Gecikme Zammı ve Faizi Hesaplama

Gecikme Zammı ve Faizi Hesaplamak İçin Tıklayınız

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Erta Denetim

Yurt Dışından Gelen Faturaların Vergi Kanunları ve ÇVÖA Karşısındaki Durumları

“Yurt Dışından Gelen Faturaların Vergi Kanunları ve ÇVÖA Karşısındaki  Durumları” isimli sunumu görmek için  tıklayınız Yurt Dışı Faturalar

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Erta Denetim

Örtülü Sermaye uygulamasında Vadeli Satışlar Nedeniyle Oluşan Kur Farklarının Durumu

Taner DİZDAR

Yeminli Mali Müşavir

Erta Bağımsız Denetim ve YMM Ltd.Şti.

www.ertadenetim.com                                                                                                     İstanbul,08.02.2012

 

ÖRTÜLÜ SERMAYE UYGULAMASINDA VADELİ SATIŞLAR NEDENİYLE

OLUŞAN KUR FARKLARININ DURUMU

I-GİRİŞ

Örtülü sermaye, yurtiçi ve yurtdışı ortaklarıyla veya ortaklarıyla ilişkili kişilerle ticari işlemlerde bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin söz konusu iş ve işlemler sonucu doğabilecek vergi kaybının önüne geçilmek amacıyla oluşturulan vergi güvenlik müesseselerinden biridir.

Makalemizde, örtülü sermaye kavramına, örtülü sermaye olarak nitelendirilen ve nitelendirilmeyen ödemelerin neler olduğuna kısaca değinildikten sonra  örtülü  sermaye açısından vadeli satışların kur farkları  incelenecektir.

II-YASAL HÜKÜMLER

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul Edilmeyen Giderler” başlıklı 11. Maddesi’nde kurum kazancının tespitinde kabul edilmeyen indirimler tek tek sayılmıştır. Bunlardan biri de b bendinde belirtildiği üzere; “Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.“dir.

Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin kanunen kabul edilmeyen giderler arasında sayılmasının nedeni; şirketlerin, sermaye artırımına gitmek yerine borçlanma yoluna giderek, hem ortaklar açısından daha karlı bir durum yaratılmasının hem de kurum kazancının gider yazılan faiz tutarı kadar azalmasının önlenebilmesidir.

Örtülü sermaye konusu aynı kanunun 12 nci maddesinde hüküm altına alınmıştır.

Bu maddenin 1 nolu fıkrasında örtülü sermaye aşağıdaki gibi tanımlanmıştır.

(1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. “

İşletmede kullanılan borçların örtülü sermaye sayılabilmesi için;

a-Doğrudan veya dolaylı olarak ortak veya ortakla ilişkili kişiden temin edilmesi,

b-İşletmede kullanılması,

c-Bu şekilde kullanılan borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşması

gerekmektedir.

Buna göre örtülü sermayenin şartları;

a-Borcun ortak veya ortakla ilişkili kişilerden temin edilmesi.

Eğer borç veren kişi veya kurum, ortak veya ortakla ilişkili kişi tanımına girmiyorsa örtülü sermayeden söz edilemez.

1-Ortaklardan Yapılan Borçlanmalar

Ortaklık, kurumun hem ortak olduğu kurumları, hem de kuruma ortak olan gerçek kişi ve kurumları kapsamaktadır.

Ortaklık payı ne olursa olsun, ortaklık ilişkisi içerisinde bulunulan kişi ve kurumlardan yapılan borçlanmalar örtülü sermaye kapsamındadır (Ancak, kurumların İMKB’de işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır.).

2-Ortaklarla İlişkili Kişilerden Yapılan Borçlanmalar

Ortakla İlişkili Kişi kavramı;

-Ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında ortağı olduğu bir kurumu,

-Ortağın en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkına ya da hisselerine sahip olduğu bir kurumu,

-Doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az %10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,

ifade etmektedir.  

b- Borcun İşletmede Kullanılması

Ortaklardan veya ortaklarla ilişkili kişilerden temin edilen borçların örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi için gerekli şartlardan biri de temin edilen borcun işletmede kullanılması gereğidir.

Temin edilen borcun aynı şartlarla diğer bir kişi veya kuruma aktarılması halinde, borcun işletmede kullanılması şartı gerçekleşmediği için örtülü sermaye söz konusu olmayacaktır.

Borcu kullanan kurumun aynı zamanda borç kullandığı ortak veya ortakla ilişkili kişiden alacağının olması durumunda örtülü sermayenin varlığının tespitinde bu kurumdan olan alacağın bu kuruma olan borca mahsup edilmesi söz konusu olmayacaktır.

c- Borcun Öz Sermayenin Üç Katını Aşması

Ortak veya ortakla ilişkili kişiden temin edilerek işletmede kullanılan borçların, hesap dönemi başındaki öz sermayenin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye olarak kabul edilecektir.

Borç miktarı, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.

Borç/öz sermaye karşılaştırması sırasında,( sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç ) , ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınacaktır.

Öz sermaye kavramı; kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş olan hesap dönemi başındaki öz sermayesini ifade etmektedir. Aynı kanun uyarınca öz sermaye, aktif (mevcutlar ile alacaklar) toplamı ile borçlar arasındaki farktır. Yeni kurulan kurumlar bakımından kuruluş tarihinde anılan Kanuna göre tespit edilen öz sermaye tutarı, hesap dönemi başındaki öz sermaye olarak dikkate alınacaktır.

Buna göre, kurumların yapmış oldukları borçlanmaların örtülü sermaye olup olmadığı yönündeki tespit, hesap dönemi başındaki bilançoda yer alan öz sermaye ile kıyaslanmak suretiyle yapılacaktır.

Kurumun dönem başı öz sermayesinin sıfır veya negatif değerler taşıması durumunda, söz konusu kurumun ortak ve ortaklarla ilişkili kişilerden yaptığı borçlanmaların tamamı örtülü sermaye olarak değerlendirilecektir.

Kanunda borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye olarak kabul edildiğinden, bu limiti aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere vergi matrahından indirilmesi mümkün olmayacaktır.

Avansların Durumu

Öte yandan, gelecekte yapılacak bazı mal ve hizmet teslimleri karşılığında peşin alınan ya da verilen değerleri ifade eden avanslar, sipariş yöntemi ile mal alan işletmenin, sipariş ettikleri iktisadi değerlerin üretiminde üretici işletmeye finansman imkanı sağlamak amacıyla verilebileceği gibi, satış fiyatını düşük tutmak veya satış garantisi sağlamak amacıyla da verilebilmektedir.

Avanslar hangi amaçla verilirse verilsin işletmeye finansman imkanı sağladığı açıktır. Dolayısıyla, alınan avanslar da işletme bakımından alınan borç olarak değerlendirilecek ve örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınacaktır. Ancak, inşaat işlerinde yapılan iş kısmı ile orantılı olarak hesaplanıp ödenen istihkak bedellerinin avans olarak kabul edilip örtülü sermayenin hesabında borç unsuru olarak dikkate alınması söz konusu değildir.

