Kategoriler
KPMG

Şeffaf Devlete Doğru: İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu

Rating: 0
Content:

Geçtiğimiz yıllar içinde Hükümet tarafından birçok önemli teşvik düzenlemesi kamuoyu ile paylaşıldı. Denilebilir ki yatırım teşvik sisteminde on beş yirmi yıllık bir dönemde karşılaşılabilecek değişiklik ve yenilikler yaklaşık birkaç yıllık döneme sığdırıldı. Özetle yatırımcılar muazzam bir destekler paketi ile karşı karşıya. Bunun en son örneği de Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi ile karşımıza çıktı. Potansiyel yatırımcı için teşviklere ulaşmak ve onlardan yeterince yararlanmak kritik önemde.

Konuya kamu maliyesi tarafından baktığınız zaman da idari işlemlerde "şeffaflık ve hesap verilebilirlik" büyük önem kazanıyor. 

Yatırımcı dostu yaklaşımlarıyla yatırımcıların haklı saygı ve güvenini kazanmış olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, yeni uygulamaya aldığı "İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu" ile şeffaflık ve hesap verilebilirlik bağlamında da çok önemli bir adımı atmış görünüyor. Önce Genel Müdürlük’ün sağladığı teşviklere kısaca değinelim; akabinde İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu’nu inceleyelim.  

Teşvikleri ne kadar biliyorsunuz?

Yatırım teşvik sistemimizin temelinde hala 2012 Haziran’ında yayımlanan 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) var. Bu BKK ile yatırım teşvik sistemimizde devrimsel adımlar atıldığını söylememiz mümkün. 2012/3305 sayılı BKK ile "Öncelikli ve Stratejik Yatırımların Teşviki" mekanizmaları sisteme ilk defa sokuldular. Bu yeni sistemle hem ülkemizin cari açık sorununun çözülmesi hem de sanayimizin yüksek katma değerli üretim ve ihracata geçiş yapmasının sağlanması amaçlanıyordu. Sistem birçok defa revizyona uğrasa da halen yürürlükte ve yatırımcılar için hala çok önemli fırsatlar sunuyor. Bu kapsamda yatırımcılara -yatırımın yerine ve türüne göre değişen oran ve sürelerde- KDV istisnası, Gümrük Vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği, vergi indirimi, faiz desteği, gelir vergisi stopajı desteği ile yatırım yeri tahsisi gibi önemli teşvikler sağlanabiliyor.  

 

Süper teşviklere bakalım. "6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile yatırım teşvik sistemimiz için oldukça önemli bir adım atıldı. Bu Kanun’la Cumhurbaşkanlığı’na proje bazında desteklenmesi öngörülen yatırımlara oldukça geniş teşvikler verme yetkisi tanınmış oldu. 2016/9495 sayılı "Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar (BKK)" ile bu önemli teşvik sisteminden hangi yatırımların ve hangi prosedürlerle yararlanacakları da belli edilmiş durumda. 6745 sayılı Kanun’la esnek bir teşvik sistemine geçildi ve Cumhurbaşkanlığı tarafından desteklenmesi öngörülen her yatırım projesine özgü özel bir teşvik sistemi oluşturabilecek bir enstrümana kavuşmuş oldu. İlgili Kanun hükmüne göre Cumhurbaşkanlığı, proje bazında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenmesine karar verilen yatırımlar için -yine Kanun’da tespit edilen- çok önemli desteklerin bir kısmından veya tamamından yararlanma imkânını yatırımcılara tanıyabilecek. Belirtelim, bu kapsama girecek yatırımların en az 500 milyon TL (Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi kapsamında 50 milyon TL) tutarında sabit yatırım tutarına sahip olmaları gerekiyor.

 

Teşvik alanında en son atılan önemli adım olan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile cari açığın kalıcı olarak düşürülmesi ve sanayimizde ithal ara malı oranının azaltılarak, daha güçlü bir ihracat sepetine de sahip olunması amaçlanıyor. Program kapsamına alınan "makine, bilgisayar, elektronik, optik, elektrikli teçhizat, eczacılık, kimya ve ulaşım araçları" sektörleri için ilan edilecek ürün listeleri potansiyel yatırımcılar için kritik önemde. Bu kapsamdaki ilk uygulama da pilot sektör seçilen "makine" ile başlatılmış durumda. Bu program kapsamında da stratejik teşvik belgesi almak veya proje bazlı (süper) teşvik modelinden yararlanmak mümkün.

 

İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde uzun yıllardır teşviklere ilişkin birçok istatistik paylaşılmaktaydı. Ancak bu dağınık verileri bir araya toplayacak, bazı analizleri interaktif olarak yapmayı sağlayacak bir sistem yakın zamana kadar kurulamamıştı. Ekonomik anlamda ülkemize dair çok önemli göstergeleri içeren teşvik verilerinin interaktif bir şekilde incelenmesine izin veren "İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu"nun hizmete alınması şeffaf ve hesap verilebilir kamu yönetimi bağlamında son derece önemli bir adımı temsil ediyor.

 

Görselini paylaştığımız interaktif rapor sayesinde, yatırım teşvik belgelerinde kayıtlı yatırım tutarları, istihdam, yatırım yeri, yatırım bölgesi, destekleme sınıfı, belge durumu gibi birçok veri sorgulanabiliyor ve etraflı analizler yapılabiliyor.

sabit-yatirim-tutari.png 

Bazı dikkat çekici verilere bakalım…

 

Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan interaktif rapor üzerinden yaptığımız sorgulardan ulaştığımız bazı dikkat çekici sonuçları paylaşalım.

 

Ocak 2015 ila Kasım 2019 arasındaki verilere göre;

yillara-gore-duzenlenen-belge-sayisi.png

Belge sayıları 2017’de zirve yaparken, aşağıdaki grafiğe göre belgeye bağlanan "sabit yatırım tutarı" bakımından zirveye 2018’de ulaşılmış.

yillara-gore-2.png

Teşvik belgesine bağlanan yatırımların sabit yatırımlarının sektörel dağılımda da "enerji ve imalat" başı çekiyor. İkisini "hizmetler" sektörü takip ediyor.

sektorler.png

Teşvikli yatırımlar neticesinde, sağlanması öngörülen "ilave istihdam" rakamlarında da 2018 yılı zirveyi temsil ediyor. 2019’daki düşüş de dikkat çekici.

yillara-gore-3.png 

Aşağıda paylaştığımız grafik de oldukça önemli bir konuya işaret ediyor. Buna göre yapılan makine teçhizat yatırımlarının yaklaşık yüzde 60’ı "ithal". Bu veri sanayimizin üretim ve ihracat için, ithalata bağımlılığını gösteren önemli bir parametre.

ithal-ve-yerli-makine.png

Program içerisinde interaktif bir harita da var. Burada illerin üzerine geldiğinizde o ildeki belge adedini, sabit yatırım tutarını ve ilave istihdam sayısını görebiliyorsunuz.

turkey.png

Başka kamu kurumlarımıza da örnek olması dileğiyle…

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, yeni uygulamaya aldığı "İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu"nun şeffaflık ve hesap verilebilirlik bağlamında da çok önemli bir adımı olduğunu tekrar vurgulayalım ve bu yönde diğer kamu kurumlarımızın da atacakları yeni adımlara örnek teşkil etmesini dileyelim. 

AuthorName: Emrah Akın
AuthorName:ID: 45
CategoryName: Yatırım Teşvik
CategoryName:ID: 72
ShortDescription: Geçtiğimiz yıllar içinde Hükümetimiz tarafından birçok önemli teşvik düzenlemesi kamuoyu ile paylaşıldı. Denilebilir ki yatırım teşvik sisteminde on beş yirmi yıllık bir dönemde karşılaşılabilecek değişiklik ve yenilikler yaklaşık birkaç yıllık döneme sığdırıldı. Özetle yatırımcılar muazzam bir destekler paketi ile karşı karşıya kaldı, kalıyor. Bunun en son örneği de Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi ile karşımıza çıktı. Potansiyel yatırımcı için teşviklere ulaşmak ve onlardan yeterince yararlanmak kritik önemde…
Date: 1/21/2020
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/1000/551895805.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

7194 Sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan Önemli Değişiklikler

Rating: 0
Content:

2019 yılının Ekim ayı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan ve birçok yeni düzenlemeyi barındıran yeni vergi paketi meclis genel kurulunda kabul edildikten sonra cumhurbaşkanı onayı ile birlikte 7 Aralık 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.

 

Dijital Hizmet Vergisi, Konaklama Vergisi, Değerli Konut Vergisi gibi birçok yeni vergiyi uygulamaya koyan 7194 Sayılı Kanun başta Gelir Vergisi Kanunu olmak üzere yürürlükte olan bazı vergi kanunlarında da hatırı sayılır düzenlemeler yaptı.

 

Yazımızda 7194 Sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeleri karşılaştırmalı olarak ele alacağız.

 

Gelir Vergisi Tarifesine Yeni Bir Dilim Eklendi, Üst Limit %40’a Çıkarıldı

 

Değişiklik öncesinde 98.000 TL’ye kadar olan gelirler (ücret gelirleri için 148.000 TL) artan oranlı olarak %15 ile %27 arası vergiye tabi tutuluyordu, bu tutarı aşan gelirler ise %35 oranında vergiye tabi tutuluyordu. Yeni düzenleme ile vergi tarifesine yeni bir dilim eklenerek üst limitte değişiklik yapıldı.  Buna göre 500.000 TL’ye kadar olan gelirler (ücret gelirleri için 148.000 TL) %15 ile %35 arası vergiye tabi tutulacak olup, bu tutarı aşan gelirler ise %40 oranında vergiye tabi tutulacaktır.

 

Düzenleme 01.01.2019 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için uygulanacak olup, kanuna eklenen özel hüküm ile ücret gelirleri için değişiklik öncesi tarife uygulanacaktır.

 

Örneğin, 2019 yılı için 600.000 TL tutarında gayrimenkul sermaye iradı bulunan bir gelir vergisi mükellefinin değişiklik öncesi ve sonrası ödeyeceği vergi tutarı karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

 

ESKİ TARİFE YENİ TARİFE
Vergiye Tabi Gelir Oran Hesaplanan Vergi Vergiye Tabi Gelir Oran Hesaplanan Vergi
18.000,00 15% 2.700,00 18.000,00 15% 2.700,00
40.000,00 20% 4.400,00 40.000,00 20% 4.400,00
98.000,00 27% 15.660,00 98.000,00 27% 15.660,00
600.000,00 35% 175.700,00 500.000,00 35% 140.700,00
      600.000,00 40% 40.000,00
TOPLAM 198.460,00 TOPLAM 203.460,00

 

Ancak söz konusu yeni tarifenin ücret gelirleri dışında 01.01.2019 tarihinden itibaren elde edilecek gelirlere uygulanacak olması vergi kanunlarının geriye yürümezliği ilkesi ile çelişiyor. Vergi kanunlarının geriye yürümezliği ilkesi, vergi yasalarının geçmişte meydana gelen olaylara uygulanmamasını gerektirir. Bu anlamda ilgili düzenleme, geriye yürümezlik kavramı çerçevesinde tartışmaları da beraberinde getirecektir.

 

2020 Yılında Elde Edilecek Ücret Gelirleri İçin Tek İşverenden Alınmış Olsa Dahi Yeni Tarifenin Dördüncü Diliminde Yer Alacak Tutarı Aşan Ücret Gelirlerine Beyan Zorunluluğu Getirildi

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun 86/1-b maddesine göre tek işverenden elde edilen ve tevkifat yoluyla vergilendirilen ücret gelirleri ile birden fazla işverenden elde edilmekle birlikte iki ve sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamı mevcut tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı (2019 yılı için 40.000 TL) aşmayan ücret gelirleri için beyan zorunluluğu bulunmuyordu.

 

Yapılan yeni düzenleme ile tevkif yoluyla vergilendirilen ve tek işverenden alınmış olsa dahi yeni tarifenin dördüncü diliminde yer alan tutarı (2019 yılı için bu tutar 500.000 TL) aşan 2020 yılı ve sonrasında elde edilecek ücret gelirleri için beyanname verme zorunluluğu getirilmiştir.

 

Bunun yanında 2020 yılı ve sonrasında birden fazla işverenden elde edilen gelirlerden;

 

  • Birinciden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamı yeni tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı (2019 yılı için bu tutar 40.000 TL) aşan ücret gelirleri,

 

  • Birinci işverenden alınan dahil ücret gelirleri toplamı yeni tarifenin dördüncü diliminde yer alan tutarı (2019 yılı için bu tutar 500.000 TL) aşan ücret gelirleri

 

için beyan zorunluluğu getirilmiştir.

