPILMIŞTIR” şeklinde olmalıdır.

11 – Yurtiçi ve yurtdışı satışlar hesap kalemi içinde yer alan yan ürün, hurda, döküntü gibi maddelerin satışları ile hizmet satışlarının ayrı ayrı toplamlarının, brüt satışların %20’ni aşması halinde bu madde ve hizmetlere ilişkin tutarları:

“%20’yi aşmamaktadır.”

12 – Önceki döneme ilişkin gelir ve karlar ile önceki döneme ait gider ve zararların tutarlarını ve kaynaklarını gösteren açıklayıcı not:

Bu dipnotta, gelir tablosunda birer kalem halinde yer alan önceki dönem gelir ve karları ile önceki dönem gider ve zararları açıklanır. Açıklamadaki gelir ve gider tutarlarının nerelerden kaynaklandığı ve kısaca niçin ait olduğu yılda gelir veya gider yazılmadığı açıkça belirtilmelidir.

“TUTAR VARSA YAZILMALIDIR.” Veya “YOKTUR”

Önceki döneme ait gelir veya giderin, cari dönem gelir tablosunda yazılı olması dikkat çektiğinden soru gelmektedir. Bu sebeple bu hesap yerine dönem gelir ve gider hesaplarının kullanılmasını tavsiye ederiz. Gerçekten bir evvelki yıla ait giderse KKEG olabilir. Tetkik edilmesi gerekir.

13 – Adi ve imtiyazlı hisse senetleri için ayrı ayrı gösterilmek koşuluyla, hisse başına kar ve kar payı oranları:

Bu dipnot, sermaye şirketlerini ilgilendirmektedir. Bunu örnekle açıklayacak olursak;

KAR DAĞITIM TABLOSU

DÖNEM KARININ DAĞILIMI CARİ DÖNEM

2015 YILI

  1. DÖNEM KARI : 954.744,00
  1. ÖDENECEK VERGİ VE YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER (-) : -190.948,80

-Kurumlar Vergisi (Gelir Vergisi)…….: – 190.948,80

NET DÖNEM KARI : 763.795,20

  1. GEÇMİŞ DÖNEMLER ZARARLARI (-) :
  1. I. TERTİP YASAL YEDEK AKÇE (-) : – 6.000,00
  1. KURULUŞTA BIRAKILMASI VE TASARRUFU ZORUNLU

YASAL FONLAR (-) :

DAĞITILABİLİR NET DÖNEM KARI : 757.795,20

Sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin dökümü

Adedi Üstleri Toplam Tutar

——— ————- ————————

120.000 1 120.000,00

HİSSE BAŞINA KAR : Dağıtılabilir net dönem karı / Hisse Adedi

: 757.795,20 TL / 120.000 Adet

: 6,31 TL

HİSSE BAŞINA KAR ORANI : Hisse başına kar X 100 / sermaye üstleri

: 6,31 TL x 100 / 1

: % 631

NOT: 1 nci Tertip Yedek Akçe, Ödenmiş Sermaye’nin %20’ sini geçmemelidir.

14 – Diğer dipnotlar:

BU BÖLÜMDE GELİR TABLOSUNDAKİ BRÜT SATIŞLAR RAKAMI İLE KDV BEYANNAMESİNDE BEYAN EDİLEN SATIŞLAR TOPLAMI BİRBİRİNİN AYNISI DEĞİLSE, FARK RAKAMIN HANGİ HESAPLARDAN KAYNAKLANDIĞI YAZILMALIDIR. ÇÜNKÜ BU HUSUS VERGİ DAİRESİNCE İLK KONTROL EDİLEN ÇOK ÖNEMLİ KONULARDAN OLUP, FARK BULUNDUĞUNDA YAZILI OLARAK SORULMAKTADIR. BÖYLE BİR SORU VEYA İNCELEMEYE MUHATAP OLMAMAK İÇİN BU HESAPLAMAYI MUHAKKAK YAPMANIZI VE BURADA AÇIKLAMANIZI ÖNERİRİZ.

OCAK-ARALIK/2015 AYLARI KDV BEYANNAMELERİ TOPLAMINDAKİ TESLİM VE HİZMETLERİN KARŞILIĞINI TEŞKİL EDEN BEDEL İLE KAYITLARIN KARŞILAŞTIRILMASI:

12 AYLIK K.D.V. BEYANNAMESİNDEKİ SATIŞLAR TOPLAMI : 130.577.521,15 TL

GELİR TABLOSUNDAKİ BRÜT SATIŞLAR TOPLAMI : 139.986.127,65 TL

——————————

FARK : 9.408.606,50 TL

YURTDIŞI SATIŞLARI İÇERİSİNDEKİ MÜŞTERİ KUR FARKLARI

(KDV’ YE TABİ OLMAYAN) : (-) 7.814.066,57 TL

K.D.V.’ YE TABİ OLMAYAN HİZMETLER : (-) 1.678.826,45 TL

DURAN VARLIK SATIŞI : (+) 84.287,22 TL

YUVARLAMA FARKI : (-) 0,70 TL

————————–

(-) 9.408.606,50 TL

Bahsedilen 2 yekun arasında fark yoksa “YOKTUR” yazılmalıdır.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.

Kategoriler
Arşiv

Gelir Vergisi Beyan Dönemi Başladı

Description:

Gerçek kişilerin 2014 yılında elde ettiği gelir unsurlarına ilişkin kazanç ve iratlar için Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi verme süresi 1 Mart 2015 itibarıyla başlamıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 2 Mart 2015 tarihli duyuruya göre mükellefler, 2014 yılında elde ettikleri ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları, diğer kazanç ve İratlar için Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerini 1-25 Mart tarihleri arasında verilebileceklerdir. 

2015 Mart ayı içerisinde verilecek yıllık beyannameler üzerinden tahakkuk eden gelir vergisinin 2015 yılının Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir. 

Gelir vergisi, 

  • ​Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesi üzerinden anlaşmalı bankaların kredi kartları ile,
  • Anlaşmalı bankaların internet bankacılığını kullanarak,
  • Anlaşmalı bankalardan,
  • Tüm vergi dairelerinden
ödenebilecektir. 
KisaAciklama: Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi verme süresi 1 Mart 2015 itibarıyla…
Start Date: 03.03.2015
Highlight: No
Baslik: Gelir Vergisi Beyan Dönemi Başladı