Kategoriler
Erta Denetim

Elektronik Tebligat Sistemi Broşürü Yayınlandı

Bülten: 2020/59

ELEKTRONİK TEBLİGAT SİSTEMİ BROŞÜRÜ YAYINLANDI

456 ve 511 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
yer alan açıklamalar doğrultusunda; tebligatı yapan birim tarafından düzenlenen
ve tebliği gereken belgelerin mükelleflerin elektronik adreslerine tebliğ
edilmesine ilişkin detaylı açıklamaların yer aldığı “Elektronik Tebligat
Sistemi” Broşürü kullanıma sunulmuştur.

Bu kapsamda:

e-Tebligat sistemini kullanmak zorunda olanlar;

• Kurumlar vergisi mükellefleri,

• Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi
mükellefiyeti bulunanlar (kazançları basit sulde tespit edilenlerle gerçek
usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç)

Zorunluluk kapsamına girmeyen tüzel kişiler ile tüzel
kişiliği olmayan teşekküller ve isteğe bağlı olarak kendilerine e-Tebligat
yapılmasını talep eden gerçek kişiler sisteme gönüllü olarak başvurabilirler.

Örneğin, sadece sahip olduğu araç nedeniyle Motorlu Taşıtlar
Vergisi mükellefi olan Ahmet Bey, sistemi kullanmak zorunda değildir. Ancak kendisine
kesilen trafik para cezasından veya idari para cezalarından hızlı ve zamanında
haberdar olarak haklarından faydalanmak isterse e-Tebligat sistemine dâhil
olabilir.

İlgili broşür linki aşağıda yer almaktadır:

https://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/beyannamerehberi/e_Tebligat_Brosuru.pdf

izmir smmm, izmir muhasebe,izmir mali müşavir,mali müşavir izmir,muhasebeci izmir,izmir muhasebeci,smmm izmir

Kategoriler
MuhasebeTR

E-Tebligat Adresi Alımında Son Günler! E-Tebligat Adresi Almayanın Cebi Yanacak

BASINDAN YAZILAR

E-Tebligat Adresi Alımında Son Günler! E-Tebligat Adresi Almayanın Cebi Yanacak / Yılmaz Sezer » Muhasebe TR

E-Tebligat Adresi Alımında Son Günler! E-Tebligat Adresi Almayanın Cebi Yanacak / Yılmaz Sezer


Belirli kamu kurumları tarafından gerçekleştirilen hukuki ya da idari işlemlerin ilgilisine bildirilmesi için kullanılan yönteme tebligat denmektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak, hali hazırda posta veya memur yoluyla gerçekleştirilmekte olan tebligat uygulamasında bir takım değişikliklere gidilmiş ve Maliye Bakanlığı tarafından e-Tebligat uygulaması başlatılmıştır.

Buna göre elektronik tebligat, “213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 456 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümlerine göre tebliği gereken belgelerin, e-Tebligat sistemi ile mükellefl erin elektronik adreslerine tebliğ edilmesidir. Bu tebliğ fiziki ortamda yapılan tebligat ile aynı sonucu doğurmaktadır. (http://www.gib.gov.tr/e-Tebligat)”

01.10.2015 tarihi itibarıyla ihtiyari olarak uygulanmaya başlanılan e-Tebligat 01.01.2016 tarihi itibarıyla zorunlu olarak uygulanacaktır. e-Tebligat’a ilişkin yasal düzenleme Vergi Usul Kanunu ile yapılmış olup, Maliye Bakanlığı tarafından ise, e-Tebligat’ta uyulacak usul ve esasları belirlemek üzere, 456 Sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmıştır. Anılan düzenleme ile elektronik ortamda tebligat ilgili kurum ve/veya kişinin elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacaktır. Söz konusu tebliğ ile kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak kişiler aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

• Kurumlar vergisi mükellefleri,

• Gelir vergisi mükellefl eri,

• İsteğe bağlı olarak kendilerine e-Tebligat yapılmasını talep edenler,

Anılan tebliğde herhangi bir ayırım gözetmeksizin tüm kurumlar vergisi mükellefl eri için e-Tebligat zorunluluğu getirilmiş bulunmaktadır. Gelir vergisi mükellefl eri için ise sınırlandırma getirilmiş olup, ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri kapsama alınmıştır. Bunlardan kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler ise kapsama şimdilik dahil edilmemişlerdir. Ancak Tebliğde bu şartları taşımayan kişilerin ise istemeleri haline ihtiyarı olarak bu düzenlemeden yararlanabilecekleri belirtilmiştir.