Örtülü sermaye sayılmayacak borçlanmalar

a-Gayri nakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar

Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayri nakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yaptıkları borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz.

b-Banka ve finans kurumlarından temin edilerek kullandırılan borçlar

Ortaklar vasıtasıyla kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz.

c-Finansal kiralama şirketleri, finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bankalardan yaptıkları borçlanmalar

Borç veren bankaların ortak veya ortakla ilişkili kişi kapsamı dışında olması halinde, söz konusu borçlanma esas itibarıyla anılan madde kapsamına girmeyecektir.

III-ÖRTÜLÜ SERMAYE ÜZERİNDEN YAPILAN ÖDEMELER VEYA HESAPLANAN TUTARLARIN KÂR PAYI SAYILMASI VE YAPILACAK DÜZELTME İŞLEMLERİ

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12nci maddesinin yedinci fıkrası ile örtülü sermaye uygulamasına taraf olan mükellefler nezdinde düzeltme yapılma imkanı getirilmiştir. Anılan fıkra hükmü aşağıdaki gibidir:

“(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.”

Bu hüküm ile örtülü sermaye uygulamasına taraf olan mükellefler nezdinde yapılacak düzeltme işlemlerine ilişkin madde gerekçesinde; bir kurumda örtülü sermaye şartlarını taşıması sebebiyle indirimi reddedilen borçlar için nakden veya hesaben ödenen faizlerin, mükerrer vergilemeyi önlemek amacıyla elde eden yönünden kâr payı olarak yeniden tasnif edilmesi ve buna göre gerekli düzeltmelerin yapılmasının amaçlandığı, ancak düzeltme işleminin, sadece taraf olan mükellefler nezdinde yapılacağı, bu mükelleflerin ortaklarına ilişkin daha alt kademelerde düzeltme yapılmasının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. Madde gerekçesinin devamında, düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartının getirildiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla gerek ilgili maddede, gerekse de madde gerekçesinde açıkça ifade edildiği üzere düzeltme işlemi, örtülü sermaye kullanan kurumların kanunen kabul edilmeyen gider olarak ilgili dönem kazançlarına ilave ettikleri örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarları üzerinden vergi tarh edilmiş ve bu vergilerin ödenmiş olması durumda mümkündür.

1 No.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’ne göre; Örtülü sermaye üzerinden yapılan ödemeler veya hesaplanan tutarların kâr payı sayılması ve yapılacak düzeltme işlemleri:

Örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan, gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacaktır. Kur farkları bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

Borç verenin tam mükellef kurum olması

Kullanılan borç nedeniyle, geçici vergi dönemi içinde örtülü sermaye şartlarının gerçekleşmesi halinde, o dönemde daha önce borç alan kurum tarafından giderleştirilen faiz, kur farkı ve benzeri giderler, bu işlemin yapıldığı geçici vergi döneminde hesaben gerekli düzeltmeye tabi tutulabilecektir. Borç veren kurum tarafından da aynı dönem içinde düzeltme yapılabilmesi mümkündür.

Düzeltmenin, gider yazılan geçici vergi döneminden sonra yapılması halinde, borç alan kurum tarafından verilen düzeltme beyannamesi ile tahakkuk eden vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartıyla, borç veren kurum tarafından da (bir sonraki geçici vergi döneminde) düzeltme yapılabilecektir.

Borç veren tarafından düzeltme yapılırken, faiz gelirlerinden örtülü sermayeye isabet eden kısımlar kâr payı geliri olarak dikkate alınacak ve şartların varlığı halinde iştirak kazançları istisnası olarak vergiden istisna edilecek; kur farkı gelirlerinden örtülü sermayeye isabet eden herhangi bir tutar var ise bu gelirler de vergiye tabi kazancın tespitinde dikkate alınmayacak; TL’nin değer kazanması sonucu örtülü olarak konulmuş sermayeye isabet eden bir kur farkı giderinin mevcut bulunması halinde de bu gider vergiye tabi kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Hesap dönemi kapandıktan sonra örtülü sermaye kullanan kurumun yapacağı düzeltme talebi, vergi dairesince Vergi Usul Kanunu uyarınca değerlendirilip sonuçlandırılacaktır. Bu düzeltme sonucu tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması halinde, karşı tarafın da gerekli düzeltme işlemini kendiliğinden yapması mümkün olacaktır.

Verginin kesinleşmesi; dava açma süresi içinde dava açılmaması, yargı mercilerince nihai kararın verilmiş olması veya uzlaşmanın vaki olması gibi haller nedeniyle, verginin kesinleşmesi ve itiraz edilmeyecek duruma gelmesidir. Örtülü sermaye kapsamındaki finansmanı kullandıran kurum nezdinde yapılacak düzeltmede dikkate alınacak tutar, kesinleşen ve ödenen tutar olacaktır. Örtülü sermaye kapsamında borç kullanan kurumun, zamanaşımı süresi içinde düzeltme talebinde bulunmuş olması halinde, düzeltme sonucu tarh edilen verginin kesinleşip ödenmesi şartıyla karşı tarafta da süreye bakılmaksızın gerekli düzeltme işlemi yapılacaktır.”

Bu durumda örtülü sermaye uygulaması nedeniyle düzeltme işleminin yapılabilmesi için örtülü sermaye kullanan kurum nezdinde örtülü sermayeye isabet eden tutar üzerinden tarhiyat yapılmış olması ve bu tarhiyata isabet eden verginin ödenmiş olmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Yani örtülü sermaye uygulamasının varlığı halinde borç alan ve borç veren kurumlar nezdinde düzeltmenin yapılabilmesi için borç veren kurum nezdinde yapılacak düzeltmenin üst sınırının örtülü sermaye mahiyetinde borcu kullanan kurumun kurumlar vergisi matrahı ve bu matraha isabet eden verginin ödenmesi şartıyla ödeme tutarı olduğunu söyleyebiliriz. Buradan çıkacak bir başka önemli sonuçta örtülü sermaye uygulamasında bu mahiyetteki borcu kullanan kurumun yıllık ve geçici vergilendirme dönemlerinde zarar beyan etmesi halinde borç kullandıran kurum nezdinde düzeltme imkanının zarar beyan edilen dönem için mümkün olmadığıdır. Çünkü burada borç kullanan kurum adına bu uygulama nedeniyle kesinleşen ve ödenen bir vergi söz konusu olmamaktadır ki düzeltmede finansmanı kullandıran kurum tarafından dikkate alınacak tutar ancak ve ancak kesinleşen ve ödenen tutar olarak belirlenmiştir.

Borç verenin dar mükellef kurum, gerçek kişi, vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf herhangi bir kişi olması

Borç para verenin dar mükellef kurum, gerçek kişi veya vergiden muaf herhangi bir kişi olması durumunda, örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı olarak kabul edilecektir. Bu şekilde dağıtılmış kâr payı, net kâr payı tutarı olarak dikkate alınacak ve brüte tamamlanarak belirlenen oranlarda vergi kesintisine tabi tutulacaktır. Örtülü sermayeye isabet eden kur farkı giderlerinin kâr payı olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla vergi kesintisine tabi tutulması söz konusu değildir.