 

 

Örneğin, 2019 ve 2020 yılı tarife tutarlarının aynı olduğu varsayımı altında, söz konusu yıllarda birden fazla işverenden aşağıdaki ücret gelirlerini elde eden/edecek olan gelir vergisi mükellefinin beyan durumu şu şekilde olacaktır.

 

Birinci İşverenden Elde Edilen Ücret Geliri                     570.000 TL

İkinci İşverenden Elde Edilen Ücret Geliri                        25.000 TL

Üçüncü İşverenden Elde Edilen Ücret Geliri                    13.000 TL

TOPLAM                                                                        608.000 TL

 

2019 Yılı İçin

 

2019 yılında birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirleri için Gelir Vergisi Kanunu’nun 86/1-b maddesindeki değişiklik öncesi hükümler dikkate alınacaktır. Birden fazla işverenden ücret alınması halinde, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olacağı mükellef tarafından serbestçe belirlenecektir. Bu doğrultuda birinci işverenden sonra elde edilen ücret gelirleri 25.000 TL ve 13.000 TL’nin toplamı olan 38.000 TL tarifenin ikinci diliminde yer alan 40.000 TL’yi aşmayacağı için bu mükellefin yıllık beyanname verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

2020 Yılı İçin

 

2020 yılında birden fazla işverenden ücret alınması halinde, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olacağı yine mükellef tarafından serbestçe belirlenecektir. Birinciden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamı 38.000 TL ikinci diliminde yer alan 40.000 TL’yi aşmamaktadır. Ancak birinci işverenden alınan dahil ücret gelirleri toplamı olan 608.000 TL tarifenin dördüncü diliminde yer alan 500.000 TL’yi aştığı için ilgili mükellef 2020 yılı gelirleri için yıllık beyanname verecektir. Mükellef yıllık beyanname üzerinde hesaplanan vergiden kaynakta kesinti yoluyla işverenler tarafından ödenmiş olan vergileri mahsup ettikten sonra varsa kalan tutarın ödemesini yapacaktır.

 

En Üst Liglerde Sporculara Ödenen Ücretlerdeki Vergi Oranı %15’den %20’ye Çıkarıldı ve 500.000 TL’yi Aşan Sporcu Ücretleri İçin Yıllık Beyanname Verme Zorunluluğu Getirildi

 

Değişiklik öncesinde 31.12.2019 tarihine kadar sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden;

 

  • En üst ligdekiler için % 15,
  • En üst altı ligdekiler için % 10,
  • Diğer liglerdekiler ve lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden % 5

 

oranında vergi kesintisi yapılıyordu. Kesinti yapılan tutarlar spor kulüplerince beyan edilerek ilgili ay muhtasar beyannamesi ile ödeniyordu. Sporcular açısından ise elde edilen bu ücretler için herhangi bir sınırlama olmaksızın beyanname verme zorunluluğu bulunmuyordu.

 

Yeni düzenleme ile 31.12.2019 tarihine kadar geçerli olan uygulamanın süresi 31.12.2023 tarihine kadar uzatılmış olup, en üst ligler için geçerli olan %15’lik vergi oranı %20 olarak belirlenmiştir. Sporcu açısından ise elde edilen gelirlerin 500.000 TL’yi aşması durumunda yıllık beyanname verme zorunluluğu getirilmiştir. 500.000 TL’yi aşan bu gelirler %40 üzerinden vergiye tabi tutulacak ve spor kulüplerince kaynakta kesinti yapılan vergilerin ödenmiş olması şartıyla söz konusu vergiler hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilecektir.

 

Söz konusu uygulama 01.01.2020 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanacaktır. Ancak kanuna eklenen özel hüküm ile uygulama 01.11.2019 tarihinden önce imzalanarak geçerlilik kazanan sporcu sözleşmeleri için uygulanmayacak olup, bu sözleşmeler kapsamında elde edilen gelirler için değişiklik öncesi hükümler uygulanacaktır.

 

Ticari Faaliyet ile Serbest Meslek Faaliyetinde Kullanılan ve Kiralama Yoluyla Edinilen Binek Otomobillerin Giderlerine Kısıtlama Getirildi

 

Değişiklik öncesinde serbest meslek faaliyeti ile işletmelerin ticari faaliyetlerinde kullandığı ve kiralama yoluyla edindiği binek otomobillere ilişkin tüm giderler kazancın tespitinde indirim olarak dikkate alınabilmekteydi. Bunun yanında binek otomobillerin ilk iktisabında katlanılan özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi tutarlarının maliyete eklenmesi veya gider olarak dikkate alınması mükellefin seçimine bırakılmıştı.

 

7194 Sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenleme ile faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere;

 

  • Binek otomobillerin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 TL’ye kadar olan kısmı,
  • Binek otomobillerin iktisabına ilişkin özel tüketim ve katma değer vergisi toplamının en fazla 115.000 TL’ye kadar olan kısmı,
  • Binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’lik kısmı,
  • Özel Tüketim Vergisi ile Katma Değer Vergisi hariç ilk iktisap bedeli 135.000 TL olan ve bu vergilerin maliyete eklendiği veya ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde amortismana tabi tutarı 250.000 Türk Lirası’nı aşan otomobillerin her birine ayrılan amortisman tutarının 135.000 TL’ye kadar olan kısmı

 

gider olarak dikkate alınabilecek, bu tutarları aşan kısım ise kazançtan indirilemeyecektir.

 

Yeni düzenleme 01.01.2020 tarihinden itibaren başlayan vergileme dönemleri için uygulanacaktır.

 

Bu doğrultuda 2019 yılı sonuna kadar binek otomobillere ilişkin kira bedellerinin tamamı gider olarak dikkate alınabilecek, 2020 yılı başından itibaren ise binek otomobillere ilişkin kira bedellerinin en fazla 5.500 TL’si gider yazılabilecektir. Bunun yanında işletmelerin 2019 yılı sonuna kadar satın alacağı araçlar için ödemiş olduğu KDV ve ÖTV tutarları için herhangi bir gider kısıtlaması olmayacaktır.

 

500.000 TL’yi Aşan Diğer Serbest Meslek Kazançları İstisnadan Faydalanamayacak

 

Değişiklik öncesinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesinde sayılan ve temel olarak telif haklarına dayanan diğer serbest meslek kazançları tevkif suretiyle %17 oranında vergiye tabi tutulmaktaydı. Söz konusu gelirler için ayrıca yıllık beyanname verilme zorunluluğu bulunmuyordu.

 

Yeni düzenleme ile 01.01.2020 tarihinden sonra elde edilen ve toplamı gelir vergisi tarifesinin dördüncü dilimini (2019 yılı için 500.000 TL) aşan diğer serbest meslek gelirleri bu kapsamda değerlendirilmeyecektir. Söz konusu gelirler tevkif suretiyle vergilendirilmeyecek olup, yıllık beyanname ile beyan edilerek %15 ile %40 oranında artan oranlı vergiye tabi olacaktır.

 

Toplamı 500.000 TL’yi aşmayacak olan diğer serbest meslek gelirleri ise daha önceki uygulamada olduğu gibi yıllık beyana tabi olmayacak ve tevkif suretiyle %17 oranında vergilendirilecektir.

 

İşverenlerce Çalışanlara Verilen ve Günlük 10 TL’yi Aşmayan Ulaşım Bedelleri Gelir Vergisinden İstisna Olacak

 

Gelir Vergisi Kanunu’na göre çalışanların işyerlerine toplu olarak gidip gelmeleri amacıyla işverenler tarafından katlanılan taşıma giderleri gelir vergisinden istisna tutuluyor. Ancak çalışanlara doğrudan verilen yol yardımları ise ücret olarak değerlendiriliyor. Yapılan değişiklik ile işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda çalışanlara günlük 10 TL’ye kadar yapılan yol yardımları, ödemenin toplu taşıma kartı, taşıma bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları vasıtasıyla yapılması şartıyla vergiden istisna edilmiştir.

 

Değişiklik 1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla geçerli olacaktır.

 

 

Amatör Spor Yarışmaları Dışındaki Yarışmaları Yöneten Hakemlere Ödenen Ücretler Gelir Vergisine Tabi Olacak

 

Gelir Vergisi Kanunu md. 29/4’e göre spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir. 7194 Sayılı Kanun ile ilgili maddede yapılan değişiklikle birlikte 1 Ocak 2020 itibariyle sadece amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler (basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev alanlar hariç) istisna kapsamına alınmıştır.

 

İcra İflas Kanunu ve Avukatlık Kanunu Uyarınca Karşı Tarafa Yükletilen Vekalet Ücretleri Tevkifat Kapsamına Alındı

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesi vergi tevkifatına tabi olan ödemeleri ve tevkifat yapmakla sorumlu olanları düzenlemektedir. Ayrıca aynı madde ile Cumhurbaşkanı’na maddede yer alan tevkifat oranları konusunda düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

 

7194 Sayılı Kanun ile ilgili maddede yapılan düzenlemeyle İcra İflas Kanunu ve Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini ödeyenlere (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) tevkifat yapma yükümlülüğü getirilmiştir.

 

Düzenleme kanunun yayım tarihi olan 7 Aralık 2019 itibariyle geçerli olacaktır. Tevkifat oranı Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecektir.

 

Vergiye Uyumlu Mükelleflere Sağlanan %5’lik Vergi İndirimi Uygulaması Kapsamında Ödeme Şartının Ne Olacağı Konusuna Açıklık Getirildi

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121. maddesine göre, belli şartları taşıyan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i oranında vergi indirimi uygulanması öngörülmüştür. Bu indirime ilişkin şartlardan birisi de son 3 yıla ilişkin (indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl dahil) vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve ödenmiş olmasıdır.

 

Önceki uygulamada kanuni süresinde verilmesi ve ödenmesi gereken vergi beyannamelerinin hangi beyannameler olacağı konusunda bir kesinlik bulunmamaktaydı. Beyan edilecek bir vergi bulunmaması halinde beyanname verilme zorunluluğu olmayan damga vergisi beyannameleri açısından %5’lik indirimin uygulamasında çeşitli sorunlar oluşuyordu.

 

Yeni düzenleme ile kanuni süresinde verilmesi ve ödenmesi gereken beyannamelerin kapsamı netlik kazanmıştır. Buna göre bu beyannamelerden anlaşılması yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesi, geçici vergi beyannameleri, muhtasar, muhtasar-prim hizmet beyannameleri, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi beyannameleridir. Sayılanlar dışındaki beyannameler bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

 

İade alacakları sebebiyle mahsuben ödenen ya da tecil-terkin yoluyla ödenen vergiler uygulamada ödeme olarak sayılmakla birlikte, kanun metninde buna ilişkin bir ibare bulunmamış olması sebebiyle bu işlemlerin ödeme olarak sayılıp sayılmayacağı tartışma konusu bir husustu.

 

7194 Sayılı Kanun ile mükerrer 121. maddede yapılan düzenleme ile mahsup yoluyla ödenen veya tecil edilerek şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilen vergiler de ödeme olarak kabul edilmiştir.

 

Bunun yanında indirimden yararlandıktan sonra;

 

  • İade sebebiyle mahsuben talep edilen tutarın asıl vergi tutarının altında gerçekleşmesi ve bu tutarın ana tutarın %10’unu aşmaması
  • Tecil edilerek belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin şartların sağlanamaması halinde tecil süresinin sonunu takip eden 15. günün bitimine kadar ödenmesi,

 

hallerinde de indirim şartları sağlanmış olacaktır.

 

 

Sorumlu Vergicilik Bakışıyla…

 

Gelir Vergisi yönünden kapsamlı düzenlemeleri içeren 7194 Sayılı Kanun, mükellefler yönünden ek mali yükümlülükler ortaya çıkaracaktır. Bunun yanında kanun, yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulamadaki birçok tartışmayı da beraberinde getirecektir. Özellikle 2019 yılına ilişkin vergi tarifesinde yapılan geriye dönük düzenlemeler "verginin geriye yürümezliği" ilkesi çerçevesinde çelişkiler barındırıyor. Bunun yanında binek otomobiller için yapılan gider kısıtlamasına ilişkin düzenlemelerden amortisman uygulamasının nasıl yapılacağı konusunda belirsizlikler ortaya çıkacaktır. Bu sebeple kanun ile yürürlüğe giren uygulamalar hakkında bir tebliğ yayımlanarak detaylar ve kapsamın belirlenmesi önem arz ediyor.

