Rating: 0
Content:

Bu yazımda, gerek yurt içi gerekse yurt dışı bankalar ile gerçekleştirilen alacak devirlerinin “damga vergisi” ve “kaynak kullanımı destekleme primi” ile ilgili değerlendirmelerimi paylaşacağım. Öncelikle, alacak devrinin ne olduğuna ve bankacılık mevzuatında neyi ifade ettiğine bakalım.
Alacak Devri Nedir? Şartları Nelerdir? 
Borçlar Kanunu’nun (“BK”) 183 ila 186’ncı maddeleri hükümleri ile düzenlenen “alacağın devri” şekil şartı aranan sözleşmelerden biridir. Bu düzenlemeler ile “alacağın devri” sözleşmesinde bulunması gereken şekil şartları düzenlenmiştir. BK’nın 184’üncü maddesinde, alacak devrinin geçerliliği, “yazılı” şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu nedenle, herhangi bir alacak devri, yapılacak “alacak devri sözleşmesi” ile gerçekleşir.  Buna ilave olarak, Borçlar Kanunu’nun 183’üncü maddesine göre; sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını 3’üncü bir kişiye devredebilmektedir. 
Diğer taraftan, alacak devrine engel durumlar olabilir. Örneğin, BK’nın 366’ncı maddesine göre, kiracı, kiraya verenin onayı olmadan kira konusu varlığı başkasına kiraya veremez. Buna ilave olarak, kiracı kiraya verenin onayı olmadan kira konusu varlığın kullanım ve işletme hakkını da başkasına devredemez. Bu açıklamalara göre, bir ticari işletme ticari faaliyetlerinden doğan alacağını devredebilir. 
Bilindiği üzere, alacak senetli veya senetsiz olabilir. Alacak, bir senet ile de temsil edilebilir. Eğer senet ile temsil edilen alacak “poliçe, bono ve çek” ise Türk Ticaret Kanunu’na göre bunlar kambiyo senetleri olarak adlandırılır. Bu özellikleri nedeniyle, kambiyo senetleri kolay el değiştirebilen, devredilebilen kıymetli evraklardır. Bu nedenle de, kambiyo senetleri ticari hayatta kredi ve ödeme aracı olarak kabul edilir. 
Devralan Banka ise, Alacak Devri Kredi midir?
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 48’inci maddesi ile “krediler” tanımlanmıştır. Söz konusu düzenleme ile “kredi” tanımı oldukça geniş tutulmuştur. Bu tanım ile, geleneksel kredi şekillerine ilave olarak finans piyasalarındaki gelişmeleri kavrayacak ibarelere yer verilmiştir. Örneğin, yeni finansal araçlardan “vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri” zikredildikten sonra, “benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler”, “ortaklık payları” ve “Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler” izlendikleri hesaba bakılmaksızın bankacılık uygulamasında “kredi” addedilmiştir.
Diğer taraftan, BDDK tarafından 26/01/2007 tarih ve 26415 mükerrer sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan Tekdüzen Hesap Planı ve İzahnamesi Hakkında Tebliğ ile hangi işlemlerin nerede muhasebeleştirilip, raporlanacağı açıklanmıştır. TDHP ile yapılan açıklamalara göre, “İskonto ve İştira Senetleri”, Krediler altında izlenmektedir. “İskonto ve İştira Senetleri” ile hesabına ilişkin açıklamalar şu şekildedir:
“Bankalar tarafından iskonto ve iştiraya kabul edilen Türk parası ve yabancı para senetlerin, yurda girecek olan yabancı para çeklerin ve/veya faturaların belirli oranlarda önceden ihracatçı veya döviz kazandırıcı işlem belgeli vb. kişiler lehine iskonto edilmesine yönelik kredi işlemleri 100, 101 İskonto ve İştira Senetleri – T.P.,Y.P. hesaplarında izlenir (…)”
Gerek Bankacılık Kanunu, gerekse TDHP açıklamalarına göre söz konusu işlemler kredi niteliğindedir. 
 
Bankalar ile Gerçekleştirilen “İştira ve İskonto” İşlemlerinin Damga Vergisi
Damga Vergisi Kanunu’nun (“DVK”) II sayılı tablosu’nun IV/23 no.lu fıkrasına göre,  “Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin kâğıtlar ile bu kâğıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç)” damga vergisinden istisnadır. 
Bu fıkra uygulaması ile ilgili olarak DV-4/2004 3/ Krediler ve DV-6/2004-5/ Krediler sayılı Sirküler ile açıklamalar yapılmıştır. 
 