Zorunlu olarak e-Tebligat sistemine geçmesi gereken mükellefl er, 31.12.2015 tarihine kadar bildirimde bulunarak e-Tebligat adresi almak ve e-Tebligat sistemine geçmek zorundadırlar. e-Tebligat adresi almayanlar ve dolayısıyla e-Tebligat sistemine geçmemiş olanlar hakkında ise yine ilgili tebliğ hükümlerine bulunan yaptırımlar uygulanacaktır.

e-Tebligat sistemine geçmesi olması zorunlu olanlardan bu tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için VUK’un 148, 149 ve mükerrer 257. maddeleri gereğince, aynı kanunun mükerrer 355. maddesindeki cezai müeyyide yani özel usulsüzlük cezası uygulanacaktır. 2015 yılı için geçerli olan özel usulsüzlük cezaları ise; 1.sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbapları için 1.300 TL, 2.sınıf tüccarlar için 660 TL. diğerleri için de 330 TL olarak belirlenmiştir. Ceza uygulaması sonrasında re’sen oluşturulan internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi gerçek kişilerde mükellefe, tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde doğrudan kanuni temsilcisine tebliğ edilir ve e-Tebligat adreslerine tebligat gönderimine başlanılır. Yani yasal süresi içerisinde e-Tebligat adresi almayan mükelleflerin ceza ödemek suretiyle hem cebi yanacak hem de Kanun gereği kendilerine tanımlanan tebligat adresini resen kullanmak zorunda olacaklar. Dolayısıyla mükellefl er kendi istekleri ile almasalar bile elektronik adreslerine yapılacak tebligat geçerli olacak ve sonuçları mükellefl er için bağlayıcı hüküm doğuracaktır.

Dünya Gazetesi | 25.12.2015


MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN

Kategoriler
KPMG

1 Ocak 2016 Tarihinde Hayata Geçecek ”Elektronik Uygulamalara Dikkat

Rating: 0
Content:

Son yıllarda bilgi teknolojileri ve iletişim alanında ciddi gelişmeler kaydedildiğini ve toplumun hemen hemen tüm bireylerinin bu sistemleri kullanır hale geldiğini görüyoruz. Haliyle Devlet de, gerek kendi verdiği birçok hizmeti gerekse vatandaşların ihtiyaç duyduğu hizmetleri elektronik ortamlara taşıyarak hem çağın gereklerine uyum sağlıyor; hem de hizmetleri daha hızlı, daha etkin ve daha az maliyetle yerine getirmenin yöntemlerini arıyor. Bu amaçla Maliye Bakanlığı, özellikle de Gelir İdaresi Başkanlığı, kayıt dışılığın önlenmesi, daha etkin ve verimli bir şekilde vergi toplanması ve belirli hizmetlerin de daha etkin ve hızlı bir şekilde sağlanması amacıyla birçok elektronik uygulamaya öncülük etti.. Elektronik beyanname ile başlayan bu süreçte gelinen aşamada; e-fatura, e-defter, e-arşiv, e-tebligat, e-haciz, yeni nesil ödeme kaydedici cihaz, elektronik saklama yükümlülükleri gibi birçok uygulamanın bir kısmı halihazırda  yürürlüğe girerken; bir kısmının da kısa sürede yürürlüğe girmesi bekleniyor.  