Ayrıca, mükellefler, örtülü sermaye uygulaması nedeniyle kullandıkları borçların örtülü sermayeye isabet eden tutarına ilişkin faizleri giderleştirmemeleri ve tahakkuk eden bu faiz tutarlarını ödememeleri halinde, tahakkuk eden ancak ödenmemiş olan bu tutarların henüz dağıtılmış bir kâr payı olarak değerlendirilmesi mümkün olamayacağından, kâr payı stopajına tabi tutulması da söz konusu olmayacaktır. Anılan faiz tutarlarının ödenmesi halinde ise kâr payının dağıtıldığı kabul edilecektir.

Öte yandan, hesap dönemi kapandıktan sonra örtülü sermaye kullanımı nedeniyle herhangi bir faiz reddi veya düzeltme yapılması durumunda, faiz tutarlarının ödenip ödenmediğine bakılmaksızın, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla söz konusu tutarlar üzerinden kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisinin yapılması gerekmektedir.

IV-ÖRTÜLÜ SERMAYE KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEBİLECEK VADELİ SATIŞLAR NEDENİYLE OLUŞAN  KUR FARKLARININ DURUMU

1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği hükümlerine göre, piyasa koşulları ve ticari teamüllere göre yapılan vadeli mal ve hizmet alımları ile ilgili olarak ortaya çıkan borçlanmalarda, vade farkı tutarları ayrıca hesaplanmış olsa da bu borç tutarları örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Söz konusu süreleri aşan vadeli alımlar nedeniyle ortaya çıkan borçlar örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınacak; bu şekilde hesaplanan örtülü sermaye tutarına isabet eden vade farkları tespit edilerek örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz olarak kabul edilecektir.

Dövizli işlemlere dayanan vadeli mal ve hizmet alımlarında oluşan kur farkları da vade farkı mahiyetinde olduğu Kurumlar Vergisi Kanunu’nun11/b maddesinde belirtilmektedir.

Kurumların kullanmış olduğu borçların örtülü sermaye kapsamında değerlendirilmiş olması halinde, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin, gider olarak yazılması mümkün bulunmadığından, örtülü sermaye kabul edilen borçlanmalarda kur farkı gelirlerinin de söz konusu borcun örtülü yoldan konulan bir sermaye olarak kabul edilmesinin bir sonucu olarak, vergiye tabi kurum kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.

Örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacaktır.

Ancak, kur farkları bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

V-SONUÇ

Örtülü sermaye açısından vadeli mal alışları nedeniyle oluşan kur farkları faiz niteliğinde olduğu için kur farkı uygulamasına esas alınmalıdır.

Bu kur farkları, gider olarak indirilmesi söz konusu olmadığından, vergiye tabi kurum kazancının tespitinde de gelir olarak dikkate alınmaması gerekir.

Vadeli satış nedeniyle oluşan kur farkları kanunen kabul edilmeyen gider yazılmasına rağmen dağıtılmış kar payı olarak kabul edilmez.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1-Kurumlar Vergisi Kanunu

2-Kurumlar Vergisi Kanunu Gerekçesi

3-1 Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

4-GİB ve B.Mükellefler VD Özelgeleri

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Erta Denetim

6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

14.12.2009 tarihli ve 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nda çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.

Bu Yasada yer alan yaptırımlar içerisinde karşılıksız çek keşide edenlerin hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması öngörülmüştü. Ancak, yasanın uygulandığı dönemde, Yasada öngörülen cezanın ağır olduğu, ekonomik suça ekonomik ceza uygulanmalı kuralından hareketle 5941 sayılı Çek Kanunu’nda, 31.1.2012 tarihli ve 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu 5941 sayılı Yasa, 3 Şubat 2012 Tarihli ve mükerrer 28193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yani, 3 Şubat mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yeni çek kanunundaki düzenlemeler genelde uygulanan cezaların hafifletilmesine ilişkindir.

Yapılan değişiklikler aşağıdadır.

6273 SAYILI KANUNLA 5941 SAYILI KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

1-Çek defterinin her bir yaprağına çekin basıldığı tarih de yazılacak.

2-Bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarlar;

Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için;

a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde,

-Çek bedeli bin* Türk Lirası veya üzerinde ise bin  Türk Lirası,

-Çek bedeli binTürk Lirasının altında ise çek bedelini,

b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde,

-Çek bedeli binTürk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı,

-Çek bedeli binTürk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak binTürk Lirasını,

ödemekle yükümlüdür.

(*Bu maddede yer alan bin lira kanunun maddesi değişmeden önce altıyüz lira olarak uygulanmaktaydı.)

Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer(Md.5).

3-Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ile ilgili 5 nci maddenin 1 nci fıkrası değişmeden önceki ve sonraki şekli;

Eski Hüküm

(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

Yeni Hüküm

(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.

4-Tüzel kişilerdeki sorumluluk

Çek sahibinin tüzel kişi olması halinde, karşılığı banka hesabında bulundurmayan mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi hukuki ve cezai sorumlulukla yükümlü iken bu kişinin sorumluluğu kalkmıştır.

5-Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karşı başvuru ve itirazlar

Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanır.

6-Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması hakkında ki madde aşağıdaki gibi yeniden düzenlenmiştir.

MADDE 6 – (1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

(2) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının verildiği yer Cumhuriyet başsavcılığına başvurularak talebin geri alınması hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıt, kaydın girildiği tarihten itibaren her hâlde on yıl geçmesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından resen silinir ve bu işlem ilân olunur.”

7-6743 Sayılı Kanunun Uygulama Şekli

(1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde 2 nci maddeye göre yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.

(2) Bankalar, 31/12/2012 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.

(3) Bu Kanunun bu maddenin yayımı tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümleri ile mülga 3167 sayılı Kanun hükümleri gereğince düzenlenmiş olan eski çeklerin hukukî geçerliliği devam eder.

(4) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer.

(5) 31/12/2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.

(6) Bu maddenin yayımı tarihinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına ilişkin kayıtlar, 6 ncı maddede düzenlenen yasağın kaldırılmasına ilişkin şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam olunur.

(7) Bu Kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı, idarî yaptırıma dönüştürülen fiiller nedeniyle,

a) Soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında Cumhuriyet başsavcılığınca,

b) Kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece,

idarî yaptırım kararı verilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtayın ilgili dairesinde bulunan dosyalar hakkında ise ilgili dairece, bu Kanuna göre işlem yapılmak üzere dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.

6243 sayılı Kanuna ulaşmak için tıklayınız

5941 sayılı Çek Kanunu’na ulaşmak için tıklayınız.

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
PwC

SGK İdari Para Cezalarındaki Pişmanlık İndiriminin Kapsamı, İndirim Tutarları Ve Yararlanma Şartları Değiştirildi

06.02.2012 – 2012/3 – İçerik: 5510 Sayılı Kanun SGK İdari Para Cezalarındaki Pişmanlık İndiriminin Kapsamı, İndirim Tutarları Ve Yararlanma Şartları Değiştirildi
6270 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunun 102. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile SGK idari para cezalarındaki pişmanlık indiriminin kapsamı, indirim tutarları ve yararlanma şartları değiştirilmiştir.