AuthorName: Serhat Çetin
AuthorName:ID: 119
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: 2019 yılının Ekim ayı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan ve birçok yeni düzenlemeyi barındıran yeni vergi paketi meclis genel kurulunda kabul edildikten sonra cumhurbaşkanı onayı ile birlikte 7 Aralık 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.
Date: 12/25/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/999/355-140-7194sayili-kanun.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/999/730-210-7194sayili-kanun.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

​Nevi Değişikliğinde Takip Edilmesi Gereken İşlemler

Rating: 0
Content:

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 01.07.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenlemeleri anonim şirketlere çeşitli avantajlar sağlıyor. Bu düzenlemeler ile daha önce kuruluş aşamasında sağlanan kolaylıklardan dolayı ”limited” (LTD) olarak kurulan şirketler ”anonim” şirketlere (A.Ş) dönüşmeye başladı. Yeni TTK ile anonim şirketlerin en büyük avantajı ortaklar açısından ortaya çıkıyor.

Limited şirketlerde ortaklar hisseleri oranında şirket borçlarından sorumlu olurken, anonim şirket ortaklarının (yönetim kurulu üyesi olmayan) herhangi bir sorumluluğu bulunmuyor. Limited şirket ortaklarından en az birinin müdür olması gerekiyor ve müdür, şirketin sigorta ve vergi borçlarından tüm mal varlığı ile sorumlu tutuluyor. Buna karşılık, anonim şirketlerde ortaklardan en az birinin "müdür" ya da "yönetim kurulu üyesi" olması gibi bir zorunluluk yok.

Diğer bir husus da anonim şirketlerin daha önce en az 5 gerçek/tüzel kişi ortak ile kurulması zorunlu iken artık tek kişi anonim şirket kurabilmesi. A.Ş.’lere sağlanan bu ve bunun gibi hukuki avantajların yanında vergi mevzuatı ile sağlanan avantajlar sebebiyle, A.Ş.’ler daha çok tercih edilir duruma geldi. Şirket nev’i değişikliğinin hukuksal boyutu hukukçular tarafından takip edilmekle birlikte; muhasebe, beyanname, fiziki defter/fatura, e-defter/e-fatura bildirimi gibi işlemler göz ardı edildiği takdirde mükellefler ciddi ceza ve usulsüzlüklerle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu yazımızda şirketlerin ”limited şirket” statüsünden ”anonim şirket” statüsüne geçmesi yani nev’i değişikliğine gitmesi durumunda yapılması ve takip edilmesi gereken işlemleri açıklayacağız.

 


Kurumlar Vergisi Beyannamesi


Konunun detaylarına girmeden önce aşağıdaki düzenlemelere istinaden nev’i değişikliğinin devir hükmünde olduğunu ve KVK’na göre devir hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmek isteriz;

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu "Devir, Bölünme ve Hisse Değişimi" başlıklı 19. maddesine göre kurumların tür değiştirmeleri de devir hükmündedir.

Aynı Kanun’un "Devir, Bölünme ve Hisse Değişimi Hallerinde Vergilendirme" başlıklı 20. maddesine göre

(1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir, birleşmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez.

a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının ticaret sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;

1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile,

2) Devir işleminin, hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde,

münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.

Burada dikkat edilmesi gereken konu nev’i değişikliğinin kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içerisinde tescil edilirse, nev’i değişikliğine ilişkin kıst dönem kurumlar vergisi beyannamesi ile birlikte önceki yıla ait kurumlar vergisi beyannamesinin de tescil tarihinden itibaren 30 gün içerisinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verilmesidir. Örneğin; mali yılı normal hesap dönemi olan bir şirket için konuşursak, nev’i değişikliğine ilişkin kararın ticaret sicilde 02.02.2019 tarihinde tescil edildiğini varsayalım. 01.01.2019-31.12.2019 dönemine ait ve 01.01.2019-02.02.2019 kıst döneme ait kurumlar vergisi beyannamesi, 30 gün içerisinde yani 02.03.2019 tarihine kadar bağlı bulunan vergi dairesine beyan edilmelidir. Her iki kurumlar vergi beyannamesinin ödeme tarihi yasal süreler olup herhangi bir değişiklik olmayacaktır.

b) Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen kurumdan ayrıca teminat isteyebilir.

Münfesih olan kurumun geçmiş yıllara ait kurumlar vergisinden bir iadesi varsa, bu iade tutarı nev’i değişikliği ile kurulan yeni şirketin vergi borçlarından mahsup edilebilir.

Kurum Geçici Vergi Beyannamesi


Nev’i değişikliği nedeni ile geçici vergi beyannamesinin ne zaman ve ne şekilde verileceği KVK’nun 20. maddesi 1 seri no’lu Tebliği’nde "(…) geçici vergi beyannamesinin verilme süresinden önce aynı döneme ilişkin olarak devir işlemleri nedeniyle kurumlar vergisi beyannamesi verilmesi halinde, bu dönem için ayrıca geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir. Devir nedeniyle münfesih hale gelen kurumun, devir tarihine kadar ödediği geçici vergiler, devir dolayısıyla vergilenecek devir öncesi kazanç üzerinden hesaplanacak kurumlar vergisinden mahsup edilebilecektir. Mahsup edilemeyen tutarın kalması halinde, bu tutar nev’i değişikliği yapılan kurumun kurumlar vergisinden mahsup edilecektir." şeklinde açıklanmıştır.

Örneğin; mali yılı normal hesap dönemi olan bir şirket için konuşursak, nev’i değişikliğine ilişkin kararın ticaret sicilde 01.07.2019 tarihinde tescil edildiğini ve kıst döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin 30 gün içinde verildiğini varsayalım, bu durumda 07/09-2019 dönemine ait kurum geçici vergi beyannamesi verilmeyecek olup oluşacak olan gelir, nev’i değişikliğinden dolayı beyan edilecek olan kıst dönem kurumlar vergisi beyannamesi ile vergilendirilecektir.

Katma Değer Vergisi Beyannamesi


3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre işlemlerin gerçekleştiği dönemde ilgili kişi veya kurumlar tarafından vergilendirilmesidir. Dolayısıyla nev’i değişikliğinin yapıldığı ayın başından nev’i değişikliği tarihine kadar gerçekleşen işlemlerin limited şirket; nev’i değişikliğinin gerçekleştiği tarihten itibaren bu tarihin içinde bulunduğu ayın sonuna kadar olan işlemlerin anonim şirket tarafından takip eden ayın 24. günü akşamına kadar internet üzerinden KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir. Tahakkuk eden vergilerin de beyannamenin verildiği ayın 26. günü akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

Diğer yandan, yukarıda belirtilen şartlarda gerçekleştirilen nev’i değişikliği için KDV uygulanmayacak olup, limited şirketin sonraki döneme devreden katma değer vergilerinin olması durumunda anonim şirket tarafından mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim konusu yapılması mümkündür. Eğer devrolan şirketin KDV iade alacağı var ise bu alacak da devralan şirkete intikal edebilecektir.

İlgili dönemlerde 2 no.lu KDV beyannamesine konu bir işlem varsa, nev’i değişikliği öncesi veya sonrası hangi dönemde gerçekleşti ise ilgili firma tarafından takip eden ayın 26’sı akşamına kadar beyan edilip, 26’sı akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

Muhtasar Beyanname


Mükelleflerin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15 ve 30. maddeleri gereğince yaptıkları ödemeler ve tahakkuk ettirdikleri kazanç ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri bildirdikleri Muhtasar Beyanname üzerinde yapılacak değişikliğe bağlı olarak, tevkifata tabi ödemelerin Muhtasar Beyanname ile takip eden ayın 26’sı akşamına kadar beyan edilip 26’sı akşamına kadar ödenmeleri gerekmektedir.

Burada da işlemlerin gerçekleştiği dönemde ilgili kişi veya kurumlar tarafından vergilendirilmesi esası göz önünde bulundurulduğunda, nev’i değişikliğinin yapıldığı ayın başından nev’i değişikliği tarihine kadar gerçekleşen işlemlerin limited şirket, nev’i değişikliğinin gerçekleştiği tarihten itibaren bu tarihin içinde bulunduğu ayın sonuna kadar olan işlemlerin anonim şirket tarafından takip eden ayın 26. günü akşamına kadar internet üzerinden muhtasar beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir. Tahakkuk eden vergilerin de beyannamenin verildiği ayın 26. günü akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.


Ba-Bs Form Bildirimleri


381 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 4.15. bölümüne göre Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılan devirlerde ise, münfesih kurumun o dönemdeki faaliyetlerine ilişkin bildirim formları, münfesih kurumun unvanı ve vergi kimlik numarası yazılmak suretiyle devir alan kurum tarafından verilecektir.

Buna göre, söz konusu nev’i değişikliği durumunda devralınan kurumun devrin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, devir alan kurumun şifresi veya 3568 sayılı Kanun’a istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından verilebilecektir. Ancak devir alan şirketin devralınan kuruma ait Ba-Bs bildirim formlarını verebilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı’na dilekçe ile başvurarak yetki alması gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalardan hareketle nev’i değişikliğinin yapıldığı döneme ait Ba-Bs formu bildirimleri Gelir İdaresi Başkanlığı’na dilekçe ile bilgi vermek şartı ile nev’i değişikliği ile oluşan şirket tarafından takip eden ayın son gününe kadar internet ortamında bildirilecektir.

Nev’i değişikliği Ba-Bs formu bildirimi ile ilgili uygulama günümüze kadar bu şekilde olsa da Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 03.04.2015 tarih ve 11395140-105[Mük-257-2015/VUK-1-18970]-623 sayılı özelgesi ile e-fatura ve e-defter mükellefi olan şirketlerin nev’i değişikliği durumunda, tescil tarihine kadar olan bildirimlerin münfesih kurum tarafından ve tescil tarihi itibari ile gerçekleşen işlemlere ait bildirimin devir alan şirket tarafından yapılacağı aşağıdaki şekilde izah edilmiştir;

"(…) Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, devrin gerçekleştiği tarihe kadar olan Aralık/2014 dönemine ait Ba-Bs bildirim formlarının limited şirketin unvanı ile devrin gerçekleştiği tarihten ay sonuna kadar olan Aralık/2014 dönemine ait Ba-Bs bildirim formlarının ise anonim şirket unvanıyla takip eden ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir".

Damga Vergisi Beyannamesi


İlgili dönemlerde damga vergisi beyannamesine konu bir işlem varsa, nev’i değişikliği öncesi veya sonrası hangi dönemde gerçekleşti ise ilgili firma tarafından takip eden ayın 26’sı akşamına kadar beyan edilip 26’sı akşamına kadar ödenmesi gerekmektedir.

e-Fatura İşlemleri


e-Fatura uygulamasına kayıtlı bir kullanıcı, nevi değişikliğine gitmesi halinde tescil tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, nevi değişikliğine ilişkin ticaret sicil gazetesinin fotokopisi ve durumu izah eden bir dilekçe ile Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Yeni Ziraat Mah. Etlik Cad. No:16 Dışkapı/ANKARA adresine posta yoluyla bildirilmesi gerekmektedir. Yeni unvana ait mali mühür temini için Kamu Sertifikasyon Merkezinin http://mm.kamusm.gov.tr/ adresinden elektronik ortamda başvuru yapılması gerekir. Nev’i değişikliğine giden mükellefler yeni mali mühürlerini temin edene kadar, e-fatura uygulamasından eski vergi kimlik numarasına ait unvan ve mali mühür ile yararlanmaya devam edeceklerdir. Bu süre zarfında eski unvanlarına düzenlenen faturaları muhasebeleştirebilecekler, düzenleyecekleri e-faturalarda, yeni unvan ve vergi kimlik numarası bilgilerine faturanın açıklama alanında yer vereceklerdir. Yeni unvanlarına ait mali mührün üretim/teslim bilgisi Kamu Sertifikasyon Merkezi tarafından Başkanlık’a iletildikten sonra, Başkanlık tarafından eski hesapları kapatılarak, yeni hesapları aktive edilecektir. Bu tarihten sonra yeni vergi kimlik numarası, yeni unvan ve yeni mali mühür kullanılarak e-fatura düzenlenecektir.

e-Defter İşlemleri


e-Defter uygulamasına kayıtlı bir kullanıcı, nev’i değişikliğine gitmesi halinde 15 gün içerisinde, nev’i değişikliğine ilişkin ticaret sicil gazetesinin fotokopisi ve durumu izah eden bir dilekçe ile Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Yeni Ziraat Mah. Etlik Cad. No:16 Dışkapı/ANKARA adresine posta yoluyla bildirilmesi gerekmektedir. Yeni unvana ait mali mühür temini için ise Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin http://mm.kamusm.gov.tr/ adresinden elektronik ortamda başvuru yapılması gerekmektedir. Yeni vergi kimlik numarası için talep edilen mali mührün mükellefin eline ulaşması ile birlikte http://edefter.gov.tr/edefterbasvuru.html web sitesinden yeni kimlik numarası için elektronik defter başvurusu yapılmalıdır.