Belirtilen bu “e-uygulamalar”dan aşağıdaki dört konuya ilişkin olarak uygulamaların 01.01.2016 tarihinde başlayacak olması nedeniyle mükelleflerin konuya daha hassasiyetle yaklaşmaları ve kalan kısa sürede uygulama için eksikliklerini tamamlamaları gerektiğini hatırlatmak isteriz. 
1- e- Tebligat Sistemi 01.01.2016 Tarihinde B​aşlıyor

e- Tebligat sistemi ve uygulamaya ilişkin kapsam ve geçiş sürecine ilişkin açıklamalar 456 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ile belirtilmiştir.Buna göre; kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefi olanlar e-tebligat sistemine ilişkin uygulama kapsamına girmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, kazançlarını “basit usül”e göre belirlenen ticaret erbabı ile yine gerçek usule göre kazancı tespit edilmeyen çiftçiler ise e-tebligat kapsamı dışında bırakılmışlardır. Bununla birlikte, kapsamda olmasalar dahi kendilerini e-tebligat yapılmasını isteyen mükellefler de başvurmaları halinde sisteme dahil olabilecektir. Tebligat elektronik ortamda gönderinin teslimini izleyen 5’inci gün sonu itibarıyla yapılmış sayılacaktır. 

e- Tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ’ni (Şirketler ve Diğer Tüzel Kişiler İçin) kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. Bu mükellefler, söz konusu bildirimi kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla bizzat teslim edeceklerdir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus ise düzenlenecek vekaletnamede muhakkak surette “e-tebligat işlemlerini yapmaya” ifadesinin yer alması gerektiği hususudur. 

Yine e-Tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ’ni(Gerçek Kişiler İçin) internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.
e- Tebligat uygulaması 01.01 2016 tarihinden itibaren başlayacak olup, sisteme daha önce başvuru yapanlara 01.10 2015 tarihinden itibaren e-tebligat yapılabilecektir. 

2- İlk Defa e-Fatura ve e-Defter Kapsamına Giren Mükellefler 

Daha önce 421 seri no.lu VUK Genel Tebliği ile zorunluluk getirilen mükelleflere ilave olarak 454 seri no.lu VUK Tebliği ile yeni e-defter ve e-fatura kapsamına giren mükellefler belirlenmiştir. Buna göre Tebliğ‘de belirtildiği üzere ;

a) 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler.

b) 06/06/2002 tarih ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) lisans alan mükellefler. 

(Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle bu bent kapsamında değerlendirilmeyecektir.)
c) Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli III sayılı listedeki malları imal, inşa ve ithal eden mükelleflerden; 
  • (a) bendindeki şartı, 2014 hesap döneminde sağlayan mükellefler 01/01/2016 tarihinden itibaren,
  • ​2015 veya müteakip hesap dönemlerinde sağlayan mükellefler ise ilgili hesap dönemine ilişkin gelir/kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihi takip eden hesap döneminin başından itibaren,
  • (b) ve (c) bentlerinde sayılanlardan bu Tebliğ’in yayım tarihinden önce lisans alan veya mükellefiyet tesis ettirenler 01/01/2016 tarihinden itibaren, bu Tebliğ’in yayım tarihinden sonra lisans alan veya mükellefiyet tesis ettirenler ise, lisans aldıkları ya da mükellefiyet tesis ettirdikleri tarihi izleyen hesap döneminin başından itibaren
elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçmek zorunluluğuna tabi tutulmuştur. 
Bununla birlikte, lisans ya da mükellefiyet tesis tarihi ile izleyen hesap dönemi arasındaki sürenin üç aydan kısa olması halinde isteyen mükellefler bir sonraki hesap döneminin başından itibaren elektronik defter tutabilecekler ve e-Fatura uygulamasına geçebileceklerdir.
Sonuç olarak, ilk defa e-fatura ve e-defter uygulaması kapsamına giren mükelleflerin yukarıda belirtilen tebliğ uygulaması kapsamında gerekli hazırlıkların tamamlayarak 01.01.2016 tarihinden itibaren uygulamaya geçmek için gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir. 
3- Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazlar’ın (ÖKC) 01.01.2016 Tarihine Kadar Uyumlaştırılması Zorunludur

Konu 435 seri no.lu VUK Genel Tebliği’nde açıklandıktan sonra 451 seri no.lu VUK Tebliği ile değiştirilmiş ve buna göre ayrıntısı söz konusu Tebliğ’de açıklandığı üzere, bankacılık bilgilerini de ihtiva eden ÖKC fişleri ile banka POS harcama belgesinin işyeri nüshalarının sadece yeni nesil ÖKC yazıcılarından basılacağı belirtilmiştir. Fatura düzenleyen mükellefler açısından bakıldığında ise, fatura düzenlenme halinde mali değeri olan ÖKC fişi yerine, satışın faturalı satış olduğunu belirten bir bilgi fişinin ÖKC’den düzenlenerek müşteriye verilmesi ve bu bilgi fişinde banka POS harcama bilgilerinin de gösterilmesi gerekmektedir. 