26/01/2012 tarihli, 28185 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un ” 11 inci maddesi ile 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Kurumca
Verilecek İdari Para Cezaları” başlıklı 102 nci maddesinin ikinci fıkrası
değiştirilmiştir. Buna ilişkin açıklamalar aşağıda yapılmıştır.

Kanun
No

Resmi Gazete’de yayınlanma tarihi

Kanun

Kabul tarihi

Kanunun ilgili maddesi

6270

26 Ocak 2012

Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanunu İle bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun.

17 Ocak 2012

Madde 11

5510 sayılı Kanunda daha önce 102. maddenin ikinci
fıkrası “Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş
memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim
elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve
incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler
hariç olmak üzere, bildirgenin yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliklerinden verilmesi halinde, bu
maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen cezalar üçte ikisi oranında uygulanır.” şeklindeydi.

Bu düzenleme uyarınca, işyeri bildirgesinin, yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce
kendiliklerinden verilmesi halinde, uygulanması öngörülen idari para cezaları üçte iki tutar üzerinden hesaplanmakta,
başka ifadeyle işyeri bildirgesinden kaynaklanan idari para cezalarında üçte
bir oranında pişmanlık indirimi yapılmaktaydı.

6270 sayılı Kanunun 11.maddesine istinaden 5510
sayılı Kanunun 102 inci maddesinin ikinci fıkrası, “Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş
memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim
elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve
incelemelere ya da kamu idarelerinden alınan belgelere istinaden düzenlenenler
hariç olmak üzere, bildirgenin veya belgenin yasal süresi geçtikten sonra
ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların
ilgililerce, yapılacak tebligat tarihini takip eden günden itibaren 15 gün
içinde ödenmesi halinde, bu maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (g), (h) ve
(j) bentlerinde öngörülen cezalar dörtte bir oranına karşılık gelen tutar
üzerinden uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre, söz konusu bildirge ve belgelerin;

1.Mahkeme kararına,

2.Kurumun (SGK) denetim ve kontrol ile
görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitlere,

3.Diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca
kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelere,

4.Kamu idarelerinden alınan belgelere,

istinaden düzenlenenler hariç olmak üzere yasal süresinin
geçtikten sonra ilgililerce kendiliğinden 30
gün içerisinde ilgili bildirge verilir ve ilgililerce yapılacak tebliğ
tarihinden itibaren 15 gün içerisinde
ödenirse 102. maddenin birinci fıkrasındaki detayları aşağıda görülebilen
cezalar dörtte bir oranına karşılık
gelen tutar üzerinden uygulanacaktır.

Dörtte üç oranındaki pişmanlık indiriminden
yararlanılabilmesi için,

1- Bildirgenin veya
belgenin yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi,

2- Dörtte bir oranında
tahakkuk ettirilen idari para cezasının SGK tarafından yapılacak tebligat
tarihini takip eden günden itibaren 15
gün içinde ödenmesi,

Şartlarının birlikte yerine getirilmesi
gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen sürelerin geçirilmesi halinde
pişmanlık indiriminden yararlanılması mümkün olmayacaktır.

Madde

İdari Para Cezasının Nedeni

Ceza Tutarı

2012
İlk 6
ay
(TL)

6270
sayılı Kanunla değişik 5510/102. Md. İkinci fıkrasına göre

102. md. 1 fıkra (a-1)

Sigortalı işe
giriş bildirgesi ile GSS giriş bildirgesinin;

– Süresinde
verilmemesi,

– Şekle ve
usule uygun verilmemesi,

– e-Sigorta
ortamında gönderilmemesi

Aylık Asgari Ücret

886,50

Aylık Asgari
Ücretin ¼’i tutarında

102. md. 1 fıkra (b)

102. md. 1 fıkra b-1
102. md. 1 fıkra b-2
102. md. 1 fıkra b-3

İşyeri
bildirgesinin;

– Süresinde
verilmemesi,

– Şekle ve
usule uygun verilmemesi,

– e-Sigorta
ortamında gönderilmemesi

A- Bilanço
esasına göre defter tutanlar ve kamu
idareleri

B- Diğer
defterleri tutanlar

C- Defter
tutmakla yükümlü olmayanlar

Aylık asgari
ücretin 3 katı

Aylık asgari
ücretin 2 katı

Aylık asgari
ücretin 1 katı

2.659,50

1.773,50

886,50

Aylık asgari ücretin 3 katının ¼’i tutarında

Aylık asgari
ücretin 2 katının ¼’i tutarında

Aylık asgari
ücretin 1 katının ¼’i tutarında

102. md. 1 fıkra (g)

– 8 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sigortalılık
başlangıç ve kayıtları ile yükümlülüğün,

– 9 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler için aynı maddenin
üçüncü fıkrasında belirtilen
sigortalılığı ve faaliyetin sona ermesine ilişkin yükümlülüğün,

– 47 nci
maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen vazife
malullüğü ile ilgili bildirim yükümlüğün,

– 90 ıncı
maddenin birinci fıkrasında belirtilen ihaleli
iş üstlenenlerle ilgili bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi,

AAÜ tutarında

886,50

AAÜ tutarının ¼
‘i tutarında

102/g

8 inci
maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen Kurumca belirlenecek işlemlerde,
işlem yaptığı kişilerin sigortalı olup olmadığını kontrol etme ve sigortasız
olanları bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen kamu idareleri ile bankalara sigortalı başına

AAÜ onda biri

88,65

AAÜ onda
birinin ¼ ‘ü tutarında

102. md. 1 fıkra (h)

– 11 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirim yükümlülüğünü yasal süresi
içinde yerine getirmeyen ticaret
sicili memurlukları,

– Aynı maddenin
altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülüğü yasal süresi içinde yerine
getirmeyen kurum ve kuruluşlara (ruhsat
veren mercilere) yerine getirilmeyen her bir bildirim yükümlülüğü için

AAÜ tutarında

886,50

AAÜ tutarının ¼ tutarında

102. md. 1 fıkra (j)

9 uncu maddenin
birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere (hizmet
akdinin sona ermesi nedeniyle sigortalılığı sona eren 4/a kapsamındaki
sigortalıya) ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde
yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine
ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule
uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri
ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler

AAÜ tutarında

886,50

AAÜ tutarının ¼’i tutarında

Pişmanlık indiriminden yararlananlar, dörtte bir tutar üzerinden tahakkuk ettirilen
idari para cezalarını, 5510 sayılı Kanunun 102 inci maddesinin beşinci
fıkrası uyarınca, SGK’ya itiraz etmeden veya yargı yoluna başvurmadan tebliğ
tarihinden itibaren 15 gün içinde peşin ödemeleri halinde, ayrıca %25 oranında peşin ödeme indiriminden de
yararlanacaklardır.
Saygılarımızla,

Bilgütay YAŞAR

Ortak, YMM

Okunma sayısı: 1602

Kullanıcı Yorumları
Hiç yorum yazılmamış. İlk yazan siz olmak ister misiniz?
Kategoriler
Erta Denetim

Basit Usulde Ticari Kazancın Vergilendirilme Esasları

Erdoğdu ÖZ

Yeminli Mali Müşavir                                                                                       İstanbul,03.02.2012

Erta Bağımsız Denetim

www.ertadenetim.com

 

BASİT USULDE TİCARİ KAZANCIN VERGİLENDİRME ESASLARI

I.GİRİŞ

Gelir Vergisi mükelleflerinde, ticari kazancın tespiti iki şekilde olmaktadır. Birincisi gerçek usul, ikincisi ise basit usuldür. Basit usulde ticari kazancın tespiti, 01.01.1999 tarihinden itibaren uygulamaya başlanmıştır. Bu uygulama ile; ticari kazancın götürü usulde tespiti uygulaması yerine, belirli şartları taşıyan mükelleflerin ticari kazançlarının basit usulde tespiti esası getirilmiştir. Daha ziyade küçük ticaret ve sanat erbabı bu kapsamdadır.

Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunan mükelleflere, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden farklı bir takım kolaylıklar sağlanmıştır[1].

Türkiye’de  mevcut 1.693.316 adet gelir vergisi mükellefinin 728.850 adedi basit usulde vergilendirilen ticari kazanç mükellefidir. Gelir Vergisi mükellefleri toplam 72.239.788.000 TL gelir vergisine  muhatap olurken basit usulde mükellefler 271.466.000 TL vergiye muhataptırlar[2].

Bu makalemizde, azımsanmayacak sayıdaki  basit usulde vergilendirilen ticari kazanç mükelleflerinin vergisel durumları ele alınacaktır.

Bu usulde kazancın tespitinden aşağıda yer verilen genel ve özel şartları birlikte taşıyanlar yararlanır.

A-Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları(GVK.Md.47)

1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak,

2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedelinin toplamının;

büyükşehir belediye sınırları içinde; 2012 takvim yılı için 5.000 TL (2011 takvim yılı için 4.600 TL). Diğer yerlerde; 2012 takvim yılı için 3.500 TL’yi aşmaması (2011 takvim yılı için 3.200 TL ).

3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.

B-Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları (GVK Md.48)

1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının;

2012 takvim yılı için 70.000 TL (2011 takvim yılı için 64.000 TL) veya yıllık satışları tutarının  2012 takvim yılı için 105.000 TL’yi (2011 takvim yılı için 96.000 TL) aşmaması.

2. (1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hâsılatının;  2012 takvim yılı için 35.000 TL’yi (011 takvim yılı için 32.000 TL)  aşmaması.

3. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının; 2012 takvim yılı için 70.000 TL’yi (2011 takvim yılı için 64.000 TL ) aşmaması.

C-Basit Usulden Yararlanamayacak Olanlar(GVK Md.51)

1. Kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları,

2. İkrazat (ödünç para verme) işleriyle uğraşanlar,

3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar,

4. Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar,

5. Sigorta prodüktörleri,

6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut (aracılık) edenler,

7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar,

8. Tavassut (aracılık) işi yapanlar (dayıbaşılar hariç),

9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler,

10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar hariç),

11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

a-95/6430 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin (Erzurum, Diyarbakır, Sakarya ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

a) Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,

b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,

c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,

d) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,

e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,

f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.

Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Ancak, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca taşıyanlar, 95/6430 sayılı Kararname kapsamına girmediklerinden, esnaf muaflığından yararlanabilmektedirler.

b-8/5521 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.

Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan Kararname kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirilecektir.  

Zirai mahsulün toptancı hallerinden veya ticari faaliyette bulunan sebze komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521 sayılı Kararname kapsamında kalmamaktadır.

c-92/2683 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinesi ile elektrikle çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.

Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde vergilendirilmektedir.

Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle çalışan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik enerjisiyle çalışan veya elektrikle şarj edildikten sonra çalışan emtianın anlaşılması gerekmektedir.

Bu Kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle uğraşan bütün mükellefler girmektedir.

D-Ortaklıklarda Basit Usule Tabi Olmanın Şartları

Ortaklıkların basit usule tabi olup olmadığının tespitinde, iş hacmi ölçüleri ile yıllık kira bedelleri toplu olarak dikkate alınır.

Adi ortaklık halinde çalışanların aynı zamanda şahsi bir işle de uğraşmaları durumunda; şahsi işine ait olanlara, ortaklıklardan payına düşen kısım ilave edilerek basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarında sayılan ölçülerin aşılıp aşılmadığı belirlenir ve mükellefin basit usulde mi yoksa gerçek usulde mi vergilendirileceği tespit edilir.

Bir mükellefin birden fazla ortaklıkta hissesinin bulunması durumunda, ortaklıklardaki paylarına düşen işyeri kirası ve iş hacmi ölçüleri tek tek toplanır ve böylece basit usulden yararlanabilme şartlarının aşılıp aşılmadığı tespit edilir.

Ortaklıklarda, ortakların birinin gerçek usule tabi olması diğer ortakları da gerçek usule tabi hale getirir.

E- Basit Usulden Gerçek Usule Geçiş

Basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Basit usulün şartlarına haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler bu talepleri doğrultusunda takip eden ay başından veya izleyen takvim yılı başından, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

Basit usule tabi olma şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

Herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde basit usulden yararlanamazlar. Daha önce gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler bu tarihten sonra işe başlamaları halinde yine gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Gerçek usulde vergilendirilen kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocukları da bu faaliyetleri nedeni ile basit usulden yararlanamazlar.  

Yapılan denetimlerde basit usulde vergilendirilen mükelleflerden sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları tespit edilenler basit usulden yararlanamazlar.

Bu hususun kendilerine tebliğ tarihini takip eden aybaşından itibaren işletme hesabı esasına göre defter tutmak kaydı ile gerçek usulde vergilendirilirler.

III-BASİT USULDE TİCARİ KAZANCIN TESPİTİ

Basit usulde mükellefler, gerçek gelirleri üzerinden vergilendirilmektedir. 

Basit usulde mükellefler, yaptıkları satış ve hizmetler dolayısıyla belge düzenlemek ve faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları mal ve hizmet alışları ve giderleri için de belge almakla yükümlüdürler. Bu mükellefler defter tutmazlar.

Basit usulde vergilendirilen mükellefler elde ettikleri gelirleri yıllık beyanname ile bildirmek zorundadırlar.Gelir elde edilmemiş olsa dahi  beyanname verilmesi gerekir.

Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark, faaliyetle ilgili olarak alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanır.

Kazancın bu şekilde tespiti sırasında emtia ticareti ile uğraşanlarca;

-Hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata,

-Hesap dönemi başındaki emtia mevcudunun değeri gidere,

ilave edilir.

Kullanılan sabit kıymetler gider yazılamaz ve üzerinden amortisman hesaplanmaz.

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç; bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz, diğer ödevler, ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.