Başvuru da elektronik defter başlangıç tarihi, en erken bir sonraki izleyen ay olarak seçilmekte yani nevi değişikliğinin olduğu tescil tarihi e-Defter başlangıç tarihi olarak seçilememektedir. Yeni nev’inin elektronik defter başlangıç tarihinin, tescil tarihine çekilebilmesi için elektronik defter başvurusunun yapıldığı ve tarih revizesinin yapılması gerektiği edefter@gelirler.gov.tr adresine elektronik posta gönderilerek bildirilmelidir. Bunun ardından GİB e-defter sisteminde yeni nev’i için yapılan başvurunun elektronik defter başlangıç tarihi tescil tarihine göre güncellenecektir. Bu yeni başvuru ile birlikte mükellefin eski vergi kimlik numarası ve yeni kimlik numarası olmak üzere iki adet e-defter hesabı olacağından, mükellef nevi değişikliğinin gerçekleştiği tarihten önceki ay kesrine ait eski unvan ve vergi kimlik numaralı defter ve beratını oluşturması gerekmektedir. Oluşturulan defterlerin tarih aralığı, mükellefin eski unvanına ilişkin hesap döneminin son ayına tekabül edeceğinden, beratlar GİB e-Defter uygulamasına, Kurumlar Vergisi Beyannamesi’nin (Hesap döneminin başından, nevi değişikliğinin gerçekleştiği tarihe kadar ki hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi) verildiği ayın son gününe kadar (2 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği) gönderilmelidir. Bu gönderim yapıldığında da edefter@gelirler.gov.tr adresine bilgilendirme yapılmalıdır. Nevi değişikliğinden önceki döneme ait son beratların gönderilmesi ile eski vergi kimlik numaralı e-defter kullanıcı hesabı GİB tarafından kapatılacak ve mükellef nevi değişikliği sonrasında açılan yeni kullanıcı hesabı ile elektronik ortamda beratlarını iletmeye devam edebilecektir. Ayrıca nevi değişikliğinin gerçekleştiği tarihten sonraki ay kesrine ait yeni unvan ve vergi kimlik numaralı defterlerin oluşturulup ilgili ayı izleyen üçüncü ayın son gününe kadar (2 Sıra no.lu Elektronik Defter Genel Tebliği’nde belirtilen süreler) beratların GİB e-Defter Uygulamasına gönderilmesi gerekmektedir.

Kâğıt Fatura, İrsaliye ve Yasal Defterler


Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca devir hükmünde olan nevi değişikliği durumunda, devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra münfesih kuruma ait fatura, sevk irsaliyesi, gider pusulası ve perakende satış fişlerinin en son kullanılanları ile kullanılmayanların bağlı bulunulan vergi dairesine bir tutanakla tespit ettirilmesi, kullanılmamış olan belgelerde yer alan eski bilgiler okunacak şekilde üstü çizilerek eski unvanın ve vergi numarasının iptali ve yeni unvanın ve vergi numarasının kaşe ile elle veya bilgisayarla basılarak, devir alan kurum tarafından tükeninceye kadar kullanılması mümkündür. Eğer münfesih kuruma ait resmi fatura, sevk irsaliyesi, gider pusulası perakende satış fişi vb. belgeler yeni firmada kullanılmayacaksa, bir tutanak ile birlikte bağlı bulunulan vergi dairesine teslim edilmesi gerekmektedir.

Limited şirketten anonim şirkete dönüşme nedeniyle, limited şirket adına tasdik ettirilen defterlerin anonim şirket tarafından kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

Nev’i değişikliği ile kurulan şirketin tescil tarihinden önce defter açılış tasdik işlemini yapması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu’na göre yasal defterlerin kapanış tasdiki ile ilgili bir düzenleme olmamakla birlikte, Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesine göre yevmiye defteri, yönetim kurulu karar defteri ve müdürler kurulu karar defteri kapanış tasdikine tabidir. Yevmiye defteri kapanış tasdiki izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defteri ve müdürler kurulu karar defteri kapanış tasdikinin ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar yapılması gerekmektedir.

Gerek TTK’da gerekse VUK’da nev’i değişikliği durumunda defter kapanış tasdik süresi ile ilgili net bir hüküm olmamakla birlikte, yukarıdaki açıklamalardan hareketle münfesih olan kurumun;

Yevmiye defteri kapanış tasdiki ilgili hesap döneminin kapanışını takip eden altıncı ayının sonuna kadar,

Yönetim kurulu karar defteri ve müdürler kurulu karar defteri kapanış tasdikinin ise ilgili hesap döneminin kapanışını takip eden birinci ayının sonuna kadar yapılmasını tavsiye ederiz.

Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubu


5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinde zarar mahsubu düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre;

" Her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve 5 yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar kurum kazancından indirilebilecektir".

Aynı Kanun’un 9.2. "Devir ve Bölünme durumunda zarar mahsubu" maddesine göre; devir ve bölünme hallerinde devreden zarar tutarları, devralınan veya bölünen kurumun öz sermayesi ile sınırlıdır. Buradan hareketle nev’i değişikliği gerçekleşen münfesih kurumun, tescil tarihindeki öz sermayesi ile sınırlı olmak kaydı ile geçmiş yıl zararları aşağıdaki şartlarında gerçekleşmesi halinde yeni kurulacak şirkette kurum kazancında indirim konusu yapılabilecektir;

Devralınan veya bölünen kurumların son 5 yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması,

Devir veya bölünme neticesinde zarar mahsubu yapacak kurumun, aynı faaliyete devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az 5 yıl süreyle devam etmesi gerekmektedir.

Şartların ihlali halinde zarar mahsubu olanağı ortadan kalkacağından, gerekli düzeltme işlemi yapılacak; yersiz zarar mahsubu nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılacaktır.

 

Nev’i Değişikliği İle İlgili Yapılacak Bildirimler ve Süreleri


Tescil tarihinden itibaren 10 gün içerisinde nev’i değiştirmek sureti ile kurulan şirket tarafından vergi dairesine bir dilekçe ile işe başlama bildirgesi verilir ve mükellefiyet açılır, ekine aşağıdaki belgeler eklenir;

-Tür değiştirmeye ilişkin ortaklar kurulu karar sureti

-Tür değiştirme planı

-Tür değiştirme planının onaylandığı genel kurula ait Ticaret Sicil Gazetesi

-A.Ş. kuruluş sözleşmesinin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesi

-Tescil yazısı

-İmza sirküleri

-Taahhütname

-Ana Sözleşme

-Açılış Formu

-Mali Müşavirlik Sözleşmesi

 

Tescil tarihi itibarı ile 30 gün içerisinde münfesih kurum tarafından vergi dairesine bir dilekçe ile iş bırakma bildirgesi verilir ve mükellefiyet sonlandırılır, ekine aşağıdaki belgeler eklenir;

-Tür değiştirmeye ilişkin ortaklar kurulu karar sureti

-Tür değiştirme planı

-Tür değiştirme planının onaylandığı genel kurula ait Ticaret Sicil Gazetesi

-A.Ş. kuruluş sözleşmesinin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesi

-Tescil yazısı

 

Eğer Nev’i değişikliği ile birlikte unvan değişikliği de yapılıyorsa yine tescil tarihi itibarı ile 30 gün içerisinde durumu açıklayan bir dilekçe ve tescil yazısı ile vergi dairesine bilgi verilmelidir.

Tescil tarihi itibarı ile 10 gün içerisinde bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik Kurumu’na nev’i değişikliği ile ilgili işyeri bildirgesini vererek münfesih kuruma ait e-bildirge şifresi iptal edilerek nev’i değişikliği ile kurulan yeni şirket için e-bildirge şifresi alınır. Nev’i değişikliğinin yapıldığı aya ait SGK bildirgesi tam ay dikkate alınarak nev’i değişikliği ile kurulan yeni şirket üzerinden takip eden ayın 23’ü akşamına kadar bildirilip ay sonuna kadar ödenir. Burada bordro tahakkuku ile oluşacak giderler ve ödenecek vergiler için kıst olarak hesaplama yapmaya gerek bulunmamaktadır. Oluşacak olan vergiler yeni şirkete ait muhtasar beyanname ve SGK bildirimi ile beyan edilecek ve ödenecektir.

Tescil tarihi itibarı ile 15 gün içerisinde bağlı bulunulan vergi dairesine e-tebligat ve internet vergi dairesi kullanımı için başvuru yapılarak gerekli kullanıcı adı ve şifre alınmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile 1 ay içerisinde internet vergi dairesi üzerinden kuruluş vergi levhası onaylanmalıdır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü’ne sadece yazı ekine ticaret sicil tasdiknamesi konularak bilgi verilir. Kesin bir süre belirtilmemekle birlikte 10 gün içerisinde bilgi verilmesi en uygun seçenek olacaktır.

İş Kurumu’na sadece yazı ekine ticaret sicil tasdiknamesi konularak bilgi verilir. Kesin bir süre belirtilmemekle birlikte 10 gün içerisinde bilgi verilmesi en uygun seçenek olacaktır.

Ayrıca çalışılan firmalara, bankalara, bağlı bulunulan belediyelere, Turkcell, Ttnet, Vodafone, Türk Telekom, Tedaş gibi iletişim ve enerji firmalarına, Sanayi odasına bilgi verilerek yeni unvan kaydedilmelidir. Şirkete kayıtlı araç var ise ruhsat bilgileri güncellenmelidir.

Nev’i değişiklikleri nedeniyle bazı iş sözleşmeleri ile kira sözleşmelerinin yenilenmesi zorunlu olabilmektedir. Sözleşmelerin yenilenmesi gerektiği durumlarda; sözleşmenin içeriğinde, süre uzatımına gidilmemesi, tutarı ve diğer hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmaması şartıyla nev’i değişikliği nedeniyle güncellenen sözleşmelerin damga vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir. Nev’i değişikliği sureti ile kurulmuş olan anonim şirketin ana sözleşmesi de yine damga vergisine tabi değildir.

Şirketin devam eden borç, alacak, icra davaları bulunması durumunda konunun ayrıca hukuk danışmanları ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Diğer Hususlar

 

Tescil tarihi itibarı ile gelir-gider hesaplarının devri yapılarak kapanış işlemleri yapılmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz faturalandırılmamış tutarlar mevcut ise gelir-gider tahakkuku ile kayıtlara alınmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile muhasebeye konu ilgili tüm belgeler kayıtlara alınmış olmalıdır.

Dövizli olan tüm hesapların, tescil tarihi itibarı ile kur değerlemelerinin yapılması gerekmektedir.

180-280-380-480 hesaplardaki tutarların tescil tarihine kadar olan tutarları hesaplanarak gelir-gider hesaplarına aktarılmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile amortisman değerlemesi yapılarak ilgili dönemin gideri olarak dikkate alınmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile satılan malın maliyeti hesaplanarak ilgili dönemin gideri olarak dikkate alınmalıdır.

Tescil tarihi itibarı ile vadesi yeni döneme sarkan alınan-verilen çekler mevcut ise alacak-borç senetleri hesaplarına çekilmelidir.

Tescil tarihi itibarı ile kredi faiz tahakkukları hesaplanarak ilgili dönemin gideri olarak dikkate alınmalıdır, gerekiyorsa tahakkuk eden tutarlar üzerinden sorumlu sıfatı ile KDV ve stopaj hesaplanarak münfesih kurum tarafından beyan edilmelidir.

Tüm bu işlemlerden hareketle, özet olarak yılsonunda yapılan tüm virman, tahakkuk vb. işlemler yapılmalı ve yeni kurulan firmaya açılış bilançosu aktarılmalıdır.