Bu amaçla, yeni ÖKC’lerin muhakkak surette yukarıdaki belge düzenini temin edecek özellikte olması gerekmekte olup, bu sorumluluk yetkili ÖKC firmalarındadır. Daha önceki dönemlerde satılan ve bu sisteme uymayan ÖKC’lerin Yetkili ÖKC firmaları tarafından 01.01.2016 tarihine kadar yeni sisteme uyumlaştırması gerekmektedir. 
Harici Banka POS Cihazlarının da 01.01.2016 Tarihine Kadar Yeni Nesil ÖKC’lere Bağlatılması Zorunludur

Yine 435 No.lu VUK Genel Tebliği’nde (451 No.lu VUk Genel Tebliği ile değişiklik) belirtildiği üzere, basit/bilgisayar bağlantılı yeni nesil ÖKC kullanan mükelleflerin ise, işletmelerindeki harici banka POS cihazlarını 01/01/2016 tarihine kadar yetkili ÖKC firmaları aracılığıyla yeni nesil ÖKC’lere (Gelir İdaresi Başkanlığı Mesajlaşma Protokollerine uygun olarak) bağlatmaları zorunlu olup, bu tarihten sonra yeni nesil ÖKC’den bağımsız banka POS cihazlarını kullanmaları mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, burada herhangi bir şekilde satışlarını tamamını kullanılan bilgisayar terminallerinden düzenleyen firmalar açısından bir açıklama yapılmamıştır. Uygulamada örneğin bir mağazada dokuz adet terminali olan bir şirket, mevcut tüm POS cihazlarını yeni nesil ÖKC’lere bağlatması değerlendirildiğinde bunun şirketlere ciddi bir maliyet getireceği ve mali idarenin de bundan beklenen amacın tam olarak gerçekleşmeyeceği düşünülmektedir. Bir mükellefin hem e-fatura, hem e-defter hem de e- arşiv uygulamasına dahil olduğunu düşündüğümüzde, bu tür bir banka POS, ÖKC bağlantı zorunluluğunun kayıt dışını önleme amacına çok gerekli bir hizmet olmayacağı düşünülmektedir. Mevcutta birçok mükellef, uygulamanın maliyet ve zaman gerektiren bir uygulama olduğunu ve en azından geçiş sürecinin 1 yıl daha uzatılmasının yararlı olacağını talep etmektedirler. Bu hususların mali idarece dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. 
4- e- Arşiv Uygulaması, Belirli Mükellefler İçin 01.01.2016’da Başlıyor

433 seri no.lu VUK Genel Tebliği ile uygulamaya konulan e-arşiv sistemi içerik ve sağladığı kolaylıklar bakımından oldukça yerinde bir uygulamadır. Bu sistemde birçok mükellef fiziki olarak faturalarını yetkili matbaalara bastırmaktan ve yine faturaların ikinci nüshalarını bastırma ve saklama yükümlülüklerinden kurtulmuştur. Normalde sistem mükelleflere kolaylık sağladığı için izne tabi uygulanmakta ve mükellefler zorunlu tutulmamaktadır. Ancak, Tebliğ bazı mükellefleri ise bu konuda zorunlu tutmuştur. 

Buna göre; internet üzerinden mal ve hizmet satışı yapan ve 2014 yılı gelir tablosu brüt satış hasılatı tutarı 5 milyon lira ve üzerinde olan mükellefler, en geç 01/01/2016 tarihine kadar e-Arşiv Uygulamasına geçmek zorundadır. Kapsama giren mükelleflerin belirlenen tarihten önce e-fatura ve e-arşiv başvurularını ve fiili geçiş hazırlıklarını tamamlamaları gerekmektedir.