IV-BASİT USULDE TİCARİ KAZANCIN BEYANI

Basit Usule Tabi Mükellefler İçin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Verilme Zamanı ve Yeri

Gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde, 2011 yılı kazançlarına ilişkin yıllık beyanname 2012 yılı ŞUBAT ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar verilecektir.

Basit usulde tespit edilen ticari kazanç yanında beyana tabi başka bir gelir unsurunun bulunması halinde, izleyen yılın MART ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar verilecektir.

Beyanname, kayıtlı bulunulan vergi dairesine verilecektir.

Beyanname elden verilebileceği gibi posta ile de gönderilebilecektir.

Beyanname taahhütlü olarak posta ile gönderildiğinde, postaya veriliş tarihi beyannamenin verildiği tarih olarak kabul edilecektir.

Beyanname normal (adi) posta ile veya özel dağıtım şirketleri aracılığıyla gönderilirse, vergi dairesine ulaştığı tarih beyannamenin verildiği tarih olarak kabul edilecektir.

Tam otomasyona geçen vergi dairesi mükellefleri beyannamelerini, elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış olan, basit usul mükelleflerinin bağlı olduğu meslek odaları veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler aracılığı ile elektronik ortamda gönderebilirler.

V-BEYAN EDİLECEK GELİR ÜZERİNDEN YAPILACAK İNDİRİMLER

Ticari kazancı basit usulde vergilendirilen mükellefler, yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde belirtilen hususları (şahıs sigorta primleri ve bireysel emeklilik katkı payları, eğitim ve sağlık harcamaları, bağış ve yardımlar, sakatlık indirimi vb.) indirim konusu yapabileceklerdir. Söz konusu indirimlerin yapılabilmesi için, yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması ve yapılacak indirimlerin ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekmektedir.

VI-VERGİNİN ÖDEME ZAMANI

Şubat ayı içerisinde verilecek beyannameler üzerinden hesaplanan gelir vergisi Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere, iki eşit taksitte ödenecektir.

Basit usulde tespit edilen ticari kazanç yanında beyana tabi başka bir gelir unsurunun bulunması halinde Mart ayı içerisinde verilecek beyannameler üzerinden hesaplanan gelir vergisi Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere, iki eşit taksitte ödenecektir.

VI-VERGİNİN ÖDENECEĞİ YE 

Vergi;

-Vergi tahsiline yetkili olan banka şubelerine,

-Bağlı bulunulan vergi dairesine,

-Bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları dışındaki herhangi bir vergi dairesine

ödenebilir.

VII-BASİT USULE İLİŞKİN DİĞER HUSUSLAR

1-Basit Usule Tabi Mükelleflerde Belge Düzeni

a-Kullanılacak Belgeler

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, hasılatları ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış vesikaları ve ilgili mevzuatta sayılan diğer belgeleri düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.

b-Belge Temini

Basit usule tabi mükelleflerin kullandıkları belgeler ve zarflar sadece Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından bastırılmaktadır.

Bu mükelleflerin kayıtları ister odalar bünyesinde oluşturulan muhasebe bürolarında tutulsun, ister kendileri tarafından tutulsun, kullanılacak belgeler bağlı oldukları oda veya birlikten temin edilecektir.

Mükelleflerin bulunduğu yerde bağlı oldukları oda veya birlik yoksa veya bulunduğu yerde bağlı olacağı oda veya birlik kurulmamış ise; en yakın oda veya birliğe veya karma odaya kayıt yaptıracaklardır. Belgelerini de kayıt yaptırdığı bu odadan temin edeceklerdir.

Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunup, meslek odalarına üye kayıtları yapılamayan, traktörle nakliyecilik yapanlar, hususi oto ile ticari faaliyette bulunanlar, biçerdöver işletmecileri ile inşaat ustaları gibi mükellefler, kullanacakları belgeleri ikinci sınıf tüccarların tabi oldukları esaslar çerçevesinde (anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle) temin edebilmektedirler. Anılan mükellefler, diledikleri takdirde kullanacakları belgeleri faaliyette bulundukları yerdeki herhangi bir oda veya birlikten de temin edebilmektedirler.

c-Belge Düzenlenmesinde Uyulacak Esaslar

Basit usulde vergilendirilen mükellefler ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu usul ve esaslar dahilinde belge düzenlemek durumundadırlar.

Ancak; Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesindeki yetkiye istinaden, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yeni düzenlemeye intibak edebilmeleri ve gerekli hazırlıkları yapabilmeleri için;

-Belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlemeleri,

-Düzenlenen faturanın alıcıya ilişkin bilgiler yerine “… tarihli toplam hasılat” ibaresini yazılması şeklinde kolaylık sağlanmış ve konuya ilişkin açıklamalar 215 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Söz konusu uygulama aynı usul ve esaslar dahilinde 280 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 31.12.2012 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu imkandan yararlanmak isteyen mükellefler, müşterilerinin istemeleri halinde fatura veya perakende satış vesikası (dolmuş işletenler hariç) vermek zorundadırlar.

d-Belgelerin İptali

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerden işlerini terk edenlerin kullanmadıkları belgelerin iptal işlemleri, belgeleri veren oda veya birliklerce yapılmaktadır. Belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle temin eden mükelleflerin belgelerinin iptali, vergi dairelerince yapılmaktadır.

İşini terk edenlerden, söz konusu belgeleri ibraz edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin durumu, belgeyi veren oda veya birliklerce düzenlenen tutanak ile tespit edilecektir. İşini terk edenlerden belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle temin eden mükelleflerden, belgeleri ibraz edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin işlemleri ise vergi daireleri aracılığı ile yapılacaktır. Bu mükellefler hakkında ikinci sınıf mükelleflerde olduğu gibi bir taraftan usulsüzlük cezası kesilirken, diğer taraftan ilgili dönem vergi matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilir.

2–Kayıtların Tutulması

Basit usule tabi mükelleflerin kayıtları, bağlı oldukları oda veya birlikler bünyesinde kurulan muhasebe bürolarında tutulmaktadır. Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması zorunludur.

İsteyen mükellefler, kayıtlarını hiçbir izne gerek olmadan kendileri de tutabilmektedir. Bu takdirde, vergilendirme ile ilgili ödevlerin tamamı kendilerince yerine getirilecektir. İsteyen mükellefler ise kayıtlarını Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir gibi meslek mensuplarına tutturabilirler.

Mükellefler, satış ve hizmetleri için düzenledikleri hasılat belgelerini bir zarfta, faaliyetleri ile ilgili olarak mal ve hizmet alışları ile giderleri için aldıkları gider belgelerini başka bir zarfta toplayıp saklayacaklardır. Kayıtları odalarda tutulan mükellefler ise her aya ait zarfları izleyen ayın 10’una kadar kaydının tutulduğu büroya teslim edeceklerdir.

Mükelleflerden zarf içinde alınan belgeler bürolarda işletme hesabı defterinin gelir ve gider sayfalarındaki işlem başlıkları esas alınarak bilgisayar ortamına aktarılacaktır. Bu belgeler cari yıl sonuna kadar bürolarda saklanacaktır.