AuthorName: Cengiz Yıldız
AuthorName:ID: 112
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 01.07.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenlemeleri anonim şirketlere çeşitli avantajlar sağlıyor.
Date: 12/12/2019

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Bütçe Birliği İlkesine Elveda, Fon Uygulamasına Tekrar Merhaba!

Rating: 0
Content:

"Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır." hükmü mali anayasamız olarak da adlandırabileceğimiz 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun ortaya koyduğu temel bütçe ilkelerinden birisi. Bu ilkeye "adem-i tahsis" ilkesi de diyoruz. Diğer bir anlatımla, tüm kamu gelirlerinin bütçede toplanıp; tüm kamusal harcamaların da oradan yapılması gerekiyor ki sağlıklı bir mali denge kurulabilsin. Bu ilke sayesinde, vatandaşların da ödedikleri vergilerin nerelere harcandığını ve kamusal kaynakların etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını daha şeffaf biçimde takip edebildiklerini vurgulamamızda yarar var.   

Tahsisli vergiler ve bütçe birliği ilkesi

Literatürde, "tahsisli vergi (earmarked tax)" kavramı, tahsil edilen vergi gelirinin tamamının ya da bir kısmının belirli bir amaç için kullanılmasını ifade ediyor. Diğer bir anlatımla, "tahsisli vergi uygulaması", belirli bazı harcamalarda kullanılmak üzere, belli ürün ve/veya hizmetlerin üzerine ilave vergi uygulanması ya da hâlihazırda tahsil edilen bazı vergi gelirlerinin bir kısmının bu harcamalara ayrılması anlamına geliyor. Tahsisli vergi uygulamasının, devletin bütün gelir ve giderlerinin tek bir bütçe içinde toplanmasını ifade eden "Bütçe Birliği" ilkesi ile bu ilkenin doğal sonucu olan ve bütçe içindeki hiçbir gelirin hiçbir gidere tahsis edilememesini işaret eden "adem-i tahsis" ilkesi ile uyum içinde olduğunu söylemek pek mümkün değil.

Ülkemiz özellikle 80 ve 90’lı yıllarda fon uygulamaları yüzünden çok ciddi mali sıkıntılar yaşadı. Bütçe disiplinin tamamen yitirilmesine, kaynak verimsizliği ve israfına, mali kontrolün ciddi manada zayıflamasına ve devasa bütçe açıklarına da sebep olan fonlar 2000 yıllarda zaman içinde ortadan kaldırılarak mali disiplin alanında çok ciddi bir ilerleme sağlandı. Bu konuda bir hafıza tazelemesi yapalım. 1 Ağustos 2002 tarihinde yürürlüğe giren Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile bu alanda devrimsel bir adım atılmış; akaryakıt, tütün, otomobil ve diğer dayanıklı tüketim malları başta olmak üzere çeşitli malların satış ve ithalatından alınan 16 ayrı vergi /fon/pay tek kalemde toplanmıştı. 2002 öncesinde hayatımızda olan "akaryakıt fiyat istikrar payı, çevre kirliliğini önleme fonu, taşıtların kayıt, tescil ve devrinde alınan eğitime katkı payı, tütün mamulleri ve alkollü içkilerden alınan mera payı ye yine tütün mamulleri ve alkollü içkilerden alınan federasyonlar payı ile savunma sanayi destekleme fonu" gibi birçok vergi/fon/pay ÖTV ile birlikte hayatımızdan çıkmıştı. Son dönemdeki gelişmelere bakarsak, mali disiplin için bir korkulu rüya olan fon benzeri uygulamalarının tekrar hortlamaya başladığını görüyoruz; son 20 yılda bütçe birliği ilkesi adına hayata geçirilen kazanımlarda bir gerilemenin söz konusu olduğunu söylememiz mümkün.

Tahsisli vergilerin ne mahsuru var? 

Hem OECD’nin hem de IMF’nin -mali politika ve özellikle de vergilendirmenin etkinliği bağlamında ciddi manada riskli bulduğu- tahsisli vergilerin yaratabileceği belli başlı bazı sıkıntılara biraz daha yakından bakalım.

  • Tahsisli vergilerin, devletin, gelir kaynaklarının tümünün dağıtılması ve harcanması üzerindeki esneklik ve kontrolünün kısıtlanmasına yol açtığı genel bir kabuldür. Bir diğer deyişle, bu vergiler, bütçe kaynaklarının kullanımında yasama ve yürütmenin sahip olduğu mali denetim gücünü azaltabilir.
  • Devlet gelirlerin bir kısmının belirli bir özel bir harcama alanına tahsis edilmesi, devlet kaynaklarının yönetiminde ve paylaştırılmasındaki esnekliği de kısıtlayacaktır. Bu durum, hem önemli bir maliye politikası aracı olan bütçenin bu özelliğini kısıtlayacak; hem de bütçenin, bazı önemli alanlara kaynak aktarma esnekliğini kısıtlayacaktır. Dolayısı ile bu uygulamadan mağdur olacak tarafın bizzat bütçenin yönetiminden sorumlu olan Hazine ve Maliye Bakanlığı olacağının da altını kalın çizgilerle çizmemiz elzem.
  • Tahsisli vergiler, ekonomik durumdan etkilenebilen ve yaşanacak ekonomik dalgalanmalarla, öngörülen amaca yönelik harcamaların altında ya da üstünde kalabilecek vergilerdir. Bu durum da ciddi bir ekonomik verimsizliğe sebep olabilir. Örneğin, ihtiyaçtan fazla ayrılan kaynak, ciddi bir kaynak israfına sebep olabilir.
  • Tahsisli vergi modelinde, belirli bir amaç için bir kaynak sağlandığı için, bu kaynak bazı çıkar çevrelerince lobi faaliyetlerinin hedefi haline gelebilir. Diğer bir anlatımla, tahsisli vergi gelirlerine erişimi olan gruplar, politik baskı uygulayarak söz konusu vergilerin artırılması için çalışabilir. Özetle, tahsisli vergi, zaman içinde, kamusal fayda sağlamaktan ziyade, bazı grupların rant elde etme kapısına da dönüşebilir.

Yakın dönemdeki bazı düzenlemeler alarm zillerini çaldırıyor!

15 Temmuz 2019’da yayımlanan 7183 sayılı Kanunla hayatımıza "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı" girdi. Ajansın faaliyetlerinin finansmanı için de bir "Turizm Payı" ihdas edildi. 1 Ekim 2019’da resmi olarak yürürlüğe giren Turizm Payı, bileşik tesisler, konaklama tesisleri, belgeli yeme-içme ve eğlence tesisleri, deniz turizmi tesisleri ve belgeli deniz turizmi araçları işletenler, seyahat acentaları, havayolu işletmeleri ile havalimanı ve terminal işletmelerinden çeşitli oranlarda (binde 2, binde 7,5, onbinde 7,5 vb.) alınacak. Tahsil edilen bu payın sadece yüzde 5’i genel bütçeye gelir kaydedilecek, kalan kısmı ise Ajans’a aktarılacak. Özetle, vergi benzeri bir pay ve tahsisli bir vergi niteliğindeki Turizm Payı doğrudan Ajans’a aktarılarak yüzde 95’i bütçe dışı bırakılacak.

Hayatımıza "dijital işlem vergisi, değerli konut vergisi ve konaklama vergisi" gibi üç yeni vergiyi sokan 7193 sayılı Kanun da satır aralarında fon veya tahsisli vergi benzeri bir yapıyı barındırıyor. 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununda yapılan bir değişiklikle, Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ve sportif alanda faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden kesilen gelir vergisinden ayrılacak bir pay, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına açılacak özel hesaba Hazine ve Maliye Bakanlığınca aktarılacak. Payın ne kadar olacağına da iki Bakanlık karar verecekler. Özetle, sporculardan kesilen gelir vergisi stopajının bir kısmı "amatör sporun desteklenmesi" amacıyla Gençlik ve Spor Bakanlığına tahsis edilecek.

Bu iki düzenleme, fon uygulaması ve tahsisli vergiler konusunda yeni bir eğilimin başlamakta olduğuna dair alarm zillerini ciddi biçimde çaldırıyor.

Mali disipline dikkat!​

Ülkemizde, mali disiplin, bütçe birliği, bütçe genelliği ve adem-i tahsis ilkeleri fonlardan ve tahsisli vergi uygulamalarından çok çekti; tarihin tekerrür etmemesini ve 2020’de karşımıza yeni başka fonların çıkmamasını umalım. Mehmet Akif Ersoy’un "Tarihi  ‘tekerrür’  diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" mısralarını da hiç aklımızdan çıkarmadan…

 

AuthorName: Emrah Akın
AuthorName:ID: 45
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: "Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır." hükmü mali anayasamız olarak da adlandırabileceğimiz 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun ortaya koyduğu temel bütçe ilkelerinden birisi. Bu ilkeye "adem-i tahsis" ilkesi de diyoruz. Diğer bir anlatımla, tüm kamu gelirlerinin bütçede toplanıp; tüm kamusal harcamaların da oradan yapılması gerekiyor ki sağlıklı bir mali denge kurulabilsin. Bu ilke sayesinde, vatandaşların da…
Date: 12/9/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/997/shutterstock_66408541.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/997/shutterstock_66408541_small.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Yurt Dışından Yapılan Black Friday Alışverişlerinde Gümrük Kurallarına Dikkat

Rating: 0
Content:

Black Friday Nedir?

Amerika Birleşik Devletlerinde çıkıp, bütün dünyaya yayılan Black Friday, Şükran Gününden sonra gelen ilk Cuma olarak kabul ediliyor. 1932 yılından bu yana Noel alışveriş sezonunun başlangıcı bu tarih olarak kabul ediliyor.

Bu güne özel olarak yıllardır birçok mağaza erken saatte açılıyor ve geç saatlerde kapanıyor. Bu alışveriş çılgınlığı öyle safhalara ulaşmış ki, 1961 yılında Philadelphia’da trafik yoğunluğu yaşanmış ve Black Friday isminin kullanılmasına neden olmuştur.

Black Friday günü yapılacak alışverişler sadece mağazalardan yapılmıyor, internet siteleri üzerinden yapılan alışverişler de hatırı sayılır bir hacme ulaştı. Ayrıca, iletişim olanaklarının gelişmesi neticesinde yurt dışındaki internet siteleri üzerinden de alışverişler yapılabiliyor.

Bu nedenle Black Friday nedeniyle yurt dışından yapılacak alışverişlerde gümrük kurallarının da dikkate alınması gerekiyor.

İnternet Üzerinden Yapılan Alışverişte Gümrük Muafiyeti Yok!

15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişlik Yapılmasına Dair Karar ile yurt dışından yapılan alış veriş limitlerindeki vergi muafiyet sınırı yeniden belirlendi.

Yapılan düzenleme neticesinde daha önce belirlenen 22 Euro muafiyet kaldırılarak sadece kitap ithalatlarında vergi muafiyetine ilişkin düzenleme hayata geçirildi.

Bu düzenleme neticesinde, kitap dışında kalan eşyaların posta ve hızlı kargo kapsamında ithalatında vergi tahsil edilecek.

Tüketiciler tarafından 1.500 Euro’ya kadar yapılan alışverişlerde eşyaların AB’den gelmesi durumunda % 18, diğer ülkelerden gelmesi durumunda ise % 20 tek ve maktu vergi tahsil edilecek.

Yurt dışından alınan eşyanın ÖTV IV sayılı listede olması durumunda ise ayrıca % 20 oranında ÖTV tahsil edilecektir.

Tüketicilerin Diğer Sınırlamalara da Dikkat Etmeleri Gerekiyor

Bu günde alışveriş yapacakların dikkat etmesi gereken birkaç hususa da değinmekte fayda var. Cep telefonu, kozmetik, takviye edici gıdalar, tütün ve alkollü içeceklerin hızlı kargo kapsamında ithali yasaklanmıştır.

Ayrıca Kanun gereği yasak olan eşyalar da hızlı kargo kapsamında ithal edilmiyor. Bu nedenle yurt dışından eşya alırken bu eşyaların tercih edilmemesi gerekiyor. ​​

AuthorName: Hakan Uçak
AuthorName:ID: 51
CategoryName: gümrük
CategoryName:ID: 77
ShortDescription: 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1111 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişlik Yapılmasına Dair Karar ile yurt dışından yapılan alış veriş limitlerindeki vergi muafiyet sınırı yeniden belirlendi.
Date: 11/28/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/995/355-140-black-friday-vergi.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/995/730-210-black-friday-vergi.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Black Friday Nedeniyle Yurt Dışından Yapılacak Alışverişlerde Dikkat Edilmesi Gereken Gümrük Kuralları

Rating: 0
Content:

Black Friday Nedir?

Amerika Birleşik Devletlerinde çıkıp, bütün dünyaya yayılan Black Friday, Şükran Gününden sonra gelen ilk Cuma olarak kabul ediliyor. 1932 yılından bu yana Noel alışveriş sezonunun başlangıcı bu tarih olarak kabul ediliyor.

Bu güne özel olarak yıllardır birçok mağaza erken saatte açılıyor ve geç saatlerde kapanıyor. Bu alışveriş çılgınlığı öyle safhalara ulaşmış ki, 1961 yılında Philadelphia’da trafik yoğunluğu yaşanmış ve Black Friday isminin kullanılmasına neden olmuştur.

Black Friday günü yapılacak alışverişler sadece mağazalardan yapılmıyor, internet siteleri üzerinden yapılan alışverişler de hatırı sayılır bir hacme ulaştı. Ayrıca, iletişim olanaklarının gelişmesi neticesinde yurt dışındaki internet siteleri üzerinden de alışverişler yapılabiliyor.

Bu nedenle Black Friday nedeniyle yurt dışından yapılacak alışverişlerde gümrük kurallarının da dikkate alınması gerekiyor.

İnternet Üzerinden Yapılan Alışverişte Gümrük Muafiyeti Yok!

15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1111 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişlik Yapılmasına Dair Karar ile yurt dışından yapılan alış veriş limitlerindeki vergi muafiyet sınırı yeniden belirlendi.

Yapılan düzenleme neticesinde daha önce belirlenen 22 Euro muafiyet kaldırılarak sadece kitap ithalatlarında vergi muafiyetine ilişkin düzenleme hayata geçirildi.

Bu düzenleme neticesinde, kitap dışında kalan eşyaların posta ve hızlı kargo kapsamında ithalatında vergi tahsil edilecek.

Tüketiciler tarafından 1.500 Euro’ya kadar yapılan alışverişlerde eşyaların AB’den gelmesi durumunda % 18, diğer ülkelerden gelmesi durumunda ise % 20 tek ve maktu vergi tahsil edilecek.

Yurt dışından alınan eşyanın ÖTV IV sayılı listede olması durumunda ise ayrıca % 20 oranında ÖTV tahsil edilecektir.

Tüketicilerin Diğer Sınırlamalara da Dikkat Etmeleri Gerekiyor

Bu günde alışveriş yapacakların dikkat etmesi gereken birkaç hususa da değinmekte fayda var. Cep telefonu, kozmetik, takviye edici gıdalar, tütün ve alkollü içeceklerin hızlı kargo kapsamında ithali yasaklanmıştır.

Ayrıca Kanun gereği yasak olan eşyalar da hızlı kargo kapsamında ithal edilmiyor. Bu nedenle yurt dışından eşya alırken bu eşyaların tercih edilmemesi gerekiyor. ​​

AuthorName: Hakan Uçak
AuthorName:ID: 51
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: 15 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1111 Sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararda Değişlik Yapılmasına Dair Karar ile yurt dışından yapılan alış veriş limitlerindeki vergi muafiyet sınırı yeniden belirlendi.
Date: 11/28/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/995/355-140-black-friday-vergi.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/995/730-210-black-friday-vergi.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Yatırımcıların İthalatta Ek Mali Yük ile Sınavı

Rating: 0
Content:

Hemen hemen her ülkede yatırımın artırılması amacıyla yatırımcılara/sanayicilere çeşitli ayrıcalıklar sunuluyor, ülke içerisinde üretimin artırılması için de teşvikler veriliyor. Ülkemizde de yatırım yapmak isteyen şirketler, yatırım teşvik mevzuatı kapsamında devlet tarafından sağlanan teşviklerden istifade ediyor. Şirketler için sağlanan bu ayrıcalıkların başında ise vergi teşvikleri geliyor.


Yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım mallarının bir kısmını ithalat kanalı ile sağlayan yatırımcılar bugünlerde ek mali yük sürprizi ile karşılaşabilirler.

Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Gümrük Vergisi ve KDV Muafiyeti Öngörülüyor

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar uyarınca, yatırım teşvik belgesi sahibi şirketlerin yurt dışından ithal etmiş oldukları makine ve teçhizatın ithalatında gümrük vergisi ve katma değer vergisi muafiyeti uygulanıp, bu yolla yatırımcıların daha düşük maliyetle ithalat yapmalarına fırsat veriliyor.

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da sadece gümrük vergisi ve katma değer vergisi muafiyeti öngörüldüğü için ek mali yükümlülükler kapsam dışında kalıyor.

Ek Mali Yük Nedir?

2976 sayılı Dış Ticaretin Korunması Hakkında Karar uyarınca, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülük uygulanabiliyor.

Halihazırda ek mali yük uygulamasına baktığımızda üç farklı uygulamanın olduğunu gözlemliyoruz.

Bunlardan ilki ülkemizin İthalatta Korunma Önlemleri Mevzuatı ile uygulanan ek mali yükler. Örneğin, Naylon veya Diğer Poliamidlerden İpliklerin İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar bu kapsamda değerlendirilebilir.

İkinci uygulama ise mütekabiliyet esasına göre uygulanan ek mali yükler. Örneğin, ABD menşeli eşyaların ithalinde tahsil edilen ek mali yükler bu kapsamda yer alıyor.

Üçüncü uygulama ise Avrupa Birliği’nin (AB) gümrük birliği uygulamasından saptığı durumlar. 2018/11799 sayılı Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Tahsili Hakkında Karar uyarınca, Avrupa Birliğinin Bangladeş, Bolivya, Cape Verde, Endonezya, Hindistan, Kamboçya, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Sri Lanka, Ukrayna ve Vietnam menşeli eşyalara daha düşük gümrük vergisi uygulaması kapsamında ülkemizde AB üzerinden ithal edilen bu ülkeler menşeli eşyalardan ek mali yük tahsil ediliyor. Örneğin; Endonezya menşeli tekstil ürünü ülkemize ithal edilirken % 12 gümrük vergisine tabi olurken, aynı eşyanın AB’ye ithalatında % 9,6 oranında gümrük vergisine tabi oluyor. Tekstil ürününün A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ülkemize ithal edilmesi durumunda  söz konusu Karar ile % 2,4 oranında telafi edici vergi ek mali yük olarak alınıyor.

Yatırım Teşvik ile Ek Mali Yükümlülüğün Çatışması

Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün Gümrük Müşavirleri Derneklerine yönelik 13.11.2019 günlü 48900138 sayılı yazısında 2018/11799 sayılı Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Tahsili Hakkında Karar kapsamında tahsil edilen ek mali yüklere ilişkin bir açıklama yapılmıştır. Söz konusu yazıda yatırım teşvik belgesi kapsamında A.TR Dolaşım belgesi eşliğinde ithal edilen Bangladeş, Bolivya, Cape Verde, Endonezya, Hindistan, Kamboçya, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Sri Lanka, Ukrayna ve Vietnam menşeli ürünlerin ithalatında ek mali yükün tahsil edileceği belirtilmiştir.

Durum böyle olunca, yatırım teşvik belgesi kapsamında AB’den A.TR Dolaşım Belgesi kapsamında bu ülke menşeli yatırım mallarının ithalatında ek mali yük tahsilatı gerçekleşmiş olacak.

Sanayiciler tarafından Endonezya’dan doğrudan ithal edilen yatırım malı için herhangi bir gümrük vergisi ve ek mali yük çıkmazken, aynı eşyanın AB’den A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ithal edilmesi durumunda ek mali yük ödenmek zorunda kalınacak.

Sorumlu Vergicilik Bakışıyla…

2018/11799 sayılı Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Tahsili Hakkında Karar’ın geliş amacı AB’nin Bangladeş, Bolivya, Cape Verde, Endonezya, Hindistan, Kamboçya, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Sri Lanka, Ukrayna ve Vietnam’a uyguladığı daha düşük vergi nedeniyle ülkemizin karşılaştığı vergi kaybının engellenmesidir.

Ancak, AB üzerinden A.TR Dolaşım Belgesi eşliğinde ithal edilen yatırım teşvik belgesi kapsamı Bangladeş, Bolivya, Cape Verde, Endonezya, Hindistan, Kamboçya, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Sri Lanka, Ukrayna ve Vietnam menşeli ürünlerin ithalatında ek mali yük tahsil edilmesi yatırımcılarımızın ilave maliyetlere katlanacağı anlamına geliyor.

2018/11799 sayılı Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Tahsili Hakkında Karar’da yatırım teşvik belgesi kapsamında Bangladeş, Bolivya, Cape Verde, Endonezya, Hindistan, Kamboçya, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Sri Lanka, Ukrayna ve Vietnam menşeli ürünlerin ithalatında ek mali yük tahsil edilmemesine ilişkin düzenleme yapılmasının yatırımlar üzerindeki ek maliyetleri ortadan kaldıracağı değerlendiriliyor. 

AuthorName: Hakan Uçak
AuthorName:ID: 51
CategoryName: İthalat
CategoryName:ID: 100
ShortDescription: ​Hemen hemen her ülkede yatırımın artırılması amacıyla yatırımcılara/sanayicilere çeşitli ayrıcalıklar sunuluyor, ülke içerisinde üretimin artırılması için de teşvikler veriliyor
Date: 11/22/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/994/355×140-ithalatta-ek-mali-yuk.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/994/730-210-ithalatta-ek-mali-yuk.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

2020 Yaklaşırken Elektronik Belge Uygulamalarına Geçiş ve Zorunluluklar

Rating: 0
Content:

2020 yaklaşırken vergi kamuoyunda elektronik defter ve belge uygulamaları ve geçiş sürelerine yönelik son düzenlemelerin ne şekilde olacağı yönünde uzun zamandır bir beklenti vardı.

 

Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge uygulamalarına ilişkin son düzenlemeleri içeren tebliğ nihayet yayımlandı.

 

19 Ekim 2019 tarihli ve 30923 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-Belge uygulamalarına ilişkin tüm tebliğler birleştirilerek uygulama esasları düzenlenmiştir.

 

Söz konusu 509 seri no’lu Vergi Usul Kanunu Tebliği’ne göre; elektronik belge uygulamalarına hükmeden önceki yayımlanmış olan tebliğler yürürlükten kaldırılmıştır.

 

2019’un sonlarına yaklaştığımız bu günlerde VUK kapsamında elektronik belge uygulamaları, zorunluluklar ve geçiş sürelerinin son durumları ve konu hakkında son gelişmelere bir göz atalım.

1. Uygulama Hangi Elektronik Belgeleri Kapsıyor?

 

Elektronik Belge Uygulamalarına İlişkin 509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile uygulama ve düzenlemeler aşağıdaki belgeleri kapsıyor;

  • e-Fatura Uygulaması
  • e -Arşiv Fatura Uygulaması
  • e -İrsaliye Uygulaması
  • e -Serbest Meslek Makbuzu Uygulaması
  • e -Müstahsil Makbuzu Uygulaması
  • e -Gider Pusulası Uygulaması
  • e -Bilet Uygulaması
  • e -Sigorta Komisyon Gider Belgesi Uygulaması
  • e -Sigorta Poliçesi Uygulaması
  • e -Döviz Alım-Satım Belgesi Uygulaması
  • e -Dekont Uygulaması

 

E-Fatura Uygulaması ve Geçiş Zorunluluğu

 

2018 veya sonraki hesap dönemlerinde 5 Milyon ve üzeri olan mükellefler 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır.

  • Aracı Hizmet Sağlayıcıları, internet reklamcılığı ile internet ortamında reklam yayınlayan firmalar 01.07.2020 tarihine kadar,
  • e-Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerden, KDV Kanununun 11 inci maddesi kapsamındaki mal ihracı ve yolcu beraberi eşya ihracı kapsamında fatura düzenleyecek olanlar, bahsi geçen faturalarını,
  • EPDK lisanslı firmalar 1 Temmuz 2020’ye kadar, e-fatura Uygulamasına geçiş yapmak ve kullanmak zorundadır.