İnternet üzerinden yaptıkları satışlarda münhasıran bilet, sigorta poliçesi vb. belgeleri düzenleyenler zorunluluk kapsamı dışındadır.
Buradaki 5 milyon TL hasılatın işletmelerin bütün satış ve hizmet ifalarına ilişkin hasılatları kapsadığını belirtmek isteriz. Diğer bir ifadeyle “hasılat” ifadesi sadece internet üzerinden yapılan satışları kapsamamaktadır. Dolayısıyla, 2014 yılı gelir tablosunda brüt satış hasılatı 5 milyon TL ve üzeri olan ve aynı zamanda internet üzerinden mal ve hizmet satan bütün mükellefler e-arşiv kapsamına girmek zorundadırlar. 
Uygulamadan kendi isteklerine göre faydalanmak isteyen mükellefler ise e-fatura sistemine geçmiş olmaları gerekmektedir. Yine e-arşiv uygulaması için şirketler, kendi sistemlerini kullanabilecekleri gibi yetkili özel entegratör şirketlerden de yararlanabileceklerdir. 
Yukarıda dört başlıkta açıkladığımız ve 01.01.2016 tarihinde hayata geçecek olan elektronik uygulamalar için kapsama giren mükelleflerin dikkatli olmaları ve cezai işlemlere muhatap olmamak için işlemleri zamanında yerine getirmeye dikkat etmelerini öneriyoruz. 

Konular hakkında detaylı bilgi istenmesi halinde lütfen bizimle irtabata geçiniz. ​
AuthorName: Timur Çakmak
AuthorName:ID: 42
CategoryName: Vergi
CategoryName:ID: 73
ShortDescription: Son yıllarda bilgi teknolojileri ve iletişim alanında ciddi gelişmeler kaydedildiğini ve toplumun hemen hemen tüm bireylerinin bu sistemleri kullanır hale geldiğini görüyoruz. Haliyle Devlet de, gerek kendi verdiği birçok hizmeti gerekse vatandaşların ihtiyaç duyduğu hizmetleri elektronik ortamlara taşıyarak hem çağın gereklerine uyum sağlıyor; hem de hizmetleri daha hızlı, daha etkin ve daha az maliyetle yerine getirmenin yöntemlerini arıyor. Bu amaçla…
Date: 11/20/2015
Kategoriler
MuhasebeTR

Küresel Bir Olgu Bağımsız Denetim Nereye Koşuyor ?

YAZARLARIMIZ

Savaş Yıldız
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi


Küresel Bir Olgu Bağımsız Denetim Nereye Koşuyor ?

Tarih:
19/11/2015

Maliye Teşkilatında, Vergi müfettiş yardımcılarını iyi yetiştirmek amacıyla,
Ankara’da eğitim grup başkanlığının kurulduğu, 10.000 vergi inceleme elemanı ile
vergi incelemesi konusunda ki etkinliğinin artacağı ilgili çevrelerce
bilinmektedir. Merkezi sistemle hiçbir ayırım gözetmeksizin tüm mükellefleri
yeminli mali müşavirlerce tasdik raporuna bağlanmış mükelleflerde dahil
incelemeye başladılar ve inceliyorlar. Yeminli Mali Müşavirlerce tasdik raporuna
bağlanmış mükelleflerde dahil tüm mükelleflerin çok yakında cari dönemde vergi
incelemesine tabi tutulmuş olacağı, ilgili çevrelerce dile getirilmektedir.

Ayrıca, 2015 yılı nisan ayında maliyenin yazdırdığı yeni denetim programında,
560 kontrol noktası bulunduğu ilgililerce bilinmektedir. Anlaşılacağı üzere,
hiçbir ayırım gözetilmeksizin tüm işletmeleri vergi incelemesine tabi
tutabilecek yapıda bir denetim programından söz edilmektedir.

Bu
koşullar altında; şirketler için 2016 yılı ve sonrası, çok zorlu dönemler olarak
görünmektedir.