Bu sirkülerlerden “DV-4/2004-3/ Krediler” sayılı olanı ile yapılan açıklamaya göre, “488 sayılı Kanun’a ekli (2) sayılı tablonun (23) numaralı fıkrasında yapılan değişiklik ile ihracat kredisi, yatırım kredisi, konut kredisi ve benzeri herhangi bir kredi ayırımına gidilmeksizin, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılan tüm krediler ile ilgili düzenlenen kâğıtlar ve bu kâğıtlar üzerine konulan şerhler istisna kapsamına alınmıştır. 
 
Kanun kapsamındaki kredi tanımına Bankalar Kanunu’na göre kredi olarak kabul edilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayrinakdi krediler girmektedir. akredifler de bu kapsamda değerlendirilmektedir. 
 
Böylece, yurt içi ve yurt dışından sağlanan kredilerde herhangi bir ayırıma gidilmeksizin tüm krediler istisna kapsamına alındığından, bu değişikliğe paralel olarak 5035 sayılı Kanun’un 49/4’üncü maddesiyle 488 sayılı Kanun’un mükerrer 30’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan uluslararası kurumlardan, yabancı ülkelerin kredi kuruluşlarından ve diğer her türlü dış kaynaklardan doğrudan doğruya veya Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar vasıtasıyla verilecek krediler ve bu kredilerin geri ödenmesi nedeniyle düzenlenen kağıtlarda “0” sıfır nispet damga vergisi uygulamasına ilişkin Bakanlar Kurulu’na yetki veren hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.”
 
Bu çerçevede, yerli veya yabancı bankalar tarafından iskonto ve iştiraya kabul edilen “Türk parası ve yabancı para senetlerin, yurda girecek olan yabancı para çeklerin ve/veya faturalar ile ilgili olarak imzalanan kağıtlar kredi işlemlerine ilişkin olup damga vergisinden istisna olduğu kanaatindeyiz. 
Çünkü bankalar ile imzalanan sözleşmeler iskonto ve iştira eden banka açısından tarafında kredi niteliğinde olup, alacağını iskonto veya iştiraya veren şirket açısından da yüklenilen maliyet “finansman gideri” olarak değerlendirilmektedir. Gerek Bankacılık Kanunu’nun 48’inci maddesinde yer alan “kredi tanımı” gerekse TDHP’ye göre bu işlemlerin kredi olduğu kanaatindeyiz. 
 
“İştira ve İskonto” İşlemlerinde KKDF
 
Genel olarak söz konusu işlemler kredi niteliğinde olduğundan, KKDF uygulaması da buna göre değerlendirilmelidir. Eğer söz konusu işlemlerde, ihracattan doğan alacağın ihracatçı tarafından temliki söz konusu ise; bu durumda bu işlem vergi, resim ve harç istisnası kapsamında değerlendirilmelidir. 
Bunlar dışında alacağı devralan banka yurt içi veya yurt dışı banka olma durumunda bağlı olarak KKDF uygulaması değişebilecektir. Gelir İdaresi’nin benzer bir konuda verdiği özelge özeti aşağıdaki gibidir: 
 
“(…) yer alan hüküm ve açıklamalara göre, yurt içinde yapılan mal satışlarından doğan alacaklar için yurt içindeki firmalar tarafından düzenlenen kambiyo senetlerinin yurt içinde mukim bankalarca iskonto/iştira edilmesi işleminin bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan diğer kredi kapsamında değerlendirilerek % 0 oranında KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. 
 
Söz konusu senetlerin yurt dışında mukim banka veya finans kurumlarınca iskonto/iştira edilmesi halinde ise lehtarca yurt dışından sağlanan bir kredi olarak değerlendirilmesi ve yürürlükte bulunan KKDF oranları üzerinden aracı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.” İlgili özelge linki şu şekildedir. (70903105-165.01.03[204]-68395 sayı ve 27/06/2014 tarihli özelge http://www.gib.gov.tr/node/89952 )”
 
Dolayısıyla, “iskonto ve iştira” işlemleri yurt içi bir banka ile gerçekleştirilirse %0 oranında KKDF’ye tabi olacağı, yurt dışı banka ile gerçekleştirilirse %3 oranında KKDF kesintisi yapılması gerektiği kanaatindeyiz. 
Konu hakkında ilave sorularınız olması halinde bizimle bağlantı kurabilirsiniz.
Saygılarımla,
AuthorName:ID: 27
CategoryName: KKDF
CategoryName:ID: 99
ShortDescription: Bu yazımda, gerek yurt içi gerekse yurt dışı bankalar ile gerçekleştirilen alacak devirlerinin “damga vergisi” ve “kaynak kullanımı destekleme primi” ile ilgili değerlendirmelerimi paylaşacağım. Öncelikle, alacak devrinin ne olduğuna ve bankacılık mevzuatında neyi ifade ettiğine bakalım…
Date: 2/15/2016