 

E-Arşiv Fatura Uygulaması ve Geçiş Zorunluluğu

 

  • e-Fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu bulunan mükellefler ile isteğe bağlı olarak e-Fatura uygulamasına bu Tebliğin yayım tarihi itibarıyla geçmiş olan mükellefler 01.01.2020, 
  • Aracı hizmet sağlayıcıları, internet ortamında ilan yayınlayanlar ile internet reklamcılığı hizmet aracıları 01.01.2020, 
  • e-Arşiv Fatura uygulamasına dahil olmayan mükelleflerce, 1/1/2020 tarihinden itibaren düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 30 Bin TL’yi (vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dahil toplam tutarı 5.000 TL’yi) aşması halinde, söz konusu faturaların "e-Arşiv Fatura" olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca sunulan e-Belge düzenleme portali üzerinden düzenlenmesi zorunlu olup 01.01.2020 tarihine kadar geçiş zorunluluğu bulunmaktadır.

 

e-İrsaliye Uygulaması ve Geçiş Zorunluluğu

 

e-Fatura uygulamasına kayıtlı olan ve 2018 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 25 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin 01.07.2020’ye kadar,

 

Spesifik olarak belirtilmiş bazı sektörlerde (maden, şeker, demir-çelik, EPDK lisansına sahip firmalar vb.) yer alan firmaların 1 Temmuz 2020’ye kadar uygulmaya geçiş zorunluluğu bulunuyor.

e-Serbest Meslek Makbuzu Uygulaması ve Geçiş Zorunluluğu

 

Serbest Meslek mükelleflerinin 1 Haziran 2020’ye kadar e-SMM Makbuzuna geçme zorunluluğu bulunuyor.

 

Buna göre; Tüm serbest meslek erbapları 2020 yılı haziran ayından itibaren serbest meslek makbuzlarını e-Serbest Meslek Makbuzu olarak düzenleyecektir.

e-Gider Pusulası Uygulaması ve Geçiş Zorunluluğu

 

e-Gider Pusulası uygulaması, Gelir İdaresi Başkanlığınca kendisine yazılı bildirim yapılan mükellefler dışındaki mükellefler için zorunlu bir uygulama olmayıp, kendisine yazılı bildirim yapılan mükelleflerin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirtilen süre içinde geçiş zorunluluğu bulunuyor.

 

VUK’a göre diğer Elektronik Belgelere Geçiş Zorunlulukları; 

 

  • e-Bilet: Kara ve deniz taşımacılığı yapan firmalar: 1 Ocak 2021
  • Yerli ve Yabancı Sinema işletmeleri: 1 Temmuz 2020
  • e-Sigorta Komisyon Gider Belgesi: Başkanlık tarafından belirtilen süre içerisinde
  • e-Sigorta Poliçesi: Başkanlık tarafından belirtilen süre içerisinde
  • e-Döviz alım satım belgesi: Başkanlık tarafından belirtilen süre içerisinde
  • e-Dekont: Başkanlık tarafından belirtilen süre içerisinde.

 

Elektronik Belge Uygulamalarına ilişkin Değerlendirme;

Yukarıda yer verdiğimiz 19.10.2019 tarihinde yayımlanan 509 no’lu VUK Tebliğinin tüm tarafların tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi ve elektronik belge uygulamalarında bütünlüğün sağlanması amacıyla hazırlanma amacının olduğunu görüyoruz.

Tebliğ kapsamında; e-Belge ve e-Defter uygulamalarına zorunlu olarak dahil olacak mükellef gruplarının kapsamı genişletilmiş, e-Gider Pusulası, e-Dekont, e-Döviz Alım-Satım Belgesi, e-Sigorta Poliçesi ve e-Sigorta Komisyon Gider Belgesi oluşturulmuştur.

 

Buna göre, e-Belge ve e-Defter uygulamalarına zorunlu olarak dahil olacak mükellef gruplarının kapsamı genişletildi. e-Gider Pusulası, e-Dekont, e-Döviz Alım-Satım Belgesi, e-Sigorta Poliçesi ve e-Sigorta Komisyon Gider Belgesi oluşturuldu. e-Belge ve e-Defter zorunluluğu için öngörülen ciro limitleri 10 milyon liradan 5 milyon liraya düşürüldü. Vergisel açıdan kritik sektör ve mükellef grupları zorunlu olarak kapsama dahil edilmiştir.

e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu bulunan mükellefler, aynı zamanda e-Arşiv Fatura uygulamasına da geçmek zorunda olacak ve mücbir sebepler haricinde tüm faturalarını elektronik ortamda düzenleyecektir.

Önemli bir hatırlatmamız da; e-Belge ve e-Defter zorunluluğu için öngörülen ciro limitleri 10 milyon liradan 5 milyon liraya düşürülmüş olmasıdır.

AuthorName: Bora Yargıç
AuthorName:ID: 76
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: ​2020 yaklaşırken vergi kamuoyunda elektronik defter ve belge uygulamaları ve geçiş sürelerine yönelik son düzenlemelerin ne şekilde olacağı yönünde uzun zamandır bir beklenti vardı.
Date: 11/7/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/993/355×140-elektronik-vergi.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/993/730-210-elektronik-vergi.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Turizm Sektörüne Yeni Bir Vergi Yükü Daha: Konaklama Vergisi

Rating: 0
Content:

1 Ekim 2019 tarihli "Turizm Payı"nın İlk Günü başlıklı yazımızda Turizm Payı ile ilgili bilgi vermiş ve sektör için yıl ortasında bir vergi sürprizi olarak ortaya çıktığını dile getirmiştik.

24 Ekim 2019 tarihinde TBMM’ne sevk edilen "Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi" ile sektöre özgü yeni bir ve​rgi daha ihdas edileceği anlaşılıyor. Teklifin 9’uncu maddesi "Konaklama Vergisi" hakkında hükümler içeriyor.

Konaklama Vergisinin 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun İkinci Kısmının İkinci Bölümü olarak eklenen 34 üncü madde ile düzenlendiği görülüyor.

Verginin konusu; Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane ve kamping gibi konaklama tesislerinde geceleme hizmeti ve bu hizmetten yararlananlara sunulan yeme, içme, aktivite, eğlence gibi her türlü yan hizmetler olacaktır. Dolayısıyla vergi sadece geceleme hizmetinden yararlananlara verilen hizmetleri konu almakta, söz konusu tesislerden konaklama dışındaki amaçlarla, örneğin sadece yeme-içme hizmeti ya da bir toplantı organizasyonu için yararlananlardan alınan bedeller verginin konusuna girmeyecektir.

Verginin oranının yüzde 2 olacağı kanun teklifinde belirtilmiş. Ancak, Kanuna ayrıca eklenen Geçici Madde ile 31 Aralık 2020 tarihine kadar bu oranın yüzde 1 olarak uygulanması öngörülmüş. Yeni vergi 1 Nisan 2020 tarihinden itibaren geçerli olarak yürürlüğe girecek.  

Vergi düzenlenen faturalarda da gösterilecek. Ancak Faturadaki KDV matrahına dahil edilmeyecek. Dolayısıyla, üzerinden bir de KDV alınmayacak.

Kamu misafirhaneleri, öğrenci yurtları gibi tesisler konaklama vergisinden istisna tutulmuş. Ayrıca karşılıklılık esasına göre diplomatik temsilciliklerin, konsoloslukların ve uluslararası kuruluşların mensuplarına verilen hizmetlerde de istisna uygulanabilecek.

Vergi aylık işlemler üzerinden takip eden ayın 26’ncı günü akşamına kadar beyan edilip ödenmek zorunda.

Bahsettiğimiz düzenlemeleri bir arada değerlendirdiğimizde, turizm sektörü üzerinde önümüzdeki dönemce önemli bir mali yükün geleceği anlaşılmaktadır. Yüzde 1 oranında Konaklama Vergisi ve Binde 7,5 oranında Turizm Payı ile konaklama tesisi işletmelerinin aylık ciroları üzerine bir vergi yükünün bindiği ve bunun konaklama fiyatlarını da yükselteceği öngörülebilir. Sektörün rekabetçiliğini de önemli ölçüde etkileyebilecek bir vergi düzenlemeleri paketi olduğunu belirtmek lazım.

Ayrıca, Turizm Sektörünün, yeni vergi paketinde sektöre özgü bahsedilen vergi düzenlemeleri dışındaki diğer vergi düzenlemelerinden de her mükellef gibi etkileneceğini dikkate aldığımızda, yeni vergi paketinin konaklama tesisleri üzerinde önemli bir etkisi olacaktır.

Bununla birlikte, yasanın gerekçesinde verginin yurt dışındaki diğer ülke örnekleri de dikkate alınarak, turizm merkezlerinde ve şehirlerde turistik amaçlı hizmetler için merkezi ve yerel yönetimlerin katlandığı kamusal maliyetlerin finansmanına katkı için böyle bir vergiye gerek duyulduğu belirtilmektedir.

Tabii ki yeni vergi paketinin henüz Kanun Teklifi aşamasında olduğunu ve yasama süreci içerisinde çeşitli tartışma ve değişikliklere konu olabileceğini de dikkate almak gerekir.   ​

AuthorName: M. Yavuz Öner
AuthorName:ID: 39
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: 24 Ekim 2019 tarihinde TBMM'ne sevk edilen "Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi" ile sektöre özgü yeni bir vergi daha ihdas edileceği anlaşılıyor.
Date: 10/25/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/992/355×140-turizm.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/992/730×210-turizm.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
KPMG

Yatırım Teşvik Sisteminden Örneklerle İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulaması

Rating: 0
Content:

Ülkemizde 1995 – 2009 yılları arasında bölge ve sektör ayrımı yapılmaksızın belirli bir büyüklüğün üzerindeki tüm yatırımlara hitap eden "genel teşvik sistemi" uygulanmış, 2009 ve sonraki yıllarda yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Kararlar ile yeni teşvik sistemine geçilmiştir. 

2012/3305 Sayılı BKK Çerçevesinde Yeni teşvik sisteminin amacı;

  • Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek,
  • Desteklenecek sektörleri, bölgelerin koşullarına ve rekabet avantajlarına uygun biçimde belirleyerek kümelenme yaklaşımının gelişmesine katkı sağlamak,
  • Uluslararası rekabet gücünü artıracak ve teknoloji ile araştırma-geliştirme içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımları özendirmek

olarak belirlenmiştir.

Buna göre yatırım teşvik mevzuatının temel amacı bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek ve katma değeri yüksek ithalat bağımlılığı az üretim yapısına geçmek olarak özetlenebilir.

Yeni Teşvik sistemi; genel, bölgesel ve stratejik yatırımların teşviki uygulamalarından oluşmaktadır.

11. Kalkınma Planı’nda, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, öncelikli sektörlere ilişkin açıklanacak öncelikli ürün listesindeki ürünlerin üretiminin destekleneceği,  Bakanlık tarafından belirlenen kriterleri sağlayan yatırım projelerinden uygun görülenlerin, "stratejik yatırım" olarak desteklenmesine karar verileceği açıklanmıştır.

Yeni teşvik sisteminin amaçlarına paralel olarak Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararlar kapsamında iller sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyeleri dikkate alınarak altı bölgeye ayrılmış, 1. Bölgeden 6. Bölgeye doğru gittikçe teşvik oranları ve süreleri artmaktadır.

Yatırımların teşvik ve destek unsurlarından yararlanabilmesi teşvik belgesi alınmasına bağlanmıştır.

Teşvik belgesi, yatırımın karakteristik değerlerini ihtiva eden, yatırımın bu değerler ve tespit edilen şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi halinde üzerinde kayıtlı destek unsurlarından istifade imkânı sağlayan bir belge olup Kararın amaçlarına uygun olarak gerçekleştirilecek yatırımlar için yatırımcıların müracaatı sonrasında Ticaret Bakanlığınca düzenlenir.

 

Yatırım teşvik belgesine bağlı yatırımlardan elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanması Kurumlar Vergisi Kanunu’na 32/A maddesinin eklenmesi suretiyle mevzuatımıza girmiştir.

Ayrıca İndirimli Kurumlar Vergisinin uygulanmasına ilişkin 10 Seri Numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği yayınlanmıştır.

İlgili kanun maddesi ve tebliğde gerekli açıklamalar yapılmış olmasına rağmen indirimli kurumlar vergisi uygulamasını uygulayanlar tarafında halen gri alanlar olduğu görülmekte olup İdare özelgeler yolu ile belirsizliklere çözüm getirmeye çalışmaktadır.  