3-İktisadi Kıymetlerin Satışında Belge Düzenlenmesi

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşıt satışlarının noter satış sözleşmesi ile, diğer sabit kıymet satışlarının ise söz konusu sabit kıymetleri satın alan mükellefler tarafından düzenlenecek gider pusulası ile tevsik edilmesi mümkündür.

4-Sahte veya Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge Düzenlediği veya Kullandığı Tespit Edilen Mükelleflerin Durumu

Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.

5-Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin, bir takvim yılı içinde aldıkları mallara ve hizmetlere ait alış belgeleri ve yaptıkları giderler ile hasılat belgeleri kayıtlarının tutulduğu bürolarda muhafaza edilecektir. Cari takvim yılına ilişkin belgelerin ibrazı da bu bürolardan talep edilecektir.

Cari takvim yılı kayıtlarının tutulması ve vergilendirmeyle ilgili tüm ödevler bürolarca yerine getirilecektir. Yıllık beyannamenin verilmesinden sonra o yıla ilişkin belgeler muhafaza edilmek üzere mükellefe teslim edilecektir. Teslim alınan belgeler, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılı başından başlayarak 5 yıl süre ile mükelleflerce muhafaza edilecektir.

6-Tevsik Zorunluluğu

Maliye Bakanlığına tanınan yetkiye istinaden;

Kazancı basit usulde tespit edilenlerin, mal ve hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerini tevsik etmek (belgelendirmek) zorunluluğu bulunmaktadır.

7-Vergi Levhalarının Asılması ve Tasdiki

Basit usulde vergilendirilen mükellefler her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak ve yetkililerce istenildiğinde ibraz etmek üzere merkezlerinde, şubelerinde, satış mağazalarında ve taşıt işletmeleri ayrıca taşıtlarında (taşıt işletmesi ifadesi, ücret karşılığında yolcu veya eşya taşımacılığını ifade ettiğinden, diğer iş kollarında faaliyet gösteren mükelleflerin taşıtlarında vergi levhası bulundurma mecburiyetleri bulunmamaktadır.) bulundurmak zorundadırlar.

Vergi levhaları sistem tarafından internet vergi dairesi hesaplarına aktarıldıktan sonra, basit usul mükellefleri, internet vergi dairesinden bizzat kendileri veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız çalışan serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler (meslek mensupları) aracılığıyla 1 Nisandan itibaren 31 Mayıs günü sonuna kadar vergi levhalarını yazdırabilecekleri gibi bağlı bulundukları meslek odaları veya bağlı oldukları vergi daireleri aracılığıyla da vergi levhalarını alabileceklerdir.

8-Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanılması

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerden isteyenler ödeme kaydedici cihaz kullanabileceklerdir.

9-Basit Usule Tabi Mükelleflerin Yanında Çalışanların Durumu

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin işlerinde yardımcı işçi çalıştırmaları veya çırak kullanmaları bu şartı bozmayacaktır.

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yanında çalışan kişiler diğer ücretli olarak vergilendirilecektir.

Diğer ücret kapsamında vergilendirilenler vergi karnesi almaya mecbur olduklarından, kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabının yanında çalışanların vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

10-İşyerinin Kira Olması Halinde Kira Ödemesi

İşyeri kiralamalarında miktar sınırlaması olmaksızınkira ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

İşyeri kirasının, müşteriden alınan çek ile ödemesinin yapılması durumunda çekin elden kiralayan kişiye ciro edilmesi ve bu kişinin bankadan çeki tahsil etmesi ile tevsik şartı yerine getirilmiş sayılır.

Banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınmak suretiyle, para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden bu belgeler tevsik edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı kapsamdadır.

Getirilen zorunluluklara uymayanlara kesilecek ceza, kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında o yıl için belirlenen özel usulsüzlük cezası miktarından az olmamak üzere her bir işlem için bu işleme konu tutarın %5’idir. Bu ceza kiracı ve kiralayana ayrı ayrı uygulanır.

11-Basit Usulde Katma Değer Vergisi Uygulaması

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisna tutulmuş olup, KDV beyannamesi vermeyeceklerdir. Buna göre;

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, mal teslimleri ve hizmet ifalarında katma değer vergisi hesaplamayacakları için, bunlardan mal ve hizmet alan mükelleflerin indirim konusu yapacakları bir KDV tutarı da bulunmamaktadır.

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden mal ve hizmet satın alan basit usulde vergilendirilen mükellefler, ödedikleri katma değer vergisini gider veya maliyet olarak dikkate alacaklardır.

Ancak, basit usulde vergilendirildikleri ve işlemleri katma değer vergisinden istisna olduğu halde düzenledikleri belgelerde katma değer vergisi gösteren veya “KDV dahildir” mealinde bir şerhe yer veren mükellefler, bu belgelerde gösterilen katma değer vergisini takip eden ayın yirmidördüncü günü akşamına kadar beyan edip, yirmialtıncı günü akşamına kadar ödemek zorundadırlar.

12-Basit Usulde Vergi Tevkifatı ve Geçici Vergi

 Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde, yaptıkları ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu nedenle, bu mükellefler yaptıkları ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve muhtasar beyanname vermeyeceklerdir.

Diğer taraftan basit usulde vergilendirilen mükellefler geçici vergi ödemeyeceğinden buna ilişkin beyanname vermeyecekler ve bildirimde bulunmayacaklardır.

VIII-BASİT USULDE VERGİLENDİRİLEN MÜKELLEFLERE SAĞLANMIŞ KOLAYLIKLAR

Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunan mükelleflere, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden farklı bir takım kolaylıklar sağlanmıştır. Basit usulde vergilendirmenin sağladığı bazı kolaylıklar şunlardır:

1-Defter tutulmaz.

2-Vergi tevkifatı yapılmaz ve muhtasar beyanname verilmez.

3-Geçici vergi ödenmez.

4-Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisnadır. 

5-Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi kıymet alışları ve satışları dikkate alınmaz.

6-Alınan ve verilen belgelerin kayıtları mükelleflerin bağlı oldukları meslek odalarındaki bürolarda tutulmaktadır. Ancak, isteyen mükellefler kayıtlarını hiçbir yerden izin almadan kendileri tutabilecekleri gibi meslek mensuplarına da tutturabilirler

IX-SONUÇ

Gelir Vergisi ticari kazanç mükellefleri arasında önemli bir sayısı olan basit usulde vergi mükelleflerinin ödediği vergi çok önemli bir miktarı kapsamamaktadır. Ancak, belge düzenlemeleri gerektiğinden ve belge düzenlemeleri kontrol altına alındığında kayıt dışılığı önleme açısından faydalalı olabilecektir.
Vergileme açısından mükelleflere kolaylık sağlamakla birlikte vergi gelirlerine katkısı da sağlanmalıdır.

 

[1] Makalenin VIII. Bölümünde kolaylıklar sayılmıştır.

[2] Gelir İdaresi Başkanlığı 2010 Faaliyet Raporu

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1-Vergi Kanunları

2-Genel tebliğler

3-Özelgeler

4-GİB Faaliyet Raporları

5-Basit Usule Tabi Mükellefler İçin Vergi Rehberi, GİB Yayın No.139,Ocak 2012

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Tüketici ve Üretici Fiyatları Endeksi Ocak/ 2012

TÜFE’de aylık değişim %0,56 olarak gerçekleşti.