Firmaların değerli yöneticileri ise hep erteledikleri, mali sistemlerinin
yeniden yapılandırılması ihtiyaçlarını, e-fatura, e-defter, e-arşiv, e-tebligat,
e-yoklama, e-beyanname uygulamaları ile yeniden gündemlerine almak durumunda
kalacaklar. Maliye idaresinin getirdiği bu uygulamaların sağlıklı bir şekilde
hayata geçirilmesi aşamasında, ileride karşılaşılabilecek muhtemel risklerin
bertaraf edilebilmesi amacıyla firmaların iç kontrol sistemlerinin yeniden
yapılandırılmasının, bir ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Geçmişten
Günümüze Vergi İncelemesi

Vergi İncelemesi yasal
mevzuatımız çerçevesinde kamu maliyesinin görevleri arasındadır. Devlet bir
yetki vermiş ancak yetki verdiği meslek mensuplarını değil, mükellefi
denetlemiştir, denetlemektedir. Devletin vergi inceleme yetkisinden vazgeçmesi
hiçbir zaman söz konusu olmamıştır.

Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 18 seri nolu Genel Tebliğ de
özetle YMM’lerin yapacağı beyanname tasdikinin amacı, ödenmesi gereken gelir ya
da kurumlar vergisinin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.

Maliye’nin vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken verginin
doğruluğunu araştırmak, tespit etmek, sağlamak olduğuna göre yeminli mali
müşavirlerce yapılan tasdik hizmetinin maksadı ile arasında bir fark olmadığı
görülmektedir. Ancak, maliye idaresinin vergi incelemesi doğruluk incelemesi
ile birlikte uygunluk incelemesini de kapsamaktadır.

SMMM ve YMM Çalışma Usul ve esasları yönetmeliği’nin 48.
maddesinde ki “denetim” ibaresi, bağımsız denetim midir, inceleme midir,
teftiş midir, anlaşılamamaktadır. Bir kavram kargaşasının varlığı alenidir.
Tasdik hizmeti baştan sona vergi matrahının doğrulanması üzerine
kurgulanmıştır.

Yaklaşık 20 yıl önce Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan, 30.07.1995
tarih, 18 Nolu Genel Tebliğ de yeralan; Yeminli Mali Müşavirlere tasdik
ettirilen beyannameler ve bunlara ilişkin malî tablolar, kamu idaresinin yetkili
memurlarınca (vergi inceleme elemanlarınca) incelenmiş olarak kabul
edilecekleri” ifadeleri maliye idaresinin yukarıda açıkladığımız teknoloji
ve insan kaynağına dayalı yatırımları ve diğer hususlar dikkate alındığında
kanaatimce tasdik hizmetleri pazarını kaybedecektir.

Bu durum, Ticaret hukukumuz ile birlikte meydana gelen değişim ve
dönüşüm sürecindekaos ortamına sürüklenen meslek mensupları arasında acımasız
rekabete neden olmaktadır.

Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS)

AB uyum süreci, İnsanın
serbest dolaşımı, Paranın serbest dolaşımı, Malların serbest dolaşımı ve
Hizmet ticaretinin serbest dolaşımı olmak üzere dört önemli
unsuru içermektedir.

1995 yılında imzalanan
ve 1998 yılında yürürlüğe giren, Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Antlaşması
(GATS) içerisinde uluslararası hizmet ticareti kapsamında sayılan hizmetlerden
olan Uluslararası Muhasebe ve Denetim hizmetlerinin yeraldığı yeni Türk Ticaret
Kanunu’nun çıkarılması ve Kamu Gözetimi Kurumu’nun kurulması, AB uyum
sürecinde şirketler hukukunun kapanış kriterlerinden idi. Netice olarak yeni TTK
çıkarıldı ve KGK kuruldu. Fasıl da kapandı.

Bağımsız Denetim ve
danışmanlık hizmetleri ticari yaşamdaki yerini almış oldu. Küresel ticaret ile
uluslararası pazarlara açılan yada açılmayı planlayan işletmelerimiz açısından,
yabancı sermayeye erişim ve rekabet güçlerine katkı sağlanması hedeflerine
ulaşabilmelerinin ancak uygar dünyanın bir parçası olan uluslararası muhasebe
ve denetim hizmetleri ile mümkün olduğu tabidir.

Küresel ticarette ki önemi her
geçen gün artan, firmalarımızın finansal tablolarının hazırlanıp sunulmasında
çağdaş ve uygar dünyanın gerisinde kalması düşünülemez.

Menfaat
Sahiplerinin Bilgi İhtiyacı

Şirketlerin pay ve menfaat
sahiplerine sundukları finansal bilgilerin gerçeği yansıtması ve güvenilir
olması gerekmektedir. Bu bilgilerde çeşitli yanlışlıklar olabileceği için
güvenilirliğin her zaman ve her koşulda mevcut olduğu söylenemez.

Pay ve menfaat sahipleri,
şirketin yönetimi, finansal ve hukuki durumu ile ilgili olarak düzenli ve
güvenilir bilgiye erişim ihtiyacı duyarlar. Pay ve menfaat sahiplerinin,
ortaklığın faaliyetleri hakkında bilgi almalarını sağlayan en önemli kaynak
finansal tablolar ve raporlar olmaktadır. Finansal tablolar aracılığı ile
yapılan tüm açıklamaların gerçeği yansıtması ve güvenilir olması gerekmektedir.

Küreselleşme sürecinde Yeni TTK
ile getirilen Bağımsız Denetim yabancı ortakları olan firmalar yada yabancı
sermaye tarafından firmasının satın alınmasını bekleyen yada yatırımcılarla
dirsek temasında olan firmalar için uluslararası muhasebe ve denetim hizmetleri
bilgi ihtiyacının karşılanmasında önem arzetmektedir.

Bağımsız
Denetime Tabi Olmanın Kriterleri

Ticaret hukuku ile ticari
yaşamımıza giren zorunlu Bağımsız Denetime tabi şirketler Bakanlar Kurulu Kararı
(BKK) ile belirlendi. BKK’na ek’li bir liste ile belirlenen kurum, kuruluş ve
işletmelerin Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ile özdeş Türkiye Muhasebe
Standartlarını uygulayacakları ve bağımsız denetime tabi olacakları hüküm altına
alındı.

Tek başına veya bağlı
ortaklıkları ve iştirakleri ile birlikte 2014 yılı için, Aktif toplamı 50 milyon
ve üstü, Yıllık net satış hasılatı 100 milyon ve üstü, çalışan sayısı 200 ve
üstü olan ve sayılan bu kriterlerden en az ikisini sağlanmış olan şirketlerin
zorunlu olarak bağımsız denetime tabi olacakları BKK belirlendi. Bu kriterler
her yıl aşağıya çekilmekte, kademeli olarak zorunlu bağımsız denetime tabi
şirketlerin sayısı artmaktadır.

Kamu Gözetimi Muhasebe Denetim
Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan kurul kararları ile BKK’na Ek’li
liste ile belirlenen kurum, kuruluş ve işletmelerin TMS’nı uygulamaları zorunlu
iken, Ek’li liste dışında kalan zorunlu bağımsız denetime tabi şirketlerin
isteğe bağlı olarak TMS uygulayabilecekleri duyuruldu. Başka bir deyişle, TMS’nı
uygulamak istemeyen zorunlu bağımsız denetime tabi şirketlerin, finansal
tablolarını yürürlükteki mevzuat çerçevesinde hazırlayabilecekleri kararı
verildi.

BKK ile zorunlu denetime tabi
olan kurum, kuruluş ve işletmeler dışında kalan şirketlerin isteğe bağlı olarak
bağımsız denetim hizmetlerinden ve sağladığı avantajlardan yararlanabilecekleri
tabidir.

Bağımsız
Denetim İhtiyaç mı ? Zorunluluk mu ?

Bir hususu da özellikle
vurgulamak istiyorum. Ticaret hukukumuzda yeralan Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı’nın denetimi, işletme ile ilgili olan tüm menfaat sahipleri adına
yapılacak olan ve tüm işletmeler için geçerli olan bir denetimdir. Maliye
Bakanlığı’nın denetimi ise vergi incelemesidir. İkisi birbirinden farklıdır.

Menfaat sahipleri yada çıkar
grupları, hissedarlar, bankalar, finans kurum ve kuruluşları, tedarikçiler,
yatırımcılar, çalışanlar ve devlet olarak adlandırılmaktadır.

İşletme yönetiminden bağımsız
olarak, Bağımsız Denetçiler tarafından denetlenmiş finansal tablolar, tüm
dünyada menfaat sahipleri açısından gerçeği doğru ve dürüst olarak yansıtan
güvenilir finansal tablolar olarak kabul edilmektedir.

Bağımsız denetim
kapsamı dışında kalan işletmelerin finansal tablolarının yürürlükteki mevzuat
hükümleri çerçevesinde hazırlanıp, sunulmasına izin verilmiş olsa da, ticaret
hukukumuz da yeralan hükümlerinde geçerli olduğunun unutulmaması gerekmektedir.

Türkiye Denetim
Standartları’nda, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde hazırlanan finansal
tabloların, “mevzuata uyum çerçevesi” ile bağımsız denetime tabi olacağı
alenidir. Finansal raporlama çerçevesi uyulması zorunlu belli kurallar koymuş
ise vergi kanunları öyledir, – Bu durum da raporlama çerçevesi
“mevzuata uyum çerçevesidir.” Bağımsız Denetim raporu da “mevzuata uyum
çerçevesine” göre düzenlenir.

Netice :

Yusuf Has Hacip asırlar önce
1070 yılında yazdığı “Kutadgu Bilig” adlı eserinde bu güncel sorunun
kaynaklarına değinmiş.

Öncelikle
milletin devlet üzerinde üç hakkı bulunduğunu ve bunu ödemesi gerektiğini
belirtiyor.

  • Bu haklardan ilki
    gümüşü temiz tut ve ayarını gözet.
  • İkincisi millete doğru
    yasa ver ve
  • Biri diğerine
    zulmederse gör.
  • Böylece halka hakkını
    ödemiş olursun ve sen de hakkını isteyecek durumda olursun diyor.

Devletin
millet üzerindeki haklarının,

  • İlki emirlerine değer
    versinler ve yerine getirsinler
  • İkincisi de hazinenin
    hakkını kısmasınlar ve zamanında ödesinler diyor.

Demek ki önce uygulanacak doğru
yasa(lar) ortaya konulacak sonra da uyulması beklenecek. Devlet böyle olmalı
millet de böyle olmalı, böylece huzur olur diyor.

Ekonominin motorları konumundaki
firmalarımızın değerli sahip ve yöneticilerine, firma değerinin arttırılmasına
katkı sağlayacak, Bağımsız Denetim hizmetlerinin sağladığı avantajlar konusunda,
küresel hizmet sağlayıcı konumunda olan bağımsız denetçilerden detaylı bilgi
edinmelerini, ihtiyaçtan kaynaklanan bir hizmet olarak değerlendirilmesini
önermekteyim.

Maliye idaresinin vergi
incelemesi konusundaki hızı ve çalışmaları ile bugün gelinen noktada, vergisel
risklerin de minimize edilebilmesi amacıyla Bağımsız Denetim ve danışmanlık
hizmetlerinden yararlanılmasını önermekteyim.

İşletme varlıklarının finanse
edilmesinde, yabancı kaynak kullanan firmalara menfaat sahiplerinden olan finans
kurum ve kuruluşlarına sunulmak üzere Bağımsız Denetim hizmetlerini
önermekteyim.

Firmanın menfaatleri
doğrultusunda ; Pay ve menfaat sahiplerinin bilgi ihtiyacını karşılamak amacıyla
hazırlanan finansal tablolar için Bağımsız Denetim hizmet ihtiyacının olup
olmadığı konusunda öncelikle karar verilmesi gerekmektedir.

Küresel hizmet olarak tanımlanan
ve Türkiye’nin 2023 Vizyonu içerisinde 150 milyar dolarlık hizmet ihracatı
hedeflerine katkı sağlaması beklenen, küresel bir olgu olan Bağımsız Denetim
hizmetlerini sağlayacak olan, Bağımsız Denetçinin hangi şehirde yada hangi
ülkede olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Kamu Gözetimi Kurumu’nun


www.kgk.gov.tr

web sitesinden denetim yetkisine haiz bağımsız denetçilere ulaşılması
mümkündür.

Kaynak:

www.MuhasebeTR.com

(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)