Çalışmamızın konusunu, İndirimli Kurumlar Vergisi müessesesinin, mükellefler nezdinde en çok tartışılan, karmaşık ve kafa karışıklığına yol açan konular hakkında verilen özelgelere ilişkin soru ve cevaplar oluşturmaktadır.

 

1.      Birden çok teşvik belgesi olduğunda hangi teşvik belgesine öncelik verilecek?

 

Şirketler aynı dönem içerisinde birden çok yatırım yapabilmekte, gerekli şartlar sağlandığı takdirde her bir yatırım için yatırım teşvik belgesi alabilmektedir. Birden çok teşvik belgesi olduğu takdirde ise hangisine öncelik verileceği konusunda herhangi bir kısıtlama olmayıp şirketlerin kararına bırakılmıştır.

 

"2012/3305 sayılı BKK’ya göre düzenlenmiş birden fazla yatırım teşvik belgeniz bulunması halinde, indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecek diğer faaliyetlerden elde edilen kazancınızın yetersiz olması durumunda hangi teşvik belgesine öncelik verileceği şirketinizce serbestçe belirlenebilecek olup, belirlenen teşvik belgesinde yer alan vergi indirim oranına göre indirimli kurumlar vergisi uygulanması gerekmektedir." (Bursa VDB 03/04/2014 Tarih ve 17192610-125[ÖZG-13/7]-91 Sayılı Özelgesi)

 

2.      "Yatırım Dönemi" ifadesinden ne anlaşılmalı?

"Yatırım dönemi" ifadesinden, yatırıma fiilen başlanıldığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması; yatırımın fiilen tamamlandığı tarihin, tamamlama vizesinin yapılmasına ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığına müracaat tarihinden önceki bir geçici vergilendirme dönemine isabet etmesi halinde ise yatırımın fiilen tamamlandığı tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin son gününün dikkate alınması gerekmektedir." (Bursa VDB 03/04/2014 Tarih ve 17192610-125[ÖZG-13/7]-91 Sayılı Özelgesi)

 

3.      Yatırımın kısmen faaliyete geçtiği zamanda (Deneme üretimleri ve bunların satışı ) indirimli kurumlar vergisinden nasıl yararlanılabilir? 


"2012/3305 sayılı BKK’ya göre düzenlenmiş olan yatırım teşvik belgeniz kapsamındaki yatırımınızın kısmen faaliyete geçmiş olması halinde gerek işletilen kısımdan elde edilen kazanca gerekse anılan BKK’nın 15 inci maddesinin beşinci fıkrası dikkate alınarak diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması gerekmektedir." (Bursa VDB 03/04/2014 Tarih ve 17192610-125[ÖZG-13/7]-91 Sayılı Özelgesi)


4.      İki yatırım teşvik belgesi olan şirket, iki belgeye de indirimli kurumlar vergisi uygulayabilir mi?


"İki adet Yatırım Teşvik Belgesine bağlı yatırımdan kazanç elde edilmesi durumunda, her iki Kazanca da yatırım teşvik belgesinde belirtilen oranlarda indirimli kurumlar vergisi uygulanması mümkündür." (Büyük Mükelefler VDB 14/07/2014 Tarih ve 64597866-125[32/A-2014]-108 Sayılı Özelgesi)


5.      İki adet yatırım teşvik belgesi bulunan şirket için indirimli kurumlar vergisi hesaplaması yapılırken birinin kazancını ayrı hesaplarda diğerinin kazancını ise oranlama yöntemi ile hesaplamak mümkün müdür?


Yatırımdan elde edilen kazancın ayrı hesaplarda izlenerek ilgili kazanca indirimli Kurumlar Vergisi uygulanması gerekmektedir.  Ancak Kazancın ayrı hesaplarda takip edilmesine imkân bulunmayan hallerde tevsi yatırımlar için oranlama yöntemi ile yatırıma isabet eden kazanç hesaplanabilmektedir. Oranın her yıl ve geçici vergi dönemleri için ayrı ayrı tespit edilmesi gerekmektedir.

Oranlama Yöntemi;


Tevsi Yatırım Tutarı ( Fiili Harcama )

———————————————————-

Aktife Kayıtlı Bulunan Amortismana
Tabi Toplam Sabit Kıymetlerin Maliyet Bedeli
(Devam eden yatırımlara ait tutarlar da dâhil)

 

"Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanmasında, indirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazancın işletme bütünlüğü içinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespitinin mümkün olduğu hallerde kazanç ayrı hesaplarda takip edilecek, kazancın bu şekilde belirlenmesine imkan bulunmayan hallerde ise kazanç oranlama yapılmak suretiyle tespit edilecektir. Dolayısıyla indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanacak kazancın oranlama yapılmak suretiyle belirlenmesi seçimlik bir hak olmayıp indirimli kurumlar vergisi uygulanacak kazancın şirketinizce tespit edilmesi esastır. Buna göre, yatırım teşvik belgesine bağlı yatırımların birisinden elde edilen kazancın ayrı hesaplarda takip edilmek suretiyle belirlenmesi; bu şekilde tespite imkan bulunmayan ve diğer yatırım teşvik belgesinden elde edilen kazancın ise oranlama yapılmak suretiyle tespiti mümkündür."  (Büyük Mükellefler VDB 14/07/2014 Tarih ve 64597866-125[32/A-2014]-108 Sayılı Özelgesi)


6.      İndirimli kurumlar vergisi kullanılmasına tabi yatırım teşvik belgesinin kullanılması halinde "yatırım indirimi" hakkı ileriki tarihe taşınabilir mi?


"Yatırım indirimi istisnası beyanname üzerinde indirimli kurumlar vergisi uygulamasından önce dikkate alındığından, indirimli kurumlar vergisi dolayısıyla yatırım indiriminin kullanılamaması durumu söz konusu olmayacaktır."  (Büyük Mükellefler VDB 14/07/2014 Tarih ve 64597866-125[32/A-2014]-108 Sayılı Özelgesi)


7.      Yatırım Teşvik Belgesi türü "komple yeni yatırım" olarak verilmiş ancak mühendislerimiz tarafından yapılan incelemede kapasite artışımızın % 100 değil % 32 gerçekleştiği ve yatırım türümüzün "tevsi yatırım"  olduğu düşünüldüğü bu sebepten yatırımdan elde edilen kazancın yatırım tutarının, yalnızca ilgili işletme biriminin aktifinde yer alan toplam sabit kıymet tutarına oranlanması yoluyla bulunması mümkün müdür?


Yatırımdan elde edilen kazancın ayrı hesaplarda izlenemediği durumlarda oranlama yöntemi ile kazancın hesaplanabilmesi "tevsi" yatırımlar için söz konusu olup "komple yeni yatırımlar" için oranlama yöntemi uygulanamamaktadır. 

 

İşletmelerin faaliyet alanları arttıkça ya da genişledikçe muhasebe işlemleri sayısı artmakta, finansal bilgi ise daha karmaşık ve daha sofistike hale gelmekte olup işlemlerin ayrıştırılması zorlaşmaktadır.

 

Buradan hareket ile "komple yeni yatırımlar" içinde oranlama yönteminin kullanılabilmesi konusuna açıklık getirilmesi gerekmektedir.

 

"Teşvik belgesi müracaatlarının değerlendirilmesi önceden Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılırken 03.06.2011 tarih ve 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesinden sonra da Ekonomi Bakanlığı tarafından yapılmakta olup yatırımınız ilgili yatırım teşvik belgenizde "komple yeni yatırım" olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu yatırımınız, yatırım teşvik belgenize istinaden indirimli kurumlar vergisi uygulamasında da komple yeni yatırım olarak dikkate alınacak olup yatırımınızın cinsi konusundaki itirazlarınızın bu Kuruma yapılması gerekmektedir."  (Kocaeli VDB 28/02/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.01-KVK-2011/7-54 Sayılı Özelgesi)


8.      Tevsi yatırımlarda kazancın hesaplanması yönteminde hangi sabit kıymet tutarları dikkate alınacaktır?


Aşağıya eklediğimiz özelgede de belirtildiği üzere Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu konudaki genel eğilimi "toplam sabit kıymet tutarı" kavramının "amortisman öncesi brüt tutarı" ifade ettiği yönündedir.

 

Bu yaklaşım teşvik sisteminin etkinliğini önemli ölçüde azaltmakta ve hâlihazırda birçok teşvik belgeli tevsi yatırımda bu durum ciddi bir ihtilaf konusu olmaya devam etmektedir. Bu nedenle hak edilen kurumlar vergisi teşvikinden yararlanma on yıllarla ifade edilen sürelere yayılabilmektedir.

 

"Tevsi yatırımlarda, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan sabit kıymet tutarının hesabında bu kıymetlerin birikmiş amortismanlar düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması, "sabit kıymet" ifadesinden de Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması, dolayısıyla arazi-arsa ve amortismana tabi olmayan diğer kıymetlerle ilgili harcamaların indirimli kurumlar vergisinden yararlanacak kazancın tespitinde dikkate alınmaması gerekmektedir."  (Kocaeli VDB 28/02/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.01-KVK-2011/7-54 Sayılı Özelgesi)

 

9.      İlk yıl aktifleştirilmesi zorunlu ve diğer yıllar ihtiyari olan finansman giderleri ile kur farkları yatırıma katkı tutarının tespitinde dikkate alınacak mı?


Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu konudaki görüşü "kur farkı ve finansman giderlerinin" vergi indirimine esas yatırıma katkı tutarının hesaplanmasına dikkate alınmayacağı yönündedir.

 

Ancak Yatırım Teşvik Mevzuatında yatırım maliyetine dâhil edilmeyecek harcamalar 15.06.2012 tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın "vergi indirimi" başlıklı 15/6 hükmünde düzenlenmiştir.

 

Bu kapsamda vergi desteğinden yararlanamayacak harcamalar SINIRLI SAYMA metodu ile mevzuatta belirlenmiş olup aşağıdaki şekildedir.

 

  • arazi,
  • arsa,
  • royalti,
  • yedek parça
  • amortismana tâbi olmayan diğer harcamalar

    Yapılan düzenlemenin mefhumu muhalifinden konuya bakıldığında, tahdidi olarak sayılan harcama kalemleri (arazi, arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tâbi olmayan harcamalar) dışında yer alan harcamaların vergi indirimi desteğinden yararlanabileceği ve dolayısıyla da yatırıma katkı tutarının hesaplanmasında dikkate alınabileceği açıktır.

     
    "Yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi; aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması mümkün bulunmakta olup 163 ve 334 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

    Öte yandan faiz giderleri ve kur farkları, indirimli kurumlar vergisine esas olan yatırıma katkı tutarını değiştirmeyecek, Ekonomi Bakanlığının teşvik belgesine göre belirlenen indirimli kurumlar vergisine esas yatırıma katkı tutarı finansman giderleri dolayısıyla artmayacak veya azalmayacaktır." (İzmir VDB 17/07/2014 Tarih ve 84098128-125[32A-201322]-436 Sayılı Özelgesi)


10.   Tevsi yatırımlarda sabit kıymet oranlaması her yıl için ayrı ayrımı hesaplanacak? Yoksa aktife alınma yılında yapılan oranlama sonraki yıllarda da kullanılacak mı?


"Tevsi yatırımlarda elde edilen kazancın ayrı bir şekilde tespitinin mümkün olmaması halinde, indirimli oran uygulanacak kazancın hesaplanmasında tevsi yatırım tutarının dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına oranlanması suretiyle belirlenen oranın her yıl ayrı ayrı tespit edilerek uygulanması gerekmektedir."  (Kocaeli VDB 28/02/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.01-KVK-2011/7-54 Sayılı Özelgesi)

AuthorName: Erhan Eren
AuthorName:ID: 103
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: Ülkemizde 1995 – 2009 yılları arasında bölge ve sektör ayrımı yapılmaksızın belirli bir büyüklüğün üzerindeki tüm yatırımlara hitap eden "genel teşvik sistemi" uygulanmış, 2009 ve sonraki yıllarda yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Kararlar ile yeni teşvik sistemine geçilmiştir.
Date: 10/21/2019
Attachments: https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/991/355×140-Sekuritizasyondaki Yontem Farkliliklari.jpg
https://www.kpmgvergi.com/Blog/Lists/BlogText/Attachments/991/730×210-Sekuritizasyondaki Yontem Farkliliklari.jpg

izmir smmm, izmir muhasebe, izmir serbest muhasebeci,izmir mali müşavir,mali müşavir muhasebeci,izmir muhasebeci,smmm izmir