2012 yılı Ocak ayında 2003 Temel Yıllı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre    %0,56, bir önceki yılın Aralık ayına göre %0,56, bir önceki yılın aynı ayına göre %10,61 ve on iki aylık ortalamalara göre %6,95 artış gerçekleşmiştir.

ÜFE’de aylık değişim %0,38 olarak gerçekleşti.

2012 yılı Ocak ayında 2003 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre      %0,38, bir önceki yılın Aralık ayına göre %0,38, bir önceki yılın aynı ayına göre %11,13 ve on iki aylık ortalamalara göre %11,11 artış gerçekleşmiştir.

Not:Önceki ay ve yıllara ait TÜFE ve ÜFE oranlarına Web Sitemizin Pratik Bilgiler kısmından ulaşabilirsiniz.

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
PwC

Anayasa Mahkemesi Kararları

03.02.2012 – 2012/12 – İçerik: VUK Anayasa Mahkemesi Kararları
Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinde 6009 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin yürürlük maddesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı.

Anayasa Mahkemesinin web sitesinde, Mahkemenin 26.01.2012
tarihli toplantısının gündeminde yer alan, vergi uygulamalarıyla ilgili
dosyalar ve sonuçlarına ilişkin olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

Sıra No

Esas Sayısı

Konusu

İnceleme Evresi

Verilen Kararın Sonucu

5

2011/74

İstanbul 2. Vergi Mahkemesi

23.7.2010 günlü, 6009 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 62. maddesinin (d) bendinde yer alan “… 1/7/2010
tarihinden geçerli olmak üzere …” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemi.

Esas

İPTALİNE

6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62.
maddesi yürürlük maddesi olup, bu Kanun’la yapılan bazı düzenlemelerin yürürlük
tarihini düzenleyen hüküm iptal davasına konu olmuştur. Maddede geçen “…
1/7/2010 tarihinden geçerli olmak üzere …” ibaresinin iptali sonucu, maddenin
(d) bendinde yer alan düzenlemelerin yürürlük tarihi, Kanun’un yürürlük tarihi
olmuştur.

İptal nedeniyle yürürlük tarihi değişen
düzenlemeler aşağıda özetlenmiştir.

1) Takdir
Komisyonuna Sevk İşleminin Zamanaşımını Durdurması

Vergi Usul Kanunu’nun 114.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, vergi dairesince matrah takdiri için
takdir komisyonuna başvurulmasının zamanaşımını durduracağı yönündeki
düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 08.01.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan
kararıyla iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararı
dikkate alınarak 6009 sayılı Kanun’la yeni bir düzenleme yapılmış;

– Takdir
Komisyonuna başvurulmasının zamanaşımı süresini en fazla bir yıl süreyle
durdurması,

– Düzenlemenin,
01.07.2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde (01.08.2010)
yürürlüğe girmesi,

öngörülmüştür.

6009 sayılı Kanun’da ayrıca,
01.01.2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak, daha önce takdir komisyonuna
gönderilmiş olup, takdir edilen matrah üzerinden 31.12.2012 tarihine kadar tarh
ve tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğraması öngörülmüştür. Bu
düzenleme de aynı şekilde 01.07.2010 tarihinden geçerli olmak üzere 01.08.2010
tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen 26.01.2012
tarihli kararıyla, özetlenen düzenlemelerin yürürlük tarihini düzenleyen
hükümde yer alan “… 01.07.2010 tarihinden geçerli
olmak üzere …” ibaresi iptal edilmiştir. İptal sonrası düzenlemeler Kanun’un
yayımı tarihi olan 01.08.2010 tarihinde yürürlüğe girer hale gelmiştir.

İptal kararı sınırlı da olsa bazı işlemleri
etkileyebilecek gibi gözükmektedir. Konuyla ilgili daha ayrıntılı açıklama,
gerekçeli kararın yayımlanmasından sonra yapılacaktır.

2) Hurdaya
Çıkartılan Araçların Vergi ve Cezaları

18.02.2009
tarih ve 5838 sayılı Kanun’la, hurda haline gelen ve çalışma imkânı bulunmayan model
yılı 1979 veya daha eski olan araçların hurdaya çıkarılması halinde, bu
taşıtlarla ilgili olarak tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar
vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının terkin edilmesi
öngörülmüştür.

Bu düzenleme, 6009 sayılı
Kanun’la yenilenmiş ve uygulamanın 1985 ve daha eski araçlar için yeniden
uygulanmasına olanak sağlanmıştır. Düzenleme 01.07.2010 tarihinden geçerli
olmak üzere 01.08.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesinin
26.01.2012 tarihli kararıyla, 6009 sayılı kanun’la yapılan düzenlemenin
yürürlük tarihini belirleyen hükmünde yer alan “… 01.07.2010 tarihinden geçerli olmak üzere …”
ibaresi iptal edilmiştir. İptal sonrası düzenleme Kanun’un yayımı tarihi olan
01.08.2010 tarihinde yürürlüğe girer hale gelmiştir.

Saygılarımızla,

Recep Bıyık

Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, YMM

Okunma sayısı: 3082
Kullanıcı Yorumları
Hiç yorum yazılmamış. İlk yazan siz olmak ister misiniz?
Kategoriler
Erta Denetim

SGK Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 2012-3 sayılı prime esas kazançların alt ve üst sınırları ile bazı işlemlere esas tutarlar hakkındaki genelgesi

Bu genelge ile, 1/1/2012 ila 31/12/2012 tarihleri arasında, 16 yaşından küçük olanlar da dahil olmak üzere sigortalılar için sigorta primine esas günlük ve aylık kazançların alt ve üst sınırlarında, idari para cezalarında, geçici iş göremezlik ödeneklerinde, yurtdışında geçen süreler ile hizmet borçlanmalarında, isteğe bağlı sigortalılar ve genel sağlık sigortalılarının ödeyecekleri primlerde dikkate alınacak tutarlar belirlenmiştir.

Bu genelgeye aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İlgili genelgeye buradan ulaşabilirsiniz.

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
Erta Denetim

Basit Usule Tabi Mükellefler İçin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi Verme Dönemi 1 Şubat 2012 Tarihinde Başlıyor.

Geliri, sadece Basit Usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olan mükellefler için beyanname verme süresi 1 Şubat 2012 tarihinde başlıyor.

Basit Usulde Vergilendirilen Mükellefler 2011 yılı kazançlarına ilişkin beyannamelerini, Şubat ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar bağlı bulundukları vergi dairelerine vermeleri gerekiyor..

Şubat ayı içerisinde verilecek beyannameler üzerinden hesaplanan gelir vergisi, Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere, vergi tahsiline yetkili olan banka şubeleri, bağlı bulunulan vergi dairesi veya bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları dışındaki herhangi bir vergi dairesine iki eşit taksitte ödenebilecektir.

Basit usulde vergilendirme ile ilgili özel bültenimize buradan ulaşabilirsiniz.